Yeni anayasa beklentileri ve temel sorunlar | Eyüp Yalur yazdı
Yeni anayasadan da diğer eski anayasalardan da beklenen, insan hak ve hürriyetlerinin, hukukun üstünlüğünün, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün – kısacası bütün hürriyetlerin – teminatını sağlayacak, güvence altına alacak hükümler getirmesidir.
Aslında bu da yeterli değildir. Önemli olan bu hükümlerin gerçek hayatta uygulanabilmesidir.
Bu ülkede cumhuriyet, demokrasi, anayasa gibi modern adlar altında rejimler şekillenirken değişim siyasal ilişkide yönetenler tarafından olmuş; yönetilenlerin geleneksel tebaa konumuna “oy verme” etkinliği eklenmiş olsa da esasta bir şey değişmemiştir.
İşte bu ülkenin en büyük sorunu budur.
Her anayasada “millî irade”ye vurgu yapılır.
Millî irade eşittir Meclis kabul edilir. Meclis bugün olduğu gibi defalarca etkisiz kılınmıştır.
Bu da millî iradeye ket vurulmuş anlamına gelir.
Yeni Anayasa ve Temel Sorunlar
Ülkede anayasa ile alakalı üç sorun yaşanmaktadır:
a) “Bu anayasa ile bu devlet yönetilemez.” Bu genelde iktidardakilerin görüşüdür. “Bu anayasa fazladır, lükstür, bu halka boldur.”
b) “Bu anayasa ile bu devlet yönetilemez.” Bu da muhalefettekilerin görüşüdür. Özgürlükler kısıtlanmış, toplum zaptı rapt altına alınmıştır, insan hakları ihlal ediliyor, örgütlenme özgürlüğü yok, yargı siyasallaşmış vb. sorunlar ileri sürülerek “demokratik, katılımcı anayasa” talepleri vardır.
c) Darbelerden sonra anayasa yapılır. Darbelerden sonra yapılan anayasalar, yapılan darbe kadar meşru olur.
Darbe anayasaları vatandaşa karşı devleti korur, kutsallaştırır. Oysa ki demokratik anayasalar devletin gücünü, yetkilerini vatandaşın lehine sınırlar; kutsal olan devlet değil vatandaştır. Vatandaşın temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınır.
Yapılan anayasalardan 1921 Anayasası hariç diğerleri darbe anayasasıdır.
Yapılması düşünülen yeni anayasada 1982 Anayasası’nın ilk dört maddesi yer alacaksa bunun neresi yeni anayasa olur?
İlk dört maddeyi değiştirmediğiniz bir anayasa ne demokratik olur ne de yeni olur.
Bu anayasa darbe anayasasının devamı, ikinci perdesi olur.
Anayasa yapım süreçleri konjonktüreldir.
1961 Anayasası yapımcılarından Enver Ziya Karal’a göre anayasalar, onları hazırlayanların aracılığıyla belli bir devirde ve belli bir yönde halkın eğilim ve inançlarını gösterirler.
Ne var ki halkın farklı kesimlerinin söz sahibi olmaması nedeniyle 1961 Anayasası, Karal’ın sözünü ettiği gibi halkın eğilim ve inançlarını göstermekten çok, o dönemde söz sahibi olan sermayenin sözcüleri, ordu ve aydınların eğilimlerinin bir göstergesi durumunda olmuştur.
Yine 1961 Anayasası’nın hazırlayıcılarından olan Sıddık Sami Onaran anayasanın temel özelliklerini şöyle anlatır: “Başlıca arzumuz ihlal edilemez bir anayasa yapmak. Bu anayasa, memleketteki bütün müesseseler arasında muvazene kuracak, şahsî nüfuz ve tahakküme mâni olacak ve insan haklarını teminat altına alacaktır. Anayasa, buhranlı günler yaratmayacak bir anayasa olacaktır” diyor.
Anayasalar güçlü olan tarafın eğilimlerini yansıtır, düşünce ve özgürlükler dar kalıplara konulur.
Anayasa kavramının mantığı, özü yönetilenlerin siyasal özne olma konumunu güçlendirmesi gerekirken devleti kutsallaştırır, iktidarı korur.
Darbecilere sorulan “1982 Anayasası halkın oyunu alamazsa ne yaparsınız?” sorusuna 12 Eylül askerî yönetimi, askerî düzenle anayasanın sağlayacağı demokratik yapıyı adeta eşitleyen şu yanıtı vermişti: “Halk bu anayasayı kabul etmezse, askerî yönetimden memnun oldukları anlamına gelir, bizler de yönetmeye devam ederiz.” İşte darbe anayasası bu koşullarda kabul edilmiştir.
Darbeciler ve siyasiler halkın iradesine güvenmezler.
Yine darbecilere göre Demokrat Parti’yi seçenler gaflete düşmüşlerdir. İleride de “cahil halkın” ne tür adamları iş başına getireceğine dair kaygılıdırlar?
Hani bu halk Osmanlı tebaası olmaktan kurtulup cumhuriyet vatandaşı olmuştu.
İktidarlara göre halk kasketli, göbekli, cahil, kılık kıyafeti bozuk gibi görülür.
Âşık Veysel bile kılık kıyafetinden dolayı Ankara’da şehir merkezine alınmamıştır. İşte bunun üzerine “Kara Toprak” şiirini yazmıştır.
Sonuç olarak Cumhur İttifakı iktidarının yapmayı düşündüğü yeni anayasanın kapsayıcı, kucaklayıcı olması elbette ki düşünülemez.
Çünkü eski anayasa layıkıyla uygulanmadı ki yeni anayasa yapılsın.
İktidar sahipleri yeni anayasa ile geleceklerini teminat altına almak istiyorlar.
