ANASAYFABİYOGRAFİBir Bilim İnsanı Olarak İsmail Beşikci

Bir Bilim İnsanı Olarak İsmail Beşikci

İsmail Beşikci, 18 yılını cezaevinde geçirdi. 36 kitaptan 32'si yasaklandı. 1987'de Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi. İşte Sarı Hoca'nın hayatı.

İsmail Beşikci: Bilimin Namusunu Kurtaran Bilim İnsanı | Eyüp Yalur yazdı

Statükoya ve yüzyıllık egemen düşünceye karşı çıkmanın her zaman bir bedeli olmuştur.
Binlerce Kürt yurtseveri, aydını, bilim insanı, siyasetçisi bu bedeli canlarıyla, yıllarca zindanlarda çile çekerek, sürgünlerle ödemiştir.
Bu ağır bedeli ödeyenlerden biri de ülkede bilimin namusunu kurtaran, Kürtlerin kendisine “Sarı Hoca” dedikleri bilim insanı İsmail Beşikci‘dir.

Beşikci’ye göre “Bilim özgür bir ortamda üretilir. Bilimin gelişmesi için demokratik bir ortam ve demokratik koşulların yaratılması zorunludur” demektedir ve hayatını bilimsel bilginin üretilmesi, özgür ortamın oluşmasının önündeki engellerin kaldırılmasına adamıştır.

Beşikci, Çorum’un İskilip ilçesinde yaşayan bir Türk ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Beşikçi, 1960’larda Kürtlerle bu fakülte ortamında tanışır.

Beşikci, yaz aylarında Kürdistan’ın bazı il ve ilçelerine gittiğinde buralarda yaşayan halkın kaymakamlarla tercüman aracılığıyla konuştuğunu fark eder.
Kaymakamlara olayın boyutunu sorduğunda, tehditkâr bir şekilde, “Bu tür işlerin üzerinde durma, daha çok gençsin,” derlermiş.
Bölge (Kürdistan) halkının yaşadığı bu sorunları dile getirdiği raporlarda bu sorunun incelenmesini istiyormuş.
Hocalarıyla konuştuğunda hocaları da “Böyle şeylerle ilgilenme” derlermiş.

O sıralarda SBF’de Türkiye’nin Toplumsal ve Etnik Yapısı diye bir ders vardı. Hocalar, Kürt lafını ağızlarına almıyorlardı. Sadece Türk halkından, Türk toplumundan söz ediyorlardı.
Kürtlerden söz etmenin tehlikeli olduğunu vurguluyorlardı. Bu vurgulamadan hemen sonra, Kürtlerin aslının Türk olduğunu, Kürtçe diye bir dil olmadığını belirtiyorlardı.
“Bu tehditler, tercümanlar, inkârlar, yasaklar düşüncemi altüst ediyor,” diyordu.

Bunları yaşayan Beşikci, çalışmalarını Kürt meselesi, Kürt toplumu ve devletin resmî ideolojisi üzerine yoğunlaştırdı.
Kürtlerin toplumsal, ekonomik, sosyal ve siyasal durumunu dönemin hâkim yaklaşımlarından farklı biçimde inceledi.

Beşikci, 1964-1970 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde asistan olarak çalıştı. 1969 yılında Doğu Anadolu’nun Düzeni – Sosyo-Ekonomik ve Etnik Temelleri isimli çalışmasını yayımladı. Bu kitap, Atatürk Üniversitesi’ndeki öğretim görevine son verilmesine neden oldu.
Kürt meselesi üzerine araştırmaları, yazıları ve kitaplarıyla tanındı.
Yazdığı 36 kitaptan 32 tanesi Türkiye’de yasaklandı.

Beşikçi, bir süre sonra Atatürk Üniversitesi profesörlerinin ihbarı üzerine Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından tutuklandı. Bu, cezaevi ile ilk tanışmasıdır.
“Bu ülkede Kürtler de var” dediği için, bu gerçekliği bir bilim insanı, bir sosyolog olarak söylediği için yaşamının 18 yılını cezaevlerinde geçirmiş bir aydın, yazar, bilim insanıdır.

1999 yılında yapılan yasal düzenleme sonucu tahliye olduğunda hakkında 100 yıl hapis cezası ve o günün para kuruyla 10 milyar lira para cezası verilmişti.

1987 yılında iki Avustralyalı parlamenter
– Michael Maher, Avustralya İşçi Partisi Milletvekili
– Andrew Theophanous, Avustralya İşçi Partisi Milletvekili
Norveç Nobel Komitesi’ne Oslo’da bir mektup göndererek İsmail Beşikçi’yi 1987 Nobel Barış Ödülü’ne layık gördüklerini açıklamışlardır.

Beşikci, Türk aydınının Kürt sorununa bakışını da eleştirmekte ve Türk aydınının Kürt sorununa daha demokratik bir pencereden bakması gerektiğini vurgulamaktadır.
Türk aydınları, Türk solcuları, Kürt hareketlerini hep milliyetçi hareketler olarak değerlendirmişlerdir.
“Milliyetçi” kavramını bir saptamadan çok bir suçlama, bir aşağılama aracı olarak kullanmışlardır.

2011 yılında İstanbul’da Sarı Hoca adına İsmail Beşikci Vakfı (İBV) kuruldu. İBV, Uluslararası Kürt Çalışmaları Konferansları, panel ve seminerler düzenlemekte, vakıf bünyesinde kitap yayıncılığı yapmakta ve Kürt Tarihi dergisini çıkarmaktadır.
2012 yılında Uluslararası Hrant Dink Ödülü’ne layık görüldü.
2013 yılında Beşikci’ye Boğaziçi Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verildi.
2014’te Ermeni soykırımı üzerine çalışmaları nedeniyle Batı Ermenileri Kongresi ve Erivan Devlet Üniversitesi tarafından Kevork Surenyants Nişanı ile onurlandırıldı.
Kendisi birçok uluslararası nişan ve ödüle de layık görülmüştür.

Beşikci, Kürt meselesini yalnızca siyasi bir mesele olarak değil, tarih, sosyoloji, ekonomi, kimlik ve devlet yapısı açısından ele almıştır.
Kürt mücadelesine destek vermekle birlikte Kürtlere haklı olarak çuvaldızı batırmaktan da geri durmamıştır. Kürtlerde eksik olanın davalarına ideolojik olarak yaklaşan düşünceler değil, “millî duygu” olduğunu vurgulamıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL