ANASAYFAKADINClara Zetkin: Kadınların Kurtuluşunu Devrim Mücadelesinin Parçası Olarak Düşünen Bir Ömür

Clara Zetkin: Kadınların Kurtuluşunu Devrim Mücadelesinin Parçası Olarak Düşünen Bir Ömür

Clara Zetkin, yalnızca 8 Mart'ın öncüsü değil, kadınların kurtuluşunu işçi sınıfının mücadelesiyle birleştiren Marksist bir teorisyen ve devrimciydi.

20 Haziran 1933’te yaşamını yitiren Clara Zetkin, yalnızca 8 Mart’ın öncülerinden biri değil, kadınların kurtuluşunu işçi sınıfının kurtuluşuyla birlikte ele alan Marksist bir teorisyen, örgütçü ve devrimciydi. Emperyalist savaşlara karşı mücadelesi, uluslararası sosyalist kadın hareketinin inşasındaki rolü ve faşizme karşı yükselttiği erken uyarılar, onu 20. yüzyıl devrimci tarihinin en önemli figürlerinden biri haline getirdi.

Bugün Clara Zetkin’in adı çoğunlukla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile birlikte anılıyor. Oysa onun siyasal mirası, bir günün ya da tek bir mücadelenin sınırlarını aşacak kadar geniştir. İşçi hareketinin yükselişine, sosyal demokrasinin dönüşümüne, Birinci Dünya Savaşı’na, Rus Devrimi’ne ve Avrupa’da faşizmin yükselişine tanıklık eden Zetkin, bütün bu tarihsel kırılma anlarında yalnızca bir gözlemci olmadı; müdahale eden, yön veren ve bedel ödeyen bir devrimci olarak yer aldı.

20 Haziran 1933’te Moskova’da yaşamını yitirdiğinde ardında yalnızca bir mücadele tarihi değil, kadınların özgürleşmesini sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan kapsamlı bir siyasal miras bırakmıştı.

Bir öğretmen okulundan devrimci siyasete

Clara Eissner, 5 Temmuz 1857’de Saksonya’nın Wiederau kasabasında dünyaya geldi. Babası öğretmen, annesi ise kadınların eğitimi ve toplumsal gelişimiyle ilgilenen ilerici görüşlere sahip bir kadındı. Bu aile ortamı, genç Clara’nın daha çocukluk yıllarında toplumsal eşitsizliklere duyarlılık geliştirmesinde etkili oldu. [1]

Leipzig’de öğretmenlik eğitimi aldığı yıllarda Almanya hızla sanayileşiyor, buna paralel olarak işçi sınıfı hareketi de büyüyordu. Clara, bu dönemde August Bebel ve Wilhelm Liebknecht gibi sosyalist önderlerin konuşmalarını dinleme fırsatı buldu. Özellikle işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin tartışmalar, onun siyasal yönelimini belirleyen temel etkenlerden biri oldu. [2]

1878 yılında Şansölye Otto von Bismarck’ın çıkardığı Anti-Sosyalist Yasalar, Alman sosyalist hareketine ağır darbeler vurdu. Partiler, sendikalar ve işçi dernekleri yasaklandı. Binlerce sosyalist gibi Clara da sürgün yollarına düştü. Önce İsviçre’ye, ardından Fransa’ya geçti.

Paris yılları, onun siyasal gelişiminde belirleyici bir döneme dönüştü. Burada yalnızca Alman sürgünlerle değil, Fransız sosyalist hareketiyle de ilişki kurdu. Karl Marx’ın kızı Laura Lafargue ve damadı Paul Lafargue ile yakın çalışma yürüttü. Böylece Alman sosyal demokrasisinin sınırlarını aşan gerçek bir enternasyonalist perspektif geliştirdi. [3]

Bu dönemde yaşamını paylaştığı Rus devrimci Ossip Zetkin’in soyadını aldı. Resmi evlilik yapmamalarına rağmen, hayatının geri kalanında Clara Zetkin adıyla tanındı.

Kadın sorunu üzerine Marksist bir müdahale

Clara Zetkin’in siyasal düşüncesinin merkezinde kadın sorunu yer alıyordu. Ancak onun yaklaşımı, dönemin yaygın kadın hakları söyleminden önemli ölçüde farklıydı.

1889 yılında Paris’te toplanan II. Enternasyonal Kongresi’nde yaptığı konuşma, bu bakımdan tarihsel bir önem taşır. Zetkin burada kadınların toplumsal eşitsizliğinin temelinde ekonomik bağımlılığın bulunduğunu savundu. Ona göre kadınların kurtuluşu yalnızca hukuki reformlarla değil, üretim sürecine eşit katılım ve ekonomik bağımsızlıkla mümkün olabilirdi. [4]

Kongrede yaptığı konuşmada şu tespiti dile getiriyordu:

“İnsanlığın kurtuluşunu savunanlar, insanlığın yarısını ekonomik bağımlılığa ve toplumsal köleliğe mahkûm edemezler.”

Bu yaklaşım, onu yalnızca muhafazakâr çevrelerden değil, dönemin burjuva kadın hareketlerinden de ayırıyordu. Zetkin, kadınların oy hakkını ve siyasal eşitliğini savunuyordu; ancak işçi kadınların sorunlarını görmezden gelen sınıflar üstü bir kadın hareketinin gerçek özgürleşme sağlayamayacağını düşünüyordu.

Onun gözünde kadın sorunu, kapitalist toplumun sınıfsal yapısından bağımsız ele alınamazdı. Kadınların kurtuluşu ile işçi sınıfının kurtuluşu aynı tarihsel sürecin parçalarıydı.

Die Gleichheit ve işçi kadınların sesi

1890 yılında Anti-Sosyalist Yasaların kaldırılmasıyla Almanya’ya dönen Zetkin, kısa sürede sosyal demokrat hareketin en etkili isimlerinden biri haline geldi.

1891 yılında Sosyal Demokrat Parti’nin kadın gazetesi olan Die Gleichheit’in (Eşitlik) editörlüğünü üstlendi. Bu görevini yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca sürdürdü. [5]

Gazete, sıradan bir parti yayını olmaktan çok daha fazlasıydı. İşçi kadınların çalışma koşulları, çocuk emeği, annelik koruması, ücret eşitsizliği, eğitim hakkı ve sendikal örgütlenme gibi konular düzenli olarak ele alınıyordu.

Zetkin’in yönetiminde Die Gleichheit, Avrupa’nın en etkili sosyalist kadın yayınlarından biri haline geldi. Gazetenin tirajı yüz binlere ulaştı ve uluslararası sosyalist kadın hareketinin önemli bir koordinasyon merkezi işlevi gördü.

Bu dönemde Rosa Luxemburg ile kurduğu siyasal dostluk da dikkat çekicidir. Her iki isim de Alman sosyal demokrasisi içinde güç kazanan reformist eğilimlere karşı mücadele etti. Kapitalizmin reformlarla dönüştürülebileceği görüşüne karşı, devrimci Marksist çizgiyi savundular. [6]

8 Mart’ın ardındaki fikir

Bugün dünyanın dört bir yanında kutlanan 8 Mart’ın arkasında da Clara Zetkin’in siyasal perspektifi bulunuyordu.

1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Zetkin ve Kate Duncker, uluslararası bir kadınlar günü düzenlenmesini önerdi. Konferans öneriyi oybirliğiyle kabul etti. [7]

Ancak Zetkin’in amacı yalnızca kadınlara adanmış sembolik bir gün yaratmak değildi. Onun hedefi, kadın işçilerin mücadelelerini uluslararası ölçekte görünür hale getirmek ve kadınların siyasal hakları için ortak bir mücadele zemini oluşturmaktı.

Konferans kararında kadınların oy hakkı mücadelesinin sınıf mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği özellikle vurgulanıyordu.

Bu nedenle Clara Zetkin açısından 8 Mart, yalnızca kadınların değil, emekçi kadınların mücadele günüydü.

Savaşa karşı yalnız kalanlardan biri

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladığında Avrupa’nın büyük bölümü milliyetçi dalganın etkisi altına girdi. Daha da önemlisi, işçi hareketinin önemli bir kısmı kendi hükümetlerini destekleme yolunu seçti.

Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin savaş kredilerine onay vermesi, uluslararası sosyalist hareket açısından tarihi bir kırılmaydı.

Clara Zetkin ise farklı bir yerde duruyordu.

Ona göre savaş, halkların değil sermaye gruplarının çıkarları için yürütülüyordu. 1912 yılında Basel’de yaptığı konuşmada şu soruyu soruyordu:

“Bu savaştan kim kâr ediyor?” [8]

Ardından cevabı kendisi veriyordu:

“Silah üreticileri, tersane sahipleri ve savaşın tedarikçileri. İşçilerin ise kazanacağı hiçbir şey yoktur.”

1915 yılında savaş sürerken Berlin’de Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nı örgütledi. Konferans, savaş karşıtı sosyalistlerin buluştuğu en önemli platformlardan biri oldu. [9]

Bu faaliyetleri nedeniyle birkaç kez tutuklandı, yayınları sansüre uğradı ve parti yönetimi tarafından hedef alındı. Ancak geri adım atmadı.

Rus Devrimi ve Komintern yılları

1917 yılında Rusya’da Ekim Devrimi gerçekleştiğinde Clara Zetkin bunu işçi sınıfı hareketinin tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.

1918-1919 Alman Devrimi sürecinde Spartakus Birliği saflarında yer aldı ve Alman Komünist Partisi’nin kuruluşuna katıldı. [10]

Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in 1919 yılında katledilmesi onun için ağır bir darbe oldu. Ancak mücadeleden çekilmek yerine yeni kurulan komünist hareketin inşasına yöneldi.

1920 yılında Moskova’ya giderek Vladimir Lenin ile kadın sorunu üzerine uzun görüşmeler yaptı. Daha sonra yayımlanan bu görüşmeler, Marksist kadın politikası üzerine temel kaynaklardan biri kabul edildi. [11]

Lenin ile yaptığı görüşmelerde kadınların özgürleşmesinin yalnızca hukuki eşitlikle sağlanamayacağı, ev içi emeğin toplumsallaştırılması ve ekonomik bağımsızlığın güvence altına alınması gerektiği vurgulanıyordu.

Zetkin sonraki yıllarda Komintern yürütmesinde görev aldı ve uluslararası komünist kadın hareketinin örgütlenmesinde önemli roller üstlendi. [12]

Faşizmi erken teşhis edenlerden biri

Clara Zetkin’in son yıllarındaki en önemli katkılarından biri faşizm üzerine yaptığı çözümlemelerdi.

1923 yılında Komintern’de yaptığı ünlü konuşmada faşizmi yalnızca bir baskı rejimi olarak değil, kapitalizmin kriz dönemlerinde ortaya çıkan özel bir siyasal biçim olarak değerlendirdi. [13]

Faşizmin, ekonomik ve siyasal krizlerin yarattığı hoşnutsuzluğu kendi saflarında örgütleyerek sermaye düzenini korumaya çalıştığını savundu.

Bu analiz, daha sonra Marksist faşizm teorisinin temel referanslarından biri haline geldi.

1932 yılında Reichstag’ın en yaşlı üyesi sıfatıyla yaptığı açılış konuşması ise adeta bir siyasal vasiyet niteliğindeydi. Hitler henüz iktidara gelmemişti, ancak Nazizm hızla yükseliyordu.

Zetkin bu konuşmada işçi sınıfına ortak mücadele çağrısı yaptı ve faşizmin durdurulamaması halinde Almanya’nın büyük bir felaketle karşılaşacağını söyledi. [14]

Ne var ki uyarıları kısa süre sonra doğrulandı. Hitler birkaç ay sonra iktidara geldi ve Alman Komünist Partisi yasaklandı.

Clara Zetkin’in mirası

Clara Zetkin 20 Haziran 1933’te Moskova’da yaşamını yitirdi.

Aradan geçen yaklaşık bir asra rağmen onun adı hâlâ güncel tartışmaların içinde yer alıyor. Bunun nedeni yalnızca 8 Mart’ın öncülerinden biri olması değil.

Zetkin’in asıl önemi, kadınların kurtuluşunu sınıf mücadelesinin dışında değil içinde konumlandırmasında yatıyor. O, kadınların özgürleşmesini kapitalist sömürü ilişkilerinden bağımsız ele almadı. Aynı zamanda işçi hareketine de kadın sorununu ikincil bir mesele olarak görme hakkı tanımadı.

Bu nedenle Clara Zetkin’in mirası yalnızca kadın hareketine değil, işçi hareketine de aittir.

Onun yaşamı, kadınların özgürlüğü ile toplumsal kurtuluş mücadelesi arasında kurduğu bağın tarihsel bir örneği olarak önemini korumaya devam ediyor.


Dipnotlar ve Kaynakça

[1] Luise Dornemann, Clara Zetkin: Adanmış Bir Ömür, Ceylan Yayınları.

[2] Gilbert Badia, Sınırsız Feminist Clara Zetkin, Pencere Yayınları, 2002.

[3] Clara Zetkin biyografik yazışmaları ve Paris sürgünü dönemi belgeleri, Marxists Internet Archive.

[4] Clara Zetkin, Only in Conjunction With the Proletarian Woman Will Socialism Be Victorious, II. Enternasyonal Kongresi Konuşması, Paris, 1889.

[5] Clara Zetkin, Die Gleichheit yayın faaliyetleri üzerine SPD ve sosyalist kadın hareketi kayıtları.

[6] Rosa Luxemburg ve Clara Zetkin yazışmaları; SPD içi revizyonizm tartışmaları.

[7] II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı Kararları, Kopenhag, 1910.

[8] Clara Zetkin, Basel Uluslararası Sosyalistler Kongresi Konuşması, 1912.

[9] Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı Belgeleri, Bern/Berlin süreci, 1915.

[10] Alman Komünist Partisi Kuruluş Belgeleri ve Spartakus Birliği kayıtları.

[11] Clara Zetkin, Lenin on the Woman Question, 1920.

[12] Komintern Kadın Sekreterliği Belgeleri, 1921-1933.

[13] Clara Zetkin, Fascism, Komintern Yürütme Kurulu Konuşması, 1923.

[14] Clara Zetkin, Reichstag Açılış Konuşması, 30 Ağustos 1932.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL