ANASAYFASİYASETDevlet Artık Geçmişiyle Yüzleşmelidir

Devlet Artık Geçmişiyle Yüzleşmelidir

Eyüp Yalur yazdı: Devlet geçmişiyle yüzleşmeli, yüzyıllık ret ve inkâr politikaları değişmeli.

Devlet Geçmişiyle Yüzleşmelidir

Eyüp Yalur Yazdı

Sistem artık yüzyıllık geçmişiyle yüzleşmek zorundadır. Kendi geçmişinden kaçamıyor. Ülkenin sırtındaki yüzyıllık kambur, sorunlar yığını hala sorun yaratmaya devam ediyor. Bu köklü sorunlara sistem kendince ortadan kaldırılması gereken pürüzler olarak görüyor. Artık devlet geçmişiyle yüzleşmelidir, bu ret ve inkâr politikaları değişmeli, çözüm yolları aranmalıdır.

Rumlar ve Ermeniler daha çok şehirlerde yaşamakta ve tarım dışı sektörlerde çalışmaktaydılar. 1912 yılında, İmparatorlukta iç ticaretle uğraşılan 18.000 iş yerinin yüzde 15’i Türklere, yüzde 49’u Rumlara, yüzde 23’ü Ermenilere ve yüzde 13’ü Levantenler, diğer gayrimüslimler ve diğer Müslümanlara aitti. Doktor, mühendis, muhasebeci gibi 5300 serbest meslek sahibinin yüzde 14’ü Türk, yüzde 44’ü Rum, yüzde 22’si Ermeniydi. 1919 yılında Batı Anadolu’da çalışmakta olan 3300 imalat sanayi iş yerinin yüzde 73’ü Rumların olup, çalışan 22.000 işçinin yüzde 85’i de gayrimüslimlerdi.

1915-1927 arasında Türkiye coğrafyasında yaşanılan trajik savaş, “Tehcir ve Mübadele” süreçleri sonucunda Rum ve Ermeni nüfus Anadolu sahnesini terk etti. Oysaki bu insanlar ülkeye değer katıyorlardı.

1868 yılında Osmanlı döneminde kurulan Kızılay’ın kurucuları:

Dr. Marko Paşa (Rum)

Dr. Abdullah Bey (Fransız)

Aziz Bey (Kırımlı)

Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa (Hırvat)

Atatürk’ün imzasının tasarımcısı Hagop Vahram Çerçiyan bir Ermeni tasarımcıdır. MHP’nin Üç Hilal ambleminin tasarımcısı Levon Panos Dabağyan bir Ermeni tasarımcıdır. Örnekler o kadar çok ki! Dolmabahçe Sarayı’nın tasarımcısı Garabet Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan Ermeni’dir. İşte siz bu zenginlikleri yok ettiniz.

1927’ye gelindiğinde, 13.6 milyona düşen toplam nüfusun artık yüzde 99’u Müslümanlardan oluşuyordu. Ülkenin siyasetçisinin ağzına pelesenk ettiği “ülkenin yüzde 99’u Müslüman” aslında tablo böyle değildi. Bu hale getirdiniz.

Sadece Muğla ve Kırklareli’nde Ermeniler yoktu, onun dışında Türkiye’nin her yerinde yaşıyorlardı. Bugün sadece İstanbul’da yaşıyorlar. Türkiye’de neredeyse tamamı İstanbul’da yaşayan sadece 110.000 Rum ve 77.000 Ermeni kalmıştır. Dönemin Erzurum Milletvekili Hoca Raif Efendi diyor ki: “Ermeniler gittikten sonra şehirde çeşmelerin musluğunu tamir edecek bir tek usta kalmamıştı.” Ülkenin en büyük 52 kentinin nüfusu 3 milyondan 2 milyona düştü.

TBMM Genel Kurul’da gündem dışı söz alan ve 24 Nisan’a dair “Osmanlı, emperyalistlerin silahlandırdığı terör örgütlerine karşı bu kararı almak zorunda kaldı. Bu bir soykırım kararı değildir, kayıtlara geçsin istiyorum” diyor İyi Partili Turhan Çömez. Be adam! Sen tarihçi misin? Bu olayın soykırım olup olmadığına sen karar veriyorsun. Doğu Perinçek, Turhan Çömez ve diğer ırkçı zevahir gidin derdinizi Marko Paşa’ya anlatın. Hani bu soruna tarihçiler karar verecekti?

Devlet geçmişiyle yüzleşmeli…

Bu ve benzeri ırkçı olaylar sonucu Türkiye coğrafyasının beşeri, kültürel, toplumsal, olgusal gerçeklik muhtevası sadece Müslümanlaşmakla kalmadı, kırsallaştı, köylüleşti.

DEM Partili George Aslan’ın sorduğu soruya mantıklı ve makul cevap veremiyorsunuz: “Osmanlı yönetiminde nüfus 13 milyondu, bunlardan 3 milyonu Ermeni, Süryani ve diğer Hristiyan halklardan oluşuyordu. Lütfen cevap verin” diyor. Bugün ülke nüfusu 90 milyona yakın, azınlık diye tabir ettiğiniz Rumların 2.000-4.000, Ermenilerin sayısının yaklaşık 50.000-60.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu halkların nüfuslarının azalmasının sebebi nedir? Ama cevap verecek durumunuz yok, bu soruna cevap olacak arşivleriniz de yok. Yok çünkü hepsini hurda kâğıt mahiyetinde Bulgaristan’a sattınız. “Bu insanlara ne oldu, nüfusları niye artmadı, nereye gittiler?” Haydi bu sorulara cevap verin.

Turhan Çömez: “Tabii göç yolunda hayatını kaybedenler oldu fakat bu esnada Osmanlı bütün tedbirlerini aldı, yaşananlar tarihi bir süreçti, Osmanlı’nın kendi coğrafyasında almış olduğu bir karardı” diye yanıt veriyor. Aslında bu dolaylı bir kabullenmedir. Gazi Mecliste konuşulması zorlarına gidiyor. Yani bütün mesele budur: Bu meselenin konuşulmasından rahatsızlık duyuyorlar.

Toplumu tek tipleştirdiniz, zengin kültürel yapısını yok ettiniz. Okuryazarlığını, zanaatlarını, doktorlarını, eczacılarını, mühendislerini, tacirlerini önemli ölçüde kaybetti. Etnik ve kültürel zenginlikler yok edildi, aydınlarına kıyıldı. İşte bugünkü çorak Türkiye bu kültürel fakirlik sonucu oluştu. Devlet geçmişiyle yüzleşmeli

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL