ANASAYFAKÜRDİSTANİran rejimi vitrinde kardeş, sahada katliamcı

İran rejimi vitrinde kardeş, sahada katliamcı

İran rejimi vitrinde kardeş, sahada katliamcı gerçeği bir kez daha ortaya çıktı. Ankara Büyükelçisi “Kürtlerle kardeşiz” derken, aynı rejim son iki yılda binlerce protestocuyu katletti, idamları durdurmadı.

İran rejimi vitrinde kardeş, sahada katliamcı görüntüsünü bir kez daha verdi. Tahran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibullah Zadeh, “Kürt, Arap, Fars, Lor ve Türk… Hepimiz kardeşiz” derken, aynı rejimin son iki yılda 10 binlerce protestocuyu katlettiği, idam sepetlerini savaş döneminde bile boşaltmadığı ve Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt üslerine ateşkesi tanımadan saldırdığı belgelerle sabit. Söylem ile eylem arasındaki uçurum, bilançoya dönüşüyor: Ateşkes döneminde 5, toplamda 21 kişi hayatını kaybetti. Kürt partileri ittifakı saldırıları “savaş suçu” olarak nitelendirirken, İran rejiminin “kardeşlik” vitrini paramparça oluyor.

Büyükelçiden ‘tek millet’ söylemi: “Hepimiz kardeşiz”

İran’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh, Saadet Partisi çevresine yakın Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen “İran’ın Haklı Savaşı, Bölgesel-Küresel Etkileri ve Adil Yeni Bir Dünya” başlıklı konferansta konuştu. Panel öncesinde Rûdaw muhabirinin sorularını yanıtlayan Zadeh, “Kürt, Arap, Beluç, Fars, Lor ve Türk… Hepimiz kardeşiz. Ülkemizde güçlü bir ulusal birlik var” ifadelerini kullandı. Büyükelçi, tarih boyunca dış saldırılara karşı tüm grupların kenetlendiğini savundu. Ancak bu söylemler, İran rejiminin kendi içinde ve dışında sergilediği kanlı tabloyla aynı döneme denk geliyor.

Sahadaki gerçek: Katliamlar, idamlar ve ateşkes ihlalleri

İran rejimi vitrinde kardeş, sahada katliamcı kimliğini son iki yılda defalarca kanıtladı. 2022 yılında Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarında İran güvenlik güçlerinin binlerce göstericiyi katlettiği uluslararası raporlarla belgelenmiştir. İnsan hakları örgütlerine göre, protestolar sırasında ve sonrasında idam cezaları hız kesmeden devam etti. Savaş döneminde bile idam sepetleri boşaltılmadı; siyasi mahkumlar, etnik aktivistler ve genç protestocular rejimin “kardeşlik” söyleminin hemen yanı başında infaz edildi.

Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılar: 21 ölü, 150+ saldırı

İran rejimi Kürtleri bir taraftan “kardeş” ilan ederken diğer taraftan Irak Kürdistan Bölgesi’ni füze ve dronlarla hedef almayı sürdürdü. Nisan başında ilan edilen ateşkese rağmen Tahran liderliğindeki “Direniş Ekseni”ne bağlı silahlı gruplar, Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt partilerinin üslerine saldırılarını sürdürdü. Rûdaw’ın derlediği verilere göre, ateşkes döneminde yaklaşık 20 saldırı düzenlendi. Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani’nin açıklamasına göre bu saldırılarda 5 kişi hayatını kaybetti. Savaşın başından bu yana ise toplam can kaybı 21’e yükseldi.

“Savaş suçu” nitelemesi ve 150’den fazla doğrudan saldırı

Kürt partileri ittifakı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Rojhilat’tan gelen siyasi sığınmacılara karşı 150’den fazla doğrudan saldırı düzenlendiği bildirildi. Öldürülen 21 kişinin arasında 10 savaşçının yanı sıra üs bölgelerinde yaşayan siviller de bulunuyor. İttifak, bu eylemleri uluslararası hukuk açısından “savaş suçu” olarak nitelendirdi. Büyükelçi Zadeh’in “kardeşlik” söylemi ile bu savaş suçu iddiaları arasında derin bir uçurum bulunuyor.

İran rejiminin çifte dili: Vitrin parlak, sahada kan var

İran rejiminin diplomatik dili ile sahadaki eylemleri arasında sistematik bir çelişki olduğu görülüyor. Vitrinde “kardeşlik, birlik, beraberlik” vurgusu yapan rejim, sahada muhalif Kürtleri, Beluçları ve diğer tüm etnik grupları hedef almaya devam ediyor. Mahsa Amini protestolarında hayatını kaybeden gençler, idam edilen siyasi mahkumlar ve Kürdistan Bölgesi’nde öldürülen 21 kişi, bu çifte dilin somut kanıtı olarak duruyor.

Rojnameya Newroz – Editör

Kürtler, Ezilen Halklar ve Yoksullar Cephesi

İran rejiminin “kardeşlik” söylemini duyduğumuzda ne yapmalıyız? Gülüp geçmeli miyiz, yoksa öfkeyle dişlerimizi sıkmalı mıyız?

Biz, Rojnameya Newroz olarak, bu söylemin tam olarak nereden geldiğini biliyoruz. Vitrinin arkasında, son iki yılda 10 binlerce protestocuyu katleden, savaş zamanı bile idam sepetlerini boşaltmayan bir rejim var. “Kardeş” dediği Kürtlerin üzerine bomba yağdıran, “kardeş” dediği Beluçların ocağını söndüren, “kardeş” dediği herkesin topraklarını ateşe veren bir zihniyet.

Peki bu rejim kime kardeş? Cevap çok net: Kendi iktidarına, kendi sermayesine, kendi silah tüccarlarına. Kardeşlik kelimesi, bu rejimin dilinde, ezilen halkların taleplerini bastırmak için kullandığı bir kozmetik üründen ibarettir.

Kürtler, bu rejimden “kardeşlik” istemiyor. Çünkü İran rejiminin kardeşliği, Kürtlerin idam sehpalarında can vermesiyle, Kürdistan Bölgesi’ndeki üslerin bombalanmasıyla, Rojhilat’ta evlatlarının toprağa verilmesiyle sonuçlanıyor. Kürtlerin talebi çok daha temel ve insani: Hak, hukuk, adalet. Özerklik, Anadilde eğitim, siyasal özgürlük ve kendi topraklarında yaşama güvencesi. Bunlar kardeşlik değil, yurttaşlık hakkıdır. Bunlar lütuf değil, insan onurunun gereğidir.

Vitrin süsüne bakma, sahaya bak, ceset sayısına bak, idam sepetlerine bak. Bombaların düştüğü okullara, hastanelere, üslere bak. İşte orada, İran rejiminin “kardeşliğinin” gerçek yüzünü görürsün.

Rojnameya Newroz olarak diyoruz ki: İran rejimi vitrinde ne derse desin. Sahada katliamcıdır. Ve katliamcıya kardeş diyen değil, katliamcıya direnen kardeştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL