Son yıllarda küresel ısınmayı hızlandıran ciddi metan sızıntılarıyla ilgili yeni verilere ulaşıldı. Stop Methane Project’in gerçekleştirdiği araştırmaya göre, 2025 yılı itibarıyla saatte 100 kilogramdan fazla metan salan 4.400’den fazla sızıntı belirlendi. Bu sızıntıların her birinin, bir kömür santralinin yarattığı etkilerle aynı düzeyde ısıtma tesiri gösterdiği kaydedildi.
Analiz, petrol ve gaz işletmelerinden kaynaklanan birçok büyük sızıntının, özellikle de kömürle çalışan santrallerle kıyaslanabilir seviyelerde etki yarattığını ortaya koydu. UCLA’daki araştırmacılar tarafından hazırlanan bu çalışma, dünya genelinde yüksek yoğunluklu metan sızıntılarını kapsamlı bir şekilde ele aldı ve önemli sızıntıların iklim üzerindeki olumsuz etkilerinin büyüklüğünü gözler önüne serdi.
Araştırmacılar, çoğu sızıntının yetersiz bakım ve altyapı eksikliklerinden kaynaklandığını belirtti. Sızıntıları önlemek için tesislerde yapılacak basit iyileştirmelerin etkili olabileceği ifade edildi. Ayrıca, işlenebilen metanın düşük maliyetle satılma potansiyeli, bu tür önlemlerin ekonomik açıdan da cazip olduğunu gösteriyor. Araştırma ekibi, bu kadar basit çözümlerin göz ardı edilmesini ise “öfke verici” olarak eleştirdi.
Dünya çapında tespit edilen en büyük metan sızıntılarının çoğunun Türkmenistan’daki petrol ve gaz tesislerinden kaynaklandığı belirlendi. Daha önce bu ülkede yaşanan metan sızıntılarının boyutu “akıl almaz” olarak tanımlanmıştı. ABD’de ise en fazla sızıntı Teksas’ta meydana geliyor ve bu sızıntı saatte 5,5 ton metan salgılıyor ki bu oran da, yaklaşık 1 milyon yüksek yakıt tüketen aracın emisyonuna eşdeğer.
Analiz, enerji sektörünün yanı sıra çöp depolama sahalarını da göz önünde bulunduruyor. İyi yönetilmeyen alanlarda, organik atıkların çürümesi sonucu oluşan metan miktarının büyük olduğuna dikkat çekildi. Türkiye, Cezayir, Malezya ve ABD’deki bazı çöp sahaları, yüksek sızıntı oranlarıyla öne çıkıyor.
Bilimsel veriler, metanın bugün küresel ısınmanın kiraşı ortalama yüzde 25’ini oluşturduğunu gösteriyor. 2007’den bu yana emisyonların artışı ise kaygı verici bir tablo ortaya koyuyor. Ancak, metanın atmosferde karbondioksit gibi uzun süre kalmaması nedeniyle, bu gazın azaltılmasındaki başarılar hızlı sonuçlar elde edebiliyor. Bu sebeple, bazı uzmanlar metan azaltımını “iklim krizinin acil freni” olarak tanımlıyor.
Araştırmanın temelini, Carbon Mapper tarafından geliştirilen uydu sistemlerinden elde edilen veriler oluşturuyor. 2025’te kesinleşmiş ve saatte 100 kilogramdan fazla metan salan büyük sızıntıların sayısının 4.400’ü aştığı ifade ediliyor. Uydu teknolojisi, bu görünmeyen gazı görünür kılma kapasitesine sahip ve kamuoyunu bilinçlendirme ile siyasi baskıyı artırma potansiyeli taşıyor.
