Okul saldırısı, Maraş’ta 10 can aldı. Maraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’na düzenlenen silahlı saldırıda saldırgan dahil 10 kişi öldü, 13 kişi yaralandı. Urfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye düzenlenen saldırıdan yalnızca bir gün sonra gerçekleşen olay, okulların güvenliğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. TBMM’de tüm partilerin uzlaşısıyla önümüzdeki hafta araştırma komisyonu kurulması kararlaştırılırken, eğitim emekçileri Ankara’da “Yaşam Nöbeti” başlattı.
Maraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’na yapılan silahlı saldırıda saldırgan hariç ölenlerin sayısı dokuza yükseldi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ölü sayısının 9’a çıktığını duyurdu. Bakan Çiftçi, silahlı saldırıda 6’sı ağır olmak üzere 13 kişinin de yaralandığını bildirdi. Ölenlerden sekizinin öğrenci, birinin öğretmen olduğunu belirten Çiftçi, yoğun bakımdaki altı yaralının üçünün durumunun kritik olduğunu aktardı.
Saldırganın okulda 8. sınıf öğrencisi ve 14 yaşında olduğunu açıklayan bakan, Maraş’ta eğitime iki gün ara verildiğini duyurdu. Daha önce Maraş Valisi Mükerrem Ünlüer, bir öğretmen ile üç öğrencinin hayatını kaybettiğini söylemişti. Vali Ünlüer, “Saldırıyı düzenleyen öğrenci kendine ateş ederek hayatını kaybetti. Kargaşadan mı oldu bilinçli mi henüz bilinmiyor” dedi. Saldırganın iki sınıfa girdiği ve yanında beş silah ile yedi şarjör olduğu açıklandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, olayla ilgili üç cumhuriyet başsavcı vekili ve dört cumhuriyet savcısı görevlendirildiğini duyurdu. Gürlek, olay hakkında yayın yasağı kararı aldıklarını da bildirdi.
Saldırgan hakkında neler biliniyor?
Saldırıyı gerçekleştiren öğrenciyle ilgili ilk bilgileri Maraş Valisi Mükerrem Ünlüer verdi. Buna göre saldırgan okulda 8. sınıfta öğrenciydi. İçişleri Bakanı Çiftçi de bu bilgiyi doğruladı ve saldırganın 14 yaşında olduğunu aktardı. Gözaltına alındığı belirtilen babasının emekli bir polis olduğu da açıklandı. Öğrencinin babasına ait silahları kullandığı tahmin ediliyor.
Bu olay, 14 Nisan’da Urfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye düzenlenen silahlı saldırıdan yalnızca bir gün sonra gerçekleşti. Okulun eski bir öğrencisinin düzenlediği saldırıda 16 kişi yaralanmış, olayın ardından dört yönetici görevden uzaklaştırılmıştı.
Erdoğan: Acının siyaseti olmaz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, okul saldırısının ardından yaptığı açıklamada, “Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz” dedi. Erdoğan, sosyal medya hesabından “Bu elim saldırıda maalesef pırıl pırıl evlatlarımızı ve fedakâr bir eğitimcimizi kaybettik” ifadelerini kullandı.
Muhalefetten “güvenlik zafiyeti” tepkisi
Muhalefet, Türkiye’de art arda yaşanan okul saldırılarına tepki gösterdi. CHP lideri Özgür Özel, okul güvenliğinin “Türkiye’nin en acil gündemlerinden biri olması gerektiğini” söyledi. Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün geldiğimiz noktada açıkça görüyoruz ki okullardaki şiddet artık münferit olaylarla açıklanamaz. Bu mesele, büyüyen ve derinleşen bir güvenlik zaafiyetine dönüşmüştür” diye yazdı.
CHP lideri, okullarda giriş çıkış denetimlerinin eksiksiz sağlanması, güvenlik personeli sayısının artırılması ve kamera sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Olayın ardından CHP’den dört kişilik bir heyetin Maraş’a gönderildiğini aktaran Özel, heyetin hem ailelerle dayanışma içinde olacağını hem de olayın tüm boyutlarını yerinde inceleyeceğini kaydetti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Çocukların eline silah alıp sıra arkadaşlarına ve öğretmenlerine saldırması, bu ülkedeki çürümenin en acı fotoğraflarından biridir” ifadesini kullandı. DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin ise “Çocuklarımızı kalemle buluşturması gereken okullardan silah sesi yükseliyorsa; ortada münferit bir hadise değil, ağır bir kamu güvenliği zafiyeti vardır” dedi.
Meclis’te araştırma komisyonu kuruluyor
TBMM Genel Kurulu’nda grupları bulunan tüm siyasi partiler, Maraş ve Urfa’daki okul saldırılarının tüm boyutlarıyla ele alınması ve okullardaki güvenlik sorunlarının araştırılması amacıyla önümüzdeki hafta Araştırma Komisyonu kurulması konusunda uzlaştı.
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, grup başkanvekilleriyle yaptıkları toplantıda ortak bir mutabakata vardıklarını ifade ederek, “Önümüzdeki hafta salı günü tüm bu konuları değerlendireceğimiz ve çerçevesini beraber çizeceğimiz yeni bir araştırma komisyonu kurmaya karar verdik” dedi. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise “Bu mesele çok katmanlı, çok yönlü. Adli, kriminal, psikoloji, sosyal medya, aile, ekonomik tarafı var. Bunu her yönüyle araştırmak lazım” diye konuştu.
Eğitim emekçileri sokağa çıktı: Ankara’da “Yaşam Nöbeti”
Okullarda yaşanan saldırılara karşı Eğitim Sen öncülüğünde birçok ilde eylemler düzenlendi. Diyarbakır, Dersim, Van, İzmir, Manisa, İstanbul, Hakkari, Rize ve Adana’da eğitim emekçileri sokağa çıkarak okullardaki güvenlik sorununa dikkat çekti.
Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanan sendika temsilcileri, polis müdahalesine rağmen açıklamalarını gerçekleştirdi. Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş’in konuşması sırasında Maraş’taki saldırı haberinin alınması üzerine, eğitimciler Bakanlık önünde “Yaşam Nöbeti” başlattı. Eğitim Sen, daha önce Urfa’daki saldırının ardından 15 Nisan için aldıkları iş bırakma kararını haftasonuna kadar sürdüreceklerini duyurmuştu.
İHD: Çocukların güvenliğini esas alan, hak temelli koruma politikaları şart
İnsan Hakları Derneği (İHD) Çocuk Hakları Komisyonu tarafından yapılan yazılı açıklamada, okulların çocukların yaşam, gelişim ve korunma haklarının güvence altında olması gereken alanlar olduğu vurgulanarak, bu alanların şiddetin hedefi haline gelmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi.
Açıklamada çocukların yaşam ve güvenlik hakkı ile güvenli eğitim ortamına erişiminin devletin mutlak yükümlülüğü olduğuna dikkat çekildi. İHD, yaşanan saldırının münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini, bunun çocukların güvenliğini sağlamada yetersiz kalan politikaların bir sonucu olduğunu ifade etti.
Bu durum, Türkiye’de okul güvenliği konusunda yapısal bir kırılganlığın varlığını gösteriyor. Art arda gelen iki büyük saldırı, eğitim ortamlarının korunmasına yönelik sistemli önlemlerin yetersiz kaldığı gerçeğini ortaya koyuyor.
