ANASAYFAORTADOĞUABD İran mutabakatı sonrası tüm gelişmeler | Hürmüz Boğazı'nda ilk tanker...

ABD İran mutabakatı sonrası tüm gelişmeler | Hürmüz Boğazı’nda ilk tanker geçişleri başladı

ABD İran mutabakatı sonrası Hürmüz Boğazı'nda ilk petrol tankerleri geçiş yaparken, İsrail anlaşmayı "bağlayıcı bulmadığını" açıkladı ve Lübnan'da asker bulundurmakta ısrar ediyor.

ABD ile İran arasında aylardır süren silahlı çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen mutabakat zaptı elektronik ortamda imzalanırken, ABD İran mutabakatı sonrası Hürmüz Boğazı’nda ilk petrol tankerlerinin geçiş yaptığı bildirildi. Taraflar arasında 60 günlük teknik müzakerelerin önünü açan anlaşma, küresel piyasalarda petrol fiyatlarının yüzde 5’in üzerinde düşmesine neden olurken, resmi imza törenine günler kala İsrail’in anlaşmayı “bağlayıcı bulmadığını” açıklaması bölgede barış umutlarını gölgeliyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuğunda yürütülen süreçte, anlaşmanın Cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenecek törenle resmiyet kazanması bekleniyor.

ABD İran mutabakatı sonrası ilk somut adım boğazda görüldü

ABD İran mutabakatı sonrası ilk somut adım Hürmüz Boğazı’ndan geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın boğazın “Cuma günü tamamen açık olacağını” duyurmasının ardından Pazartesi akşamı bölgeden üç petrol tankeri ile iki yük gemisinin geçiş yaptığı aktarıldı. Trump yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’ndan petrol dolu gemiler hareket etmeye başladı” ifadelerini kullanırken, İranlı medya kuruluşları da geçişleri doğrulayan haberler yayımladı.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, BBC’ye yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesinin deniz trafiğinin savaş öncesi seviyelere dönmesi için ilk ve kritik adım olduğunu söyledi. Dominguez, bunun ardından yaklaşık dört aydır bölgede bekleyen gemilerin ve mürettebatın tahliyesi üzerinde çalışılacağını belirtti. Savaş öncesinde günde ortalama 130 gemi geçen boğazda bu seviyeye dönmek için, su yolunun güvenliğinin sağlanması amacıyla ek çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.

Ancak denizcilik şirketleri, boğazdaki trafiğin savaş öncesi seviyelere dönmesinin haftalar alabileceği uyarısında bulundu. Japonya’nın önde gelen denizcilik şirketi Mitsui OSK Lines’ın Genel Müdürü Jotaro Tamura, gemi sahiplerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi yeniden başlatmalarının haftalar alabileceğini açıkladı. Tamura, Financial Times gazetesine verdiği röportajda, sektörde ABD-İran anlaşmasının “somut” bir nitelik taşıdığına dair güven oluşması gerektiğini vurguladı. “Yalnızca ilgili ülkeler arasında basit bir anlaşma değil, bu mutabakatın somutlaşması ve Hürmüz Boğazı’nda gerçek koşullara yansıması gerekiyor. Ancak o zaman denizcilik şirketleri boğazdan geçme konusunda kendilerini rahat hissedebilir” dedi.

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı’ndan (Navcent) denizcilere ve gemi sahiplerine yönelik yayımlanan bir duyuruda, “İran limanlarına yönelik askeri ablukanın yürürlükte kalmaya devam ettiği” belirtildi. Navcent, ablukanın “19 Haziran 2026 için planlanan ABD-İran ateşkes anlaşması takviminin uygulanmasına kadar” süreceğini bildirdi.

Elektronik imza tamamlandı, Cenevre’de tören yapılacak

ABD’li yetkililer, mutabakat zaptının Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf tarafından elektronik olarak imzalandığını açıkladı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuğunda yürütülen süreçte, anlaşmanın “yaklaşık bir buçuk sayfa” ve “çok genel” bir belge olduğu belirtiliyor. Resmi imza töreni 19 Haziran Cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilecek.

Trump, Fransa’daki G7 toplantısında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmesi sırasında yaptığı açıklamada, “Şunu söylemekten büyük mutluluk duyuyorum; anlaşma tamamen imzalandı. Bu çok güçlü bir belge, kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Muhtemelen çok yakında açıklanacak” dedi. Trump, detayların imza töreninden sonra açıklanacağını da sözlerine ekledi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Garibabadi, anlaşmanın savaşa “anında son verdiğini” ve iki ay içinde “nihai mutabakat” görüşmelerinin yapılacağını duyurdu. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, anlaşmayı “bölge için büyük bir başarı” olarak değerlendirirken, İran ordusu anlaşmayı zafer olarak nitelendirdi. İran’da devlete ait IRIB ajansına göre Pezeşkiyan, mutabakat zaptının düzgün şekilde uygulanması halinde İran için “onurlu bir belge” olarak görüleceğini söyledi. Pezeşkiyan’ın Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerinin yüzde 90’ının anlaşma lehinde oy kullandığı ve ayrıntıların “uygun zamanda” onaylanacağı aktarıldı.

Anlaşmanın 14 maddesi ve belirsizlikler

İran’ın yarı resmi Mehr haber ajansına göre, ABD ile İran arasında 14 maddelik mutabakat taslağı hazırlandı. Taslakta kalıcı ateşkes, ABD’nin İran’ın iç işlerine karışmama taahhüdü, deniz ablukasının kaldırılması, ABD askerlerinin çekilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi başlıklar yer alıyor. Ayrıca İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması, yeniden inşa planları ve İran’ın nükleer silah üretmeme taahhüdünün sürdürülmesi öngörülüyor.

Başkan Yardımcısı Vance, anlaşmaya İran’ın nükleer silaha sahip olmaması koşulunun dahil edildiğini ve ABD’nin buna uyumu teyit edebileceğini söyledi. Trump ise, İran’ın 20 yıl süreyle uranyum zenginleştirmeyi askıya almasını müzakere ettiklerini ancak 15 yılda uzlaşabileceklerini ima etti. Vance ayrıca mutabakat zaptında yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesinin açıkça öngörüldüğünü belirtti.

Ancak anlaşmanın uygulanmasına dair önemli belirsizlikler mevcut. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, “nihai müzakerelerin, diğer tarafın mutabakat zaptı kapsamındaki taahhütlerinin yerine getirilmesinden sonraya erteleneceğini” belirten bir açıklama yaptı. Bu taahhütlerin ne olduğu ve İran’ın bunları nasıl yorumladığı, anlaşmanın geçerli olup olmayacağını belirlemeye yardımcı olacak.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağai, Washington’un yurt dışındaki dondurulmuş İran paralarını serbest bırakmayı ve savaş tazminatı ödemeyi taahhüt ettiğini öne sürdü. İran’ın Mehr haber ajansı, nihai mutabakat için müzakereler başlamadan önce 12 milyar dolarlık donmuş varlığın serbest bırakılacağını duyurdu. Buna karşılık Vance, Fox News’e verdiği demeçte anlaşma kapsamında İran’a herhangi bir vergi mükellefi parası gitmeyeceğini vurguladı. Savaş tazminatı konusu ve yurtdışındaki İran varlıklarının akıbeti belirsizliğini koruyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de anlaşmaya temkinli yaklaşan tarafta. Arakçi, “Kırık taahhütlerin olduğu tarihimiz var, anlaşmaların paramparça edildiği bir tarih… Bunların hepsi zihnimizde” diye konuştu. İran, anlaşmanın başarısı için ABD’nin somut adımlar atmasını beklediğini vurguluyor.

ABD İran mutabakatı sonrası piyasalarda petrol düştü, borsalar yükseldi

ABD İran mutabakatı sonrası küresel piyasalarda güçlü tepkiler görüldü. Pazartesi sabahı ABD West Texas Intermediate (WTI) ham petrolü yüzde 6 düşüşle varil başına yaklaşık 80 dolar seviyesine inerken, uluslararası gösterge Brent petrol de yüzde 5 gerileyerek varil başına 83 dolar civarına indi. Bu haber kaleme alındığı sırada, her iki petrol türü de haftanın ilk işlem gününde sert düşüşünü koruyordu. Altın ise enflasyonist baskıların hafifleyeceği beklentisiyle yüzde 2,51 artışla 4.325 dolara yükseldi.

Avrupa borsaları açılışta yükselirken, Euro Stoxx 50 ve daha geniş kapsamlı pan-Avrupa endeksi Stoxx 600 yüzde 1’in üzerinde artıda işlem gördü. İngiltere’nin FTSE 100’ü, Almanya’nın DAX 30’u, İtalya’nın FTSE MIB’i ve Fransa’nın CAC 40 endeksi yüzde 0,5 ila 1,5 arasında yükseldi. ABD’de S&P500 vadeli kontratları yüzde 2’nin üzerinde primlenirken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq 100 yüzde 3’ten fazla yükseldi.

Asya-Pasifik piyasaları gece boyunca sert yükseldi; Güney Kore’nin Kospi endeksi yüzde 5’in üzerine çıkarak Cuma günkü yüzde 4’lük düşüşünü telafi etti, Japonya’nın Nikkei 225 endeksi yaklaşık yüzde 3 artıda işlem gördü. Hong Kong’un Hang Seng endeksi yaklaşık yüzde 0,5 arttı, Şanghay Borsası’nın SSE endeksi ise yüzde 1,5’in üzerinde yükseldi.

Enerji piyasası uzmanları, boğazdan petrol sevkiyatının savaş öncesi seviyelere hemen dönmesinin beklenmediğini, tankerlerin birikmiş yükünün temizlenmesi ve mayınların kaldırılmasının haftalar sürebileceğini belirtti. Şu anda Körfez’de 500’den fazla gemi ve binlerce denizci beklemeye devam ediyor. Dominguez, bölgede tehlike oluşmaması için özellikle Umman ve İran ile iş birliği yaptıklarını söyledi. Ayrıca gemilerin boğazdan hızlı çıkış girişimlerinin çarpışmalara yol açabileceği uyarısında bulunarak, “düzenli bir yaklaşım” gerektiğini vurguladı.

İsrail’den “bizi bağlamaz” çıkışı

Anlaşmaya en sert tepki İsrail’den geldi. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Telegram kanalında yaptığı açıklamada, “Trump’ın anlaşması bizi bağlamıyor… biz bu anlaşmanın tarafı değiliz. Güvenliğimizi güvence altına almıyor” dedi. Ben-Gvir, “İsrail, ABD’nin boyunduruğunda bir devlet olmadığını, bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu” kaydederek, “Hizbullah’ın tamamen yok edilmesinden daha azıyla yetinemeyiz; savaşçılarımızın ele geçirdiği ve terörist altyapısından arındırdığı bölgelerin bir santimetresinden de çekilemeyiz” restini çekti.

Savunma Bakanı Israel Katz ise İsrail ordusunun Lübnan’daki “güvenlik bölgelerinde” ve Suriye ile Gazze’de “zaman sınırlaması olmaksızın” kalacağını duyurdu. Katz, “Başbakan Benjamin Netanyahu ve ben, sınırı ve İsrailli yerleşim yerlerini korumak amacıyla İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze’deki güvenlik bölgelerinde süresiz olarak kalacağını öngören net bir politika izliyoruz” dedi. Katz, bunun Netanyahu tarafından Trump’a “açıkça iletildiğini” de sözlerine ekledi.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de anlaşmayı “İsrail için kötü” diye nitelendirdi. Smotrich, “Ortak çabalarımız İran’ı zayıflatmada birçok başarı elde etti ve bu başarılar boşuna olmadı. Rejimi kendimiz devirmek için yaratıcı yöntemler kullanarak devam etmeli ve İran’ın asla nükleer silah edinmemesini sağlamalıyız” diye konuştu. Smotrich ayrıca Lübnan’da daha sert saldırılar düzenlenmesi çağrısında da bulundu.

Başbakan Binyamin Netanyahu, 15 Haziran akşamı düzenlediği basın toplantısında anlaşmayla ilgili ilk kapsamlı açıklamasını yaptı. Netanyahu, “tetikte olmalıyız” diyerek, İsrail’i korumak için “gerekli olduğu sürece güvenlik bölgesinde kalacaklarını” ifade etti. “İsrail her zamankinden daha güçlü ve İran’ın kötülük ekseni her zamankinden daha zayıf” diye ekledi. Netanyahu, ABD Başkanı Trump ile bazı konularda aynı görüşte olmadıklarını ancak İsrail’in çıkarlarını savunacağını belirtti. Gerektiğinde İsrail’in çıkarları konusunda ısrarcı olacağını da vurguladı.

İsrail’in muhalefetinden de anlaşmaya sert tepkiler geldi. Yaklaşan seçimlerin önde gelen adaylarından Naftali Bennett, anlaşmayı “İsrail’in güvenliği açısından tehlikeli bir dönemeç” olarak nitelendirirken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, “Trump’ın İran rejimi ile mutabakatı, İsrail’in askeri kazanımlarını fiilen silip süpürdü” dedi. Golan, “Bir kalem darbesiyle, pilotlarımızın cesareti ve askerlerimizin fedakarlığı ile elde edilen devasa askeri kazanımlar silinip kenara atılırken Netanyahu bir kenarda zayıf, hasta, yalnız ve etkisiz kaldı” eleştirisini yaptı. Golan ayrıca Trump’ı “Ayetullahların rejimine milyarlarca dolarlık kaynak aktaran, nükleer altyapıyı olduğu gibi bırakan ve Tahran’daki katil rejime bir can simidi uzatan bir anlaşmayı imzalıyor” sözleriyle hedef aldı.

Reuters Haber Ajansı’nın konuştuğu Tel Avivliler de anlaşmanın fazla yaşamayacağını söyledi. Hatta anlaşmayı “ihanet” diye tanımlayanlar oldu. 27 yaşındaki Tomer Zafrir, “Onlarla bir anlaşma imzaladığınızda, bu sadece İsrail ve Amerika’yı yok etme hedeflerini geciktirir. Keşke İsrail ve İran arasında barış olsa… ama bu uzun sürmeyecek” dedi. 25 yaşındaki Yael Alon da “Ben kuzeyliyim ve memnun değilim. Bence belki iki yıl, Trump dönemi bitene kadar dayanabilir, sonra aynı şeye geri döneceğiz” diye konuştu.

ABD İran mutabakatı sonrası uluslararası toplumdan temkinli iyimserlik

ABD İran mutabakatı sonrası dünya başkentlerinde Ortadoğu’da barışın tesisi konusunda ihtiyatlı ve endişeli bir iyimserlik hakim ve bu liderlerin açıklamalarına da yansıdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, anlaşmayı “çatışmanın barışçıl bir şekilde çözülmesi yolunda atılmış kritik bir adım” olarak değerlendirdi. Guterres, derhal ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngören mutabakata varmış olmalarından dolayı ABD’yi ve İran’ı tebrik etti. Ayrıca Pakistan, Katar, Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve diğer bölge ülkelerine oynadıkları yapıcı rol için teşekkür etti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmanın Hürmüz Boğazı’nın derhal yeniden açılmasına olanak tanıması gerektiğini vurgularken, “Lübnan alevler içindeyken Ortadoğu’da barış sağlanamaz” mesajını verdi. Von der Leyen, “Elbette, Lübnan alevler içindeyken Ortadoğu’da barış sağlanamaz. Avrupa, tüm taraflara bir kez daha Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeleri ve gerçek bir ateşkesi uygulamaya koymaları çağrısında bulunmaktadır” dedi.

E4 ülkeleri (İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya) de ortak bir açıklama yayımladı. “Bu, bölgesel istikrarı yeniden tesis etmek ve küresel ekonomiyi dengelemek için bir fırsat anıdır. Şu anda ayrıntılı müzakerelerin sonuçlandırılması ve bu anlaşmanın hızlı ve kapsamlı bir şekilde uygulanması hayati önem taşımaktadır” denilen açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz ve sınırsız seyir özgürlüğü ile acilen yeniden açılması gerektiğine” vurgu yapıldı. “İran asla nükleer silaha sahip olmamalıdır” ifadesinin yer aldığı yazılı açıklamada, İran’ın nükleer programı ile ilgili somut ve doğrulanabilir adım atması halinde yaptırımların kaldırılacağı mesajı da verildi. E4 ülkeleri ayrıca İsrail’e dolaylı olarak “Lübnan’ın istikrarına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi teyit ediyoruz” mesajını iletti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, mutabakatın küresel ekonominin yeniden canlanmasının ve daha güvenli bir Ortadoğu’nun tesis edilmesinin önünü açabileceğine dikkat çekerek, “mutabakatın kararlılıkla uygulanmasının hayati önem taşıdığına” vurgu yaptı. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise anlaşmanın bölge için bir fırsat olduğunu söylemekle birlikte “erken iyimserlik” konusunda uyardı ve Cuma gününün beklenmesi gerektiğini söyledi. Wadephul, “Bence her iki tarafta da bu ateşkesi artık etkin hale getirme yönünde ciddi bir istek var ve önümüzdeki 60 gün içinde de daha derinlemesine müzakereler yapma şansını gerçeğe dönüştürme iradesi mevcut. Tüm taraflar bu fırsatı kaçırılmamalı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşma Cuma günü resmen imzalanana kadar gerilimlerin tırmandırılmasından kaçınılması çağrısında bulundu. Erdoğan, açıklamasında “İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum” ifadelerine yer verdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, kırılgan bir süreçte bulunulduğuna dikkat çekerek tüm tarafları “azami itidal göstermeye” ve “ABD-İran mutabakatını iyi niyetle uygulamaya koymak için çalışmaya” davet etti. Türk, İsrail’in Lübnan’da yerleşim bölgeleri ve altyapıya yönelik saldırılarından ve İran destekli Hizbullah grubunun sınır ötesi saldırılarından duyduğu endişeyi dile getirirken, derhal çatışmaların sona erdirilmesi, İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi ve uluslararası hukuk ihlallerinin soruşturulması gerektiğini söyledi.

Lübnan ve nükleer dosyası belirsizliğini koruyor

Anlaşmanın en kritik belirsizlik alanlarından biri Lübnan’daki durum. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, “Her iki taraf da, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti” açıklamasını yapmıştı. İran, uzun süredir Washington ile müzakere edilen barış anlaşmasının kapsamına Lübnan’ın da eklenmesi konusunda ısrarcıydı. Ancak İsrail’in anlaşmayı bağlayıcı bulmadığını açıklaması, bu maddenin uygulanabilirliğini ciddi şekilde sorgulatıyor.

İran Dışişleri Sözcüsü Bağai, anlaşma kapsamında İsrail’in Lübnan’daki saldırılara son vereceğine dair ABD’den güvence beklediklerini belirtti. BM’nin Lübnan’daki raporlarına göre, anlaşma duyurusunun ardından şiddet olaylarında ve karşılıklı ateş açma eylemlerinde bir azalma gözlemlendi. Ancak Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, yerinden edilen ailelerin geri dönüşü için henüz yeterince güvenli bir ortam oluşmadığı uyarısında bulundu.

Trump, Pazar günü Wall Street Journal‘a yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun Lübnan’a yönelik saldırı emrini vermesine çok öfkeli olduğunu, bunun neredeyse tamamlanmış İran anlaşmasını baltalayabileceğine inandığını söyledi. Trump, İsrail’in saldırıları için “olmaması gerekirdi” dedi ve “Özellikle İran’la bir barış anlaşmasına bu kadar yaklaştığımız özel bir günde” diye ekledi.

Bir diğer belirsizlik alanı ise İran’ın nükleer programının geleceği. Başkan Yardımcısı Vance, ABD ve BM nükleer denetçilerinin İran’a giriş izninin anlaşmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti. Ancak İran’ın nükleer emellerinden vazgeçmeye ikna edilmesi ve zorlanması için onlarca yıl süren uğraşlardan sonra açık olan bir şey varsa o da ABD’nin bu “mutabakat zaptında” güvence altına aldığına inandığı her şeyin hiçbir garantisinin olmadığı.

Trump’ın siyasi hesapları ve anlaşmanın geleceği

Vance, açıklamalarında bu savaşın yüksek enerji fiyatları ve bunun ekonomik etkileri nedeniyle birçok Amerikalıya yaşattığı problemleri de kabul etti. “Amerikan halkına birincil mesajım teşekkür etmek” dedi ve enerji fiyatlarının düşmeye başlayacağına söz verdi. Bunun ne kadar hızlı gerçekleşeceği ve mali zorluklarla karşı karşıya kalan Amerikalılar için genel olarak daha düşük tüketici maliyetlerine ne kadar hızlı yansıyacağı, kasım ayındaki ara seçimlerden önce Cumhuriyetçiler üzerinde artan siyasi baskının azalıp azalmayacağını belirlemede büyük rol oynayacak.

Son anketlere göre, Trump ve partisi giderek daha huzursuz bir kamuoyuyla karşı karşıya. YouGov anketine göre, Amerikalıların yüzde 63’ü ekonomiyi yönetme biçimini onaylamıyor ve yüzde 57’si ekonominin kötüleştiğini düşünüyor. Ancak en azından anlaşma, çatışmanın ekonomik baskısını tamamen ortadan kaldırmasa da bir nebze olsun hafifletmeye yardımcı olmalı. Yakıt fiyatları ciddi anlamda düşmeye başlarsa bu Amerikalılar için işlerin düzeldiğine dair somut bir işaret olabilir.

Trump’ın daha büyük hedefleri şimdilik gerçekleşmemiş olsa da ve içeride siyasi tehlikelerle karşı karşıya kalmaya devam etse de, anlaşma savaşın başlamasından önceki duruma doğru atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak resmi imza törenine günler kala, İran ve ABD’nin anlaşmanın başarısını sağlamak için önemli ayrıntıları çözme zamanları var, ancak anlaşmanın bozulması için de zaman var. Eğer İsrail Lübnan’da yeni saldırılara başlarsa, İran Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapatmaya karar verebilir ve bu da küresel ekonomiyi yeniden tehlikeye atabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL