ANASAYFASİYASETÇerçeve Yasanın Düşündürdükleri: Bazı Tespitler ve Bir Yaklaşım

Çerçeve Yasanın Düşündürdükleri: Bazı Tespitler ve Bir Yaklaşım

Hasan Özkan, Çerçeve Yasa sürecini değerlendirdi: "Asıl mesele silahların bırakılması değil, sürecin siyasal ve hukuki sonuçlarıdır."

Çerçeve Yasa ve Kürt meselesi | Hasan Özkan Yazdı

Bugün yürütülen süreci yalnızca silahların bırakılması ve kadroların silahsızlandırılması üzerinden değerlendirmek, meselenin bütününü görmemek anlamına gelir. Asıl önemli olan, sürecin siyasal sonuçları ve Kürtler açısından yaratabileceği yeni imkânlardır. Henüz ortada somut bir siyasal değişim ya da devletin yaklaşımında köklü bir dönüşüm belirtisi bulunmamasına rağmen, sürecin hukuki ve siyasal bir çerçeveye oturtulması önemli ve anlamlıdır.

Bu çerçevede, PKK kadrolarının yasal güvence altında ülkeye dönüşünün sağlanması, Kandil’de bulunanların demokratik ve hukuki bir zeminde yaşamlarına devam edebilmelerinin önünün açılması, Avrupa’daki insanların geri dönüşlerinin mümkün hale getirilmesi ve cezaevlerinde bulunan tutsakların serbest bırakılması gibi başlıkların Çerçeve Yasa ile gündeme gelmesi tarihsel açıdan önem taşımaktadır. Bütün bunlar, yalnızca bugünün koşulları açısından değil, Türkiye’nin Kürt meselesiyle yüzleşmesi bakımından da değerlendirilmelidir.

Elbette bu sürecin sonuçlarının ne olacağı konusunda ciddi belirsizlikler bulunmaktadır. Devletin geçmiş deneyimleri, verilen sözler ile uygulamalar arasındaki farklılıklar ve siyasal iklimin ne yönde gelişeceği konusunda haklı soru işaretleri yaratmaktadır. Ancak bütün bu belirsizliklere rağmen, sürecin demokratik ve hukuki bir zemine taşınması, Kürtler açısından karşı çıkılması gereken değil, yakından takip edilmesi ve demokratik yönde ilerletilmesi gereken bir gelişmedir.

Burada esas mesele, sürece koşulsuz bir onay vermek değil; sürecin hangi siyasal sonuçları doğurabileceğini açık ve gerçekçi bir biçimde ortaya koymaktır. Eğer bu süreç herhangi bir hukuki ve siyasal güvenceye kavuşmadan, belirsizlik içerisinde bırakılırsa, bunun Kürt halkını yeni bir kaos ve çatışma ortamıyla karşı karşıya bırakma ihtimali göz ardı edilemez. Bu nedenle sürecin kalıcı bir zemine oturması, Türk devletinin Kürt meselesiyle yüzleşmesi ve geçmişte yaşanan inkâr, çatışma ve hak ihlallerinin demokratik bir anlayışla ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Öte yandan oluşan yeni siyasal iklim, yalnızca Türkiye içerisindeki dengeleri değil, Avrupa’yı ve uluslararası kamuoyunu da etkileyebilir. Geçmişte Kürt meselesini yalnızca güvenlik ve silah ekseninde değerlendiren çevrelerin, artık meselenin esasının demokratik haklar, siyasal özgürlükler ve halkların eşitliği olduğunu daha açık biçimde görmeleri mümkündür. Bu da Türkiye üzerinde demokratikleşme ve Kürt sorununun siyasal çözümü konusunda uluslararası baskının artmasına ve daha ciddi siyasal girişimlerin ortaya çıkmasına yol açabilir.

Dolayısıyla bugün yapılması gereken, sürecin ne tamamen dışında durmak ne de eleştirel düşünceyi bir kenara bırakarak koşulsuz biçimde desteklemektir. Doğru tutum, sürecin demokratik ve barışçıl sonuçlar doğurması için yanında yer almak; aynı zamanda sürecin eksiklerini, risklerini ve sonrasında ortaya çıkabilecek belirsizlikleri açıkça ifade etmektir. Siyasal sorumluluk da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.

Kürtler açısından bu süreç, tarihsel bir fırsata dönüşebileceği gibi, yanlış yönetildiği takdirde yeni belirsizliklerin ve hayal kırıklıklarının kaynağı da olabilir. Bu nedenle sürecin demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, siyasal özgürlükler ve Kürt halkının kolektif haklarının tanınması yönünde ilerlemesi için mücadele edilmelidir.

Sonuç olarak, bütün soru işaretlerine ve belirsizliklere rağmen, mevcut sürecin devlet üzerinde siyasal bir zorlayıcı etkisinin olacağı açıktır. Önemli olan, bu zorlayıcı etkinin demokratikleşme ve kalıcı barış yönünde kullanılmasıdır. Kürt meselesinin artık yalnızca güvenlik ve silah perspektifinden ele alınamayacağı gerçeği giderek daha fazla kabul görmektedir. Bu yeni koşulları doğru okumak, sürecin demokratik yönde ilerlemesi için siyasal irade ortaya koymak ve aynı zamanda olası risklere karşı hazırlıklı olmak bugün açısından en doğru ve sorumlu tutumdur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL