ANASAYFASİYASETÇerçeve Yasa ve Faşizm

Çerçeve Yasa ve Faşizm

Eyüp Yalur, Çerçeve Yasa'nın Kürt meselesinin çözümüne yönelik hiçbir şey içermediğini, tek amacın PKK'nin silahsızlandırılması olduğunu belirtti.

Çerçeve Yasa ve Faşizm: Kürt Meselesi Çözülmedi

Eyüp Yalur yazdı

Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen 7595 Sayılı Kanun 18 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından, uygulamayı takip ve koordine edecek kurullar oluşturulmaya başlanacak.
Peki bu süreç ülkenin demokratikleşmesi yolunda bir başlangıç olacak mı?
Kürt meselesini güya çözmek isteyenler “Terörsüz Türkiye” söylemi ile yola çıktılar, ama Kürt meselesi terör ve güvenlik meselesi değildir.

  • Siyasi statü meselesidir,
  • Anadilde eğitim meselesidir,
  • Kürtçenin kamusal alanda konuşulması meselesidir,
  • Eşit vatandaşlık meselesidir,
  • Kürt kültürünün, kimliğinin tanınması ve saygı duyulması meselesidir,
  • Kürtçenin resmi dil olma meselesidir.
    Kürtler bu sürece karşı olmamakla birlikte kaygılılar.
    Yasanın içeriğinde Kürt meselesinin çözümüne yönelik hiçbir şey yoktur. Tek amaç PKK’nin silahsızlandırılmasıdır.
    Korkuya, kaygıya, umutsuzluğa yer yok.
    Kürt halkının yüzyıllık mücadele birikimini hiç kimse yok edemez, kendi ikbaline kurban edemez.
    Bu yasayı II. Lozan olarak değerlendirenler vardır. Sistem şunu çok iyi biliyor ki Kürtler demokratik, eşitlikçi olmayan hiçbir yasayı, anlaşmayı vs kabul etmezler.
    PKK’nın silah bırakması elbette ki önemlidir.
    İktidar, Cumhur İttifakı hâlâ Kürt meselesini kabul etmiyor, hâlâ terör, güvenlik meselesi olarak görüyor, çözüm konusunda ipe un seriyor.
    Kürtlere anadilde eğitim hakkı yok, kamusal alanda Kürtçe konuşma yok, Kürdün siyasi statüsü yok, Kürt hamileliğine soyunuyorsun.
    Kürt halkının kimsenin hamiliğine ihtiyacı yok, Kürtler hiç kimsenin Kürdü değil, Kürtler kendi geleceklerini kendileri tayin etmek istiyorlar.
    Kemal Tahir, devşirmenin kapitalisti ile sosyalisti arasında hiçbir fark olamayacağını söylemiştir. İkiside sonuçta zararlıdır, diyor. Bu ülkede faşizmi genel olarak bu devşirmeler temsil eder. Her biri bir siyasi partinin başında, Sivil Toplum Kuruluşlarından birinin tepe yönetiminde, kamuda önemli noktalarda yer veriliyor.
    Balkanlar’dan, Orta Asya’dan, Kafkaslardan kovularak bu topraklara sığınan bu faşist zihniyet, bu toprakların ayaklarının altından kayıp gideceğinden korkuyorlar.
    Onun için ülkedeki her demokratikleşme hamlesine hep karşı çıkmışlardır.
    Cumartesi Anneleri evlatlarının katliamının sebebi olarak gördükleri bu faşist gruhtan evlatlarının kemiklerini istiyorlar.
    Suriye’de Kürt kadın, çocuk katliamını protesto etmek için saçlarını örerek destek olmak isteyen, Kocaeli’nde görevli Kürt hemşirenin (İkra Avcı) “yargıya” rağmen meslekten ihraç eden zihniyetle, Kadıköy’de Kürtçe şarkı söyleyen Kürt gencini katleden, Trabzon, Düzce, Konya, Bursa, Zonguldak ve daha benzeri birçok yerde mevsimlik Kürt işçilerini linç etmek isteyen zihniyet aynı faşist zihniyettir.
    Faşizm işin “hem nalına hem mıhına vuruyor”.
    Yeri geldiğinde Selahattin Demirtaş’ı, Yasin Börü’yü, işine son verilen hemşireyi (İkra Avcı) ve daha nice böylesi olayı, işine geldiği gibi kullanıyor. Bu mağduriyetler Kürtlerle ilgili barış ve demokratikleşme adımları atılınca ısıtılarak halkın önüne konuluyor.
    Kürtleri seviyor, savunuyor gibi görünüyorlar.
    Artık kirli ellerinizi Kürtlerin üzerinden çekiniz.
    Bu sistem yüzyıllık geçmişinden yüzleşmekten ve sırtındaki kamburu atmaktan korkuyor.
    Bu çerçeve yasada “Cumhur İttifakı” pek samimi gözükmüyor. Özellikle AKP iktidarı.
    Yasaya karşı faşizm ayakta, halkı yasaya karşı kışkırtıyor, annelerin acısını yarıştırıyor ama iktidarda buna karşı bir hamle yok. Irkçılığa karşı gerekli yasal düzenlemeyi yapamıyor, yada yapmak istemiyor.
    Bu ırkçı güruh neden “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu” ile yargılanmıyorlar.
    Eğer ki bu çerçeve yasada uluslararası kurumlardan, Sivil Toplum Kuruluşlarından ve bazı ülkelerden “garantör güçler” yoksa bu yasanın başarı şansı yok denecek kadar azdır.
    Çerçeve Yasa’nın 467 milletvekilinin desteğini alması hiçbir şeyi değiştirmez çünkü bu sürecin ipleri tek adamın elinde, AİHM, AYM kararlarına uymayan bir iktidar, mahkeme bu yasayı nasıl uygulayacak?
    Kürt gençlerini katleden, Kürt emekçilerini linç eden bu ve benzer onlarca, yüzlerce olayı “münferit” olarak değerlendirmek Kürt aklıyla dalga geçmek demektir.
    Kürtler artık yüzyıllık tecrübeden sonra kılı kırk yarıyor.
    Cumhuriyetin yüzyıllık Kürt meselesinin bugün resmi ideoloji tarafından kabul edilmesi, şiddet sarmalından uzaklaşarak Meclise taşınması çözüm için müzakere ve siyasi çözüm aranması önemli bir eşiktir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL