Birleşmiş Milletler ve Kürtler | Eyüp Yalur yazdı
Birleşmiş Milletler (BM): 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın imzalanması ile kurulan uluslararası barış ve güvenliği korumak, devletler arasında dostane ilişkiler geliştirmek, uluslararası işbirliğini teşvik etmek ve bu hedeflere ulaşmak için devletlerin eylemlerini uyumlaştırma merkezi olarak hizmet etmek amacıyla kurulmuş küresel bir uluslararası kuruluştur, diye tanımlanır.
Günümüzde dünyanın dört bir yanında savaşlar sürerken BM ortalarda yok.
Bu savaşlardan bazılarını da BM daimi üyeleri yapmaktadır.
Rusya – Ukrayna savaşı, ABD – İran savaşı gibi.
BM’nin genel merkezi ABD’nin New York şehrinde yer almaktadır.
Bundan güç alan ABD, BM tarafından davet edilen, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’a BM Genel Kurulu’na katıla bilmesi için giriş vizesi vermedi.
İradesini ABD’ye kaptıran bir uluslararası kuruluş, milletleri temsil edemez.
BM’ nin diğer organlarının bulunduğu (Cenevre, Nairobi, Viyana, Lahey gibi) ülkelerde ki başka toplantılarda da başka ülke temsilcilerine bu ülkeler vize vermeme hakkına sahipler, öyle mi!
ABD’nin Hazine Bakanı Scott Bessent, BM 81.Genel Kurulu için New York’ta bulunan İran heyetinin ülkelerine geri döneceğini sorguluyor. “İran heyetinin eve nasıl döneceğini merak ediyorum” diyor.
Hiç kimse BM garantörlüğü altında olan ve BM daveti üzerine katılan diplomatik temsilcileri tehdit edememelidir.
Beş daimi üyesi vardır.
ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin.
Bunların görevleri
- Barışı korumak
- Veto hakkı kullanmak
- Yaptırım uygulamak
- Askeri hareket yetkisi vermek
Görevleri uluslararası barışı savunmak olan daimi üyeler savaş halindeler.
- Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan birçok farklı konuyu gündeme taşıdı.
BM’nin görevini icra edemediginden, beş daimi temsilcinin veto hakkının kaldırılması, Ortadoğu’da devam eden çatışmalardan, Gazze’de öldürülen çocuklara kadar haklı ve doğru birçok şeyi dillendirdi ve dünya kamuoyunun dikkatini buraya çekmek istedi.
Ama unuttuğu bir şey vardı.
Ülkesindeki barış süreci ve Kürt meselesi. Buna nedense değinmek gereği duymadı. Genel Kurul’da yaptığı konuşmasında “Tayyip Erdoğan olarak, büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların hakkını savunmaya, sesi olmaya devam edeceğim” dedi.
Nüfusu 489 bin olan Kıbrıs Türk halkı için talep ettiğiniz siyasi statüyü, kardeşiz dediğiniz ve Türkiye’de sayıları 40-50 milyon arasında olduğu söylenen Kürtlerde sizden talep ediyorlar.
“Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli” diyor, Cumhurbaşkanı.
Peki Kürt halkının bir siyasi statüsü neden olmasın neden tanınmasın.
Oysa ki Kürtler sanmıştı ki kendilerinin de Cumhurbaşkanı olan Erdoğan BM Genel Kurulu kürsüsünden, mazlum Kürt halkının demokratik hak taleplerini de dile getirecek.
Mesela şunu bekliyordular.
193 üye ülkenin temsilcisinin bulunduğu bu kocaman salonda neden bir Kürt temsilcisinin koltuğunun bulunmadığını sorgulayacak.
Mahmud Abbas’a vize verilmemesine değinen Erdoğan, “Sayın Abbas’ın burada olmaması vicdanları yararlanmaktadır” dedi.
Bir Kürt temsilcinin olmaması neden aynı vicdanları yaralamıyor ?
Rojava’daki Kürtlerin Suriye Anayasasında eşit vatandaşlık ve Kürtçenin resmi dil olmasını ve Rojhilat Kürtlerinin İran’da yaşadıklarını ve Türkiye’deki barış sürecinin nasıl başarıldığını dile getirecekti.
Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler, yer yüzünün sayıları yüz milyona yaklaşan en büyük devletsiz halkı olan Kürtlerin barış ve güvenliğinden ilgilenmiyor?
Ortadoğu’da barışın ve istikrarın sağlanmasının yolunun Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümününden geçtiğini artık Birleşmiş Milletler’de anlamalı ve gerekeni yapmalıdır.
