Müslüman NATO’su mu kuruluyor? | Eyüp Yalur yazdı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan… Hiçbir yönüyle birbirine benzemeyen, tek ortak paydaları Sünni İslam olan bu ülkelerin 13 Ocak 2026 tarihinde Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde bir araya gelerek imzaladıkları savunma anlaşmasıyla Müslüman NATO’su mu, yoksa Sünni İslam Ordusu mu kurdukları, düşünce kuruluşları ve uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından analiz edilmektedir.
Peki, NATO üyesi olan Türkiye neden böyle bir ittifak kurma ve içinde yer alma ihtiyacı duydu? Oysa Türkiye, dünyanın en büyük ve en güçlü ittifakı olan NATO’nun şemsiyesi altındadır. Yoksa bu ittifak, İran’a karadan müdahale için kurulan NATO’nun bir alt birimi midir? Ortadoğu’daki Şii Hilali’ni yok etmek için kurulan bir ittifak mıdır?
Analistlere göre bu ittifak; Türkiye’nin NATO’nun ikinci askerî gücü olması, savunma sanayisi ve muharebe tecrübesi; Suudi Arabistan’ın finansal gücü ve Pakistan’ın nükleer kapasitesinin bir araya gelmesiyle önemli bir ittifakın oluşumudur.
Bu anlaşma, NATO’nun 5. maddesine benzer bir savunma mantığı taşıyor. Ancak sanki buradaki mantık, “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” değil de “Hepimiz Suudi Arabistan için” gibi bir anlayışı sezdiriyor. Yemen merkezli İran destekli Husi hareketi, Suudi Arabistan’la sürekli bir çatışma hâlindedir. Bu ittifakın amacı, Suudi Arabistan’a ait petrol tankerlerinin, petrol kuyularının ve limanlarının güvenliğini sağlamaktır.
Bu ittifakın Ortadoğu’daki iki ülke olan İran ve İsrail için kurulduğu söylense de Suudi Arabistan’ın İran’la ilişkileri, Çin arabuluculuğunda başlatılan diyalogla normalleşmişti. Yine Suudi Arabistan-İsrail ilişkilerinde de ABD arabuluculuğunda güvenlik teması kurulmuştur.
Türkiye, Kasr-ı Şirin Anlaşması’yla günümüze kadar İran’la çok ciddi bir sorun yaşamamıştır. Pakistan ise İran dostu bir ülkedir ve ABD-İran krizinde arabulucu rolü üstlenmiştir. Bu olumlu gelişmelere rağmen İran, bu ittifakı kendisine tehdit olarak algılamaktadır.
Bu ittifak İsrail karşıtı olamaz. Olamaz çünkü İsrail’in arkasındaki en önemli gücün bazı AB ülkeleri ve ABD olduğu ve ABD’nin bu üç ülkeyle dost ve müttefik olduğu bilinen bir gerçektir. Karşı karşıya gelmezler. Bu ittifaka olumsuz tepki veren iki ülke İran ve İsrail olmuştur.
Peki, Türkiye’ye bu ittifak hangi güvenlik hizmetini sunacak ya da ekonomik, siyasi avantajlar sağlayacak? Bu iki Ortadoğu ülkesi, NATO ülkelerinden daha mı güçlü ve güvenilirdir?
Trump, yaptığı paylaşımında, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamış olmalarını görmekten büyük mutluluk duyuyorum” ifadesini kullanmış ve söz konusu anlaşmanın, Ortadoğu’nun bir araya geldiğini ve ülkelerin kendilerini daha etkili bir şekilde savunabileceklerini ortaya koyduğunu belirtmiştir.
Bu söylem, Ortadoğu‘daki Sünni ve Şii mezhep bloklarının, ittifakların birbirlerine karşı örgütlendiklerini göstermektedir. Ortadoğu’da mezhep çatışmalarını körükleyebilir. Bu mezhep gerilimi Irak, Suriye, Lübnan, Yemen, Bahreyn gibi birçok ülkeye yayılabilir. Bu da bütün Ortadoğu’nun bir savaş alanına dönmesine sebep olur. Her zaman böylesi bir risk vardır.
ABD’nin olası bir İran saldırısına, İran da Körfez ülkelerine saldırır. Böylesi bir ortamda Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın yanında konumlanıp İran’ı vuracaklar mı? Ya da bu İslam ordusu, İsrail’in Gazze’ye veya bir Körfez ülkesine saldırması hâlinde İsrail’i vurabilecek midir?
Olası bir Pakistan-Hindistan çatışmasında Türkiye’nin tavrı ne olacak? Bu ittifakın tavrı, Ortadoğu’da olası bir çatışmada ortaya çıkacaktır. Bu üç ülkenin kendilerini nasıl tanımladıkları, İran’la ilişkilerinde nasıl davrandıkları ve İsrail’e bakış açıları oldukça önemlidir.
Yıl 1990’da NATO ve Varşova Paktı temsilcileri Paris’te buluştu ve Soğuk Savaş’ı resmen sona erdirdi. Günümüzde bu ve benzer ittifakların kurulması pek hayra alamet değildir. Oluşturulmak istenen “Yeni Dünya Düzeni” ile eski “Soğuk Savaş” paktları dönemine mi dönülüyor kuşkuları doğuyor insan zihninde.
