ANASAYFAKÜRDİSTANEnfal’i unutmayacağız: 180 bin Kürdün susturulan çığlığı

Enfal’i unutmayacağız: 180 bin Kürdün susturulan çığlığı

14 Nisan, Kürt halkının hafızasında yalnızca bir tarih değil; 180 bin insanın kaybı, binlerce yıkılmış köy ve hâlâ süren adalet arayışının simgesi olarak yaşamayı sürdürüyor.

Rojnameya Newroz – Enfal’i unutmayacağız: 180 bin Kürt’ün çığlığı! Evet, Enfal Soykırımı, Kürt halkının kolektif hafızasında yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliam değil; bugün hâlâ toprağın altında kemikleri aranan, isimleri mezarsız bırakılan ve her 14 Nisan’da yeniden kanayan bir yara olarak yaşamaya devam ediyor. Saddam Hüseyin liderliğindeki Baas rejiminin 1988 yılında Kürdistan’da başlattığı sistematik imha operasyonu, on binlerce değil, resmi ve uluslararası kaynaklarda sıkça vurgulandığı üzere yaklaşık 180 bin Kürdün katledilmesiyle sonuçlandı. Bu nedenle 14 Nisan, yalnızca bir yıldönümü değil; hafızanın, adalet talebinin ve “bir daha asla” sözünün yeniden kurulduğu gündür.

Enfal, yalnızca Kürtleri değil, bölgede yaşayan diğer halkları da hedef alan bir devlet şiddeti planıydı. Ancak operasyonun merkezi hedefi, Kürdistan’ın kırsal dokusunu, köy yaşamını, toplumsal bağlarını ve tarihsel varlığını ortadan kaldırmaktı. Binlerce köy yerle bir edildi, kadınlar ve çocuklar toplama merkezlerine sürüldü, erkekler ise çoğu zaman bir daha geri dönmemek üzere kamplardan çöllere taşındı.

Bir halkın hafızasında kara tarih: 1988 Enfal operasyonu

Enfal operasyonu, 1988 yılının Şubat ayından Eylül ayına kadar sekiz aşamada yürütüldü. Irak ordusu, güvenlik birimleri ve Baas bürokrasisi, Kürtlerin yaşadığı bölgeleri sistematik biçimde kuşattı. Her aşama belirli bir coğrafyayı hedef aldı; Germiyan, Behdinan, Kerkük çevresi ve Halepçe hattı bu saldırıların merkezinde yer aldı.

Human Rights Watch’un 1994 tarihli “Bureaucracy of Repression: The Iraqi Government in Its Own Words” raporu, rejimin kendi belgeleri üzerinden bu operasyonun planlı bir soykırım olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, 1991 ayaklanması sırasında ele geçirilen 18 ton resmi devlet belgesi, katliamın spontane değil, önceden hazırlanmış bir devlet politikası olduğunu açık biçimde kanıtladı.

Bu belgelerde köylerin boşaltılması, “yasak bölgeler” ilan edilmesi, sivillerin “sabotajcı” olarak tanımlanması ve belirli yaş aralığındaki erkeklerin infaz edilmesine ilişkin emirler yer aldı.

Katliamın mimarı: Kimyasal Ali

Enfal’in adı anıldığında Kürt halkının hafızasında öne çıkan ilk isimlerden biri, Saddam Hüseyin’in kuzeni Ali Hassan el-Mecid, yani halkın hafızasındaki adıyla Kimyasal Ali’dir.

Kimyasal Ali, 1987 yılında kuzey bölgelerinden sorumlu Baas yetkilisi olarak olağanüstü yetkilerle donatıldı. İlk kullanımda gerçek adıyla anılan Ali Hassan el-Mecid, daha sonra özellikle Halepçe ve kırsal Kürdistan’da kimyasal silahların kullanılmasındaki rolü nedeniyle tüm dünyada Kimyasal Ali adıyla tanındı.

Kaynaklara göre, onun komutasındaki operasyonlar sırasında yaklaşık 4 bin köy yok edildi, 1,5 milyona yakın insan zorla yerinden edildi ve yaklaşık 180 bin Kürt katledildi.

Kimyasal Ali’nin imzasını taşıyan emirlerde, “yasak bölgelerde bulunan insan ve hayvanların öldürülmesi” yönünde açık ifadeler yer aldı. Bu belgeler, soykırım niyetinin tartışmasız kanıtları arasında gösteriliyor.

Halepçe: Enfal’in en ağır çığlığı

Enfal’in en karanlık sayfalarından biri kuşkusuz 16 Mart 1988 Halepçe Katliamı oldu.

Irak savaş uçaklarının Halepçe’ye düzenlediği kimyasal saldırıda, birkaç saat içinde 3 bin 200 ile 5 bin arasında Kürt sivil hayatını kaybetti. Yaralı sayısının ise 7 bin ile 10 bin arasında olduğu belirtiliyor. Kullanılan kimyasal maddeler arasında hardal gazı, sarin ve tabun gibi ölümcül olanlar yer aldı.

Halepçe yalnızca bir şehir değildi; Enfal’in dünyaya açılan yarasıydı. Sokaklarda çocuklarını kucağında can vermiş babaların fotoğrafları, annelerin mezarsız ağıtları ve yıllardır süren travma, bugün bile Kürt toplumunun belleğinde canlılığını koruyor.

Bu saldırı, Kimyasal Ali’nin adını halk arasında kalıcılaştırdı.

Çöllere götürülenler ve geri dönmeyenler

Enfal’in en ağır insani sonuçlarından biri zorla kaybetmeler oldu.

HRW raporuna göre gözaltına alınan binlerce kişi önce Kerkük yakınlarındaki Topzawa kampına, ardından Tikrit ve güney Irak’taki çöl bölgelerine götürüldü. Kadınlar, yaşlılar ve çocuklar farklı kamplarda tutulurken, erkeklerin önemli bir kısmı toplu infazlara maruz kaldı.

Birçok aile için Enfal, bugün hâlâ “mezarı olmayan kayıp yakınları” anlamına geliyor.

Kürdistan’da her yıl bulunan toplu mezarlar, bu acının henüz kapanmadığını gösteriyor.

Yıkılan yalnızca insanlar değildi

Enfal, yalnızca can kaybı değil, bir halkın yaşam alanlarının yok edilmesi anlamına geliyordu.

Köyler ateşe verildi, tarlalar yakıldı, su kaynakları tahrip edildi, hayvanlar öldürüldü. Rejimin amacı yalnızca nüfusu azaltmak değil, Kürtlerin kırsal yaşam zeminini tamamen ortadan kaldırmaktı.

Yaklaşık 4 bin köyün yok edildiği bilgisi birçok kaynakta yer alıyor.

Bu, aynı zamanda kültürel hafızanın silinmesi girişimiydi.

Bir köyün yok edilmesi; mezarlığın, ağacın, çeşmenin, düğünlerin, ağıtların, dilin ve hafızanın hedef alınması anlamına geliyordu.

14 Nisan neden hâlâ bu kadar canlı?

Bugün 14 Nisan yani Enfal, Kürt halkı için yalnızca geçmiş bir tarihi değildir.

Bu tarih, annelerin hâlâ kayıp çocuklarını aradığı, mezar taşlarına isim yazılamayan insanların anıldığı, adalet talebinin sürdüğü bir gündür.

2026 itibarıyla Enfal’in 38. yılı geride kalırken, Kürt kamuoyunda tazminat, resmi tanınma ve uluslararası adalet talepleri yeniden gündemde. Son paylaşımlarda da Bağdat yönetiminin mağdur ailelere karşı anayasal ve ahlaki sorumluluğu hatırlatılıyor. Bugün yaptığı açıklamayla KDP lideri Mesud Barzani de bu soykırımın uluslararası düzlemde tanınması gerektiğini açıkladı.

HRW raporu: devlet kendi suçunu kendi belgeleriyle kaydetti

Human Rights Watch’un 1994 yılında yayımladığı bu rapor Kürt halkı açısından en kritik belgelerden biridir. 1994 yılında yayımlanan ve Saddam rejiminin kendi arşivlerinden elde edilen ve resmi belgeleri inceleyen tarihsel bir insan hakları çalışmasıdır. Enfal’in bir Soykırım operasyonu olduğuna dönük temel başvuru kaynaklarından birisidir.

Raporun İngilizcesi PDF’si için bağlantıya tıklayın. https://www.hrw.org/reports/pdfs/i/iraq/iraq.942/iraq942full.pdf

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL