Bu Sistem Neden Değişmeli? | Eyüp Yalur yazdı
Mevcut sistem; siyasal, ekonomik, kültürel ve toplumsal düzen kaynaklı bütün istikrarsızlıkların ana temelini oluşturmaktadır. Yüzyıllık sorunları çözemediği gibi ülkeyi sorunlar yumağı haline getirdiği için değişmelidir. Ülkenin köklü sorunlarını çözmek yerine yok sayarak, görmezden gelerek, üstünü örterek çözdüğünü varsaydığı için değişmeli. Sorunların nedenine ve çözümüne değil yalnızca sonuca odaklanan, bu yüzden başarısız olan, değişim ve çözüme kapalı bu sistem elbette ki değişmelidir.

CEZAEVİ DOLULUĞU VE YARGIDAKİ ÇÖZÜLME
1 Haziran 2026 itibarıyla Türkiye genelinde 399 ceza infaz kurumunda, resmî kapasitelerinin yaklaşık %38,5’in üzerinde, 421.583 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. İktidar, suçu önlemek için çözüm yolları araması gerekirken bulduğu çözüm, 50 yeni cezaevi açmak olmuştur.
Millî irade olarak görülen TBMM etkisiz ve yetkisizdir. Milletvekillerinin Meclis Başkanlığına sundukları soru ve araştırma önergelerine, atanan bakanlar tarafından ancak isterlerse cevap verilmektedir. Deprem bölgesinden seçilen ve depremzedelerin sorunlarını dile getirmesi için Mecliste olması gereken Can Atalay, düşüncelerinden dolayı cezaevinde bulunan S. Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selçuk Mızraklı ve daha birçok eski milletvekili halen cezaevinde bulunmaktadır.
Yargı bağımsızlığını yitirdiği, uluslararası hukuk ve Anayasa Mahkemesinin kararları yok sayıldığı için bağımsız ve tarafsız bir yargı düzeni adına bu sistem değişmelidir. İktidar muhalifi birçok siyasetçi, gazeteci, sanatçı, avukat, iş insanı, YouTuber, stand-upçı; gösterileri, yazıları ve düşünceleri nedeniyle binlerce kişi cezaevlerinde yatmaktadır. Halk her on yılda bir darbelere maruz kaldığı için bu sistem değişmelidir.
Bu sistem her şeyi kendine benzetti. Bu sisteme dâhil olan başta siyasiler olmak üzere herkes, sistemin kalıplarına giriyor ve kirleniyor. Buna iktidar, muhalefet, belediyeler, bürokratlar, vatandaşlar (siyasilerle ve bürokratlarla haşır neşir olan akrabalar, partililer, iş insanları vb.) dâhildir.
Seksen yıllık parlamenter sistem tıkandığı için başkanlık sistemine geçildi. Ancak biriken sorunlara bu “Türk tipi başkanlık sistemi” de çözüm olamadı. Çünkü burada amaç sorunları çözmek değil, sistemi ayakta tutmaktır.
EĞİTİM, EKONOMİ VE YÖNETİM KRİZİ
Eğitim sistemi yapboz tahtasına dönmüştür. 2022’den 2026’ya kadar 9 eğitim bakanı değiştirilmiş, her seferinde farklı bir sistem uygulanmıştır. Diğer bakanlıklar da bundan pek farklı değildir. Ülke yönetiminde ehliyet, liyakat, ahlak gibi etik değerler yerlerde sürünmektedir.
Toplumun büyük çoğunluğu, ülkenin fedakârlığına katlanıp nimetlerinden eşit şekilde yararlanamıyor. Halkın oylarıyla seçilen ve herkese eşit mesafede olması gereken Cumhurbaşkanının, devleti temsilen “Herkese iş vermek zorunda değilim” demesi bile bu sistemin değişmesi gerektiğini göstermektedir.
Başta metropoller olmak üzere yaşam zorlaştı. Vatandaş kirasını ödeyemiyor; elektrik, doğalgaz, su, ulaşım, iletişim ayrı bir dert haline geldi; sağlıklı beslenemiyor. İktidarın tek çözümü: Köyüne geri dön. 86 milyonluk ülkede 13 milyon kişi işsiz, 5,1 milyon emekli ise açlık sınırında yaşıyor.
Saymakla bitiremediğimiz ve bitmeyen bunca olumsuzluktan kurtulmak için sistem değişmelidir. Bu sistem, demokratik bir cumhuriyetin önündeki en büyük engel olduğu için değişmelidir.
Sistem artık işlevselliğini yitirdi. Dış dünyadaki ve içerideki sosyal, siyasal, ekonomik değişimlere ayak uydurmakta zorlanıyor. Yüzyıl önce kurulan sistem, 86 milyonluk ülkeyi daha da ileriye taşıyamıyor. Bugün nüfus artışı ve kuşak çatışması yaşanıyor, refah talebi artıyor. Yapay zekâ çağına ne Kemalizm ne de siyasal İslam çözüm olamadı, olamıyor.
Ağır işleyen bürokrasi, sistemi hantallaştırdı. Adalete güven sarsıldı. Ekonomik anlamda büyük zorluklar yaşanıyor. Bu ülke ayakta kalmak istiyorsa A’dan Z’ye köklü bir değişim ve dönüşüm yaşamalıdır. Statükoda ayak direterek çağdaş ülkeler seviyesine ulaşamazsınız.
Toplumsal hayatta ve hukukta eşitlik, demokrasi ve adalet kavramlarının gerçekleşmesi için yeni demokratik bir sistem…
