ANASAYFAKÜLTÜR SANATBir Halk Hakikatini Arıyor

Bir Halk Hakikatini Arıyor

Tevfik Tarhan’ın “Yeniden İsa’ya İnanmak” adlı eseri, Kürtlerin 12 Eylül ve 1990’larda kaybettiği hakikatlerini arayışını konu alıyor.

Yeniden İsa’ya İnanmak: Bir Halk Hakikatini Arıyor | Şemani Dinik yazdı

Hakikat, gerçeğin kendisidir. Gerçek ise tarihsel birikim sonucunda ulaşılır. Ancak tarihsel süreç, bazı olağanüstü durumlarda kesintiye uğrar. Her kesinti, bir önce edinilen gerçeği silip süpürür ya da unutulmasına neden olur. Bu bir felakettir; toplum için telafisi olmayan sonuçlar doğurur. Yozlaşma ve kirlenme toplum tarafından kanıksanır; riyakârlık marifet sayılır. 

Kürtlerin uzun tarihleri bu tür kesintilerle doludur, ancak en kapsamlısı, en etkilisi 12 Eylül 1980 Faşist Askeri Cuntanın vurduğu darbedir; 1990’larda yaşananlar onun devamıdır. Bu dönemde yapılan baskılar giderek bir katliama dönüştü: 3.000-4.500 arası Kürt köyü ve mezrası haritadan silindi; halkı bilinmeyen bir geleceğe doğru sürüklendi. Bununla da yetinilmedi, sayısız masum insan salt Kürt oldukları için katledildi, cesetleri kireç kuyularına atılarak yok edildi. Geriye kanıt bırakmamak, Kürdistan’da gelenek haline getirildi; yak, yık, katlet ama geriye kanıt bırakma… 

1990’lardaki zorunlu göçle birlikte Kürtler, hakikatlerini kaybetti. Toplumun, geçmişi, şimdiki ve gelecek zamanları arasındaki bağlantı büyük oranda koptu. Toplumsal gerçeği kaybedenler bireyselleşti; bireysel çıkar toplumsal çıkarın önüne geçerek hızla kirlendi ve yozlaştı. Adı Kürt ama Kürt gerçeğiyle uyuşmayan yepyeni bir insan tipi oluşturuldu; böylece egemen güç (Devlet) hedefine bir adım daha yaklaşmış oldu. 

Kürdistan’da 50 yıla yakındır bu vahşet yaşatılırken, Batı’da yaşayan çoğunluk Türklerden oluşan kitleler bundan bihaber yaşadılar. Türkiye’nin bir tarafı yangın yerine dönüşmüşken, onlar günlük hayatlarına devam ettiler. Doğu’da çatışmalarda ölen askerlerin ölüm haberleri geldiğinde, cenaze merasimlerinde Kürtleri lanetleyen sloganlarla yetinildi ve günlük yaşama geri dönüldü. Olaylar neden, niçin oluyor; insanlar neden ölüyor sorgulaması kimsenin aklına gelmedi ve sorgulanmadı. Kanıksanan her şey gibi bu olaylar da günlük rutin olaylara dönüştürüldü… 

Tevfik Tarhan tarafından 2025 yılında yazılan ve RTŞ Yayınlarından çıkan “Yeniden İsa’ya İnanmak” adlı eser, Kürtlerin hakikatlerini arayışı üzerine kurgulanmıştır. Yazar, çok ince bir anlayışla Batı’da görülen bu duyarsızlığı, devşirilmiş Kürt aydınları üzerinde dile getirmektedir. 

Kürt gerçekliğini gözlemlemek amacıyla bir tur şirketinin Kürdistan’a düzenlediği geziye katılan beş devşirilmiş Kürt aydını, düzenlenen bir hava saldırısından kurtulmak için sığındıkları ve daha sonra kopan kaya parçalarıyla kapısı kapanan bir mağarada mahsur kalırlar. Kurgu, mağarada mahsur kalanların gerçeklerle yüzleşmesi üzerine döner. 

Kürt aydınlarının devşirilmelerine rağmen geçmişteki Kürt kimliğinin peşlerini bırakmadığını, bir gün gerçekle yüzleşeceklerinin korkusuyla yaşadıklarını ve bazılarının ise Kürt kimliklerini tamamen unuttuklarını iki sevgili, Dr. Zeliha ve Ömer şahsında anlatırken; Zeliha, “Sizin en büyük hatanız Kürt olmanızdır Ömer. Siz daha evrimleşmemişsiniz yahu! Türk ulusunun baş belalıları! Benim o tek kelime Türkçe anlamayan kadının gelini olacağı mı sanıyorsun? Nefret ediyorum Kürtlerden anladın mı?” (sf. 51) 

Mağarada mahsur kalan beş devşirme Kürt aydınının itirafta bulunarak bir yandan vicdani muhasebelerini yaparken bir yandan da Kürtlerin neden özgürleşemedikleri üzerinde tartışırlar. Türkleşmenin etkisini, sol-sosyalistlerin ve İslam’ın etkisi üzerinde durduktan sonra, kurtuluşu Kürtlerin ilk inancı olduğunu ileri sürdüğü “Yeniden İsa’ya İnanmak”ta arar. 

Yeniden İsa’ya İnanmak

Burada yazarın, Kürtlerin tarihinin derinlemesine bir araştırma yapmadan Kürtlerin İsa’ya iman eden ilk Hristiyanlar olduğunu ileri sürmesi, tarihsel verilerle örtüşmemektedir. Kutsal kitap Eski ve Yeni Ahit ile İncil’de geçen, İsa’nın doğuşunu müjdeleyen Maxi (Magi) din adamlarının Beytüllahim’e geldiklerini ve İsa’ya secde ettikleri, dönüşte İsa’nın inancını Kürdistan’a yaydıkları yazılsa da bu, kanıtlanmış bir olgu değil, rivayetlerden ibarettir. Rivayetlerden hareketle tarih okumalarının yapılamayacağı da bilimsel bir gerçekliktir. 

İslam’ın, Kürtlerin uluslaşmasının önünde engel olduğu bir gerçektir ancak onu aşmanın yolu Hristiyanlık olmamalıdır. Kurtuluş ilahi bir dinde aranacaksa bu, Kürtlerin eski inancı olan Êzdani inancına dönülmesi daha tutarlı olacaktır. Günümüzde Êzdani inancı, Kürtler arasında Alevilik (Kızılbaşlık) ve Êzidilik şeklinde hâlâ varlığını sürdürmektedir. Yazarın Aleviliği İslam içinde değerlendirmesi ve yermesi talihsizlik olmuştur. Alevilik, hâlen karanlık çağı yaşayan Ortadoğu inançları içerisinde bir yüz akıdır. Özel mülkiyeti reddeden, cinsiyet eşitliğini savunan, kadını, doğumu ve şarabı kutsayan bir inancı İslam’la özdeşleştirmek, inancı bilmemek demektir. Kürtlerde olduğu gibi Kürt/Kızılbaşları da büyük bir baskı ve asimilasyon tehdidi altındadır. 

Musevi inancı Kürtlere yabancı bir inanç değildir. Günümüzde İsrail’e göç etseler de hatırı sayılır bir Musevi Kürt nüfusu mevcuttur. Tarihte Kürtler, İsrailoğullarına yardım etmiş ve onları Asurların zulmünden kurtararak özgürlüklerini bağışlamışlardır. Ortadoğu’da yeniden kök salmaya çalışan İsrailoğullarının güvenliklerinin sağlanması için Özgür Kürdistan’a ihtiyaç duyulmaktadır. İsrail’in Kürtlere yaklaşımı, tarihsel diyetlerini ödemek için değil, güvenlik kaygılarından ileri gelmektedir. 

Uzun esaret yılları Kürt halkını çok kirletti; “Kürdistan’ın berrak sularından yıkanıp kirlerinden arınmalıyız” (sf. 106), ama bu arınma dinlerden değil, bilimin yol göstericiliğinden olmalıdır. Kürtler yeniden hakikatlerine dönmeli ve kurtuluşu sosyalizmden aramalıdır. Kürtlerin kurtuluşu SOSYALİZMDEDİR! 

Her şeye rağmen mutlaka okunması gereken bir kitaptır. 

Sosyalist Mezopotamya Dergisi – Sayı: 17 – Mart 2026 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL