KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, Irak cumhurbaşkanlığı seçim sürecini tıkayan en büyük engel olarak görülüyor. Irak Parlamentosu’nun 11 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 11.00’de yeni cumhurbaşkanını belirlemek üzere toplanmasına saatler kala, Kürt siyasetinin iki büyük partisi ortak bir aday üzerinde anlaşmış değil. KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, yalnızca cumhurbaşkanlığı makamının kimde kalacağını değil, aynı zamanda başbakanlık pazarlıklarının da seyrini belirliyor. Irak’ın 2003 sonrası kurumsal düzeninde cumhurbaşkanlığı Kürtlere bırakılırken, KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, bu kez siyasi sürecin tümden kilidi haline gelmiş durumda. Irak Meclis Başkanlığı, 9 Nisan 2026 Perşembe günü yaptığı resmi açıklamayla cumhurbaşkanlığı seçimi gündemiyle özel bir oturum düzenleme kararı aldı. Tek gündem maddesiyle gerçekleştirilmesi planlanan oturumda cumhurbaşkanlığı makamı için toplam 19 aday yarışıyor.
KDP’nin adayı Fuad Hüseyin, KYB’nin adayı Nizar Amidi
Cumhurbaşkanlığı makamı için yarışan 19 aday arasında en dikkat çeken iki isim, KDP’nin adayı Fuad Hüseyin ile KYB’nin adayı Nizar Amidi olarak öne çıkıyor. KDP’nin adayı Fuad Hüseyin, daha önce Irak Dışişleri Bakanlığı ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde üst düzey görevlerde bulunmuş deneyimli bir siyasetçi. KYB’nin adayı Nizar Amidi ise Bağdat’ta Çevre Bakanlığı görevini yürütmüş, özellikle başkentteki siyasi ağırlığıyla bilinen bir isim. KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, bu iki adayın karşı karşıya gelmesine ve oturum öncesinde herhangi bir ortak isim etrafında birleşilememesine yol açmış durumda. Bağımsız ya da daha küçük Kürt partilerinden de adaylık başvuruları gündeme gelmiş olsa da, Kürdistan İslami Birliği’nden milletvekili Muthana Amin ve eski milletvekili Şivan Davudi’nin adaylıkları, iki büyük partinin gölgesinde kalmış görünüyor.
KDP’li Etruşi: “Mutabakat yoksa oturumu kabul etmiyoruz”
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması karşısında KDP kanadı net bir tavır sergiliyor. Irak Parlamentosu İkinci Başkan Yardımcısı ve KDP’li Ferhad Etruşi, “ulusal ve siyasi mutabakat sağlanamadığı” gerekçesiyle 11 Nisan tarihinin belirlenmesini kabul etmediklerini açıkladı. Etruşi yazılı açıklamasında, “Ulusal sorumluluğumuz ve siyasi sürecin istikrarına olan hassasiyetimiz gereği, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin 11 Nisan tarihli oturumun gündemini onaylamadığımızı duyuruyoruz” ifadelerini kullandı. Etruşi, bu tutumunun gerekçesi olarak cumhurbaşkanlığı makamı konusunda bileşenler arasında henüz bir uzlaşıya varılamamasını gösterdi ve siyasi ortaklara “dayatma politikalarından uzak, geniş bir ulusal mutabakatla kabul görecek bir aday üzerinde ciddi diyalog ve anlayış geliştirilmesi için fırsat tanınması” çağrısında bulundu.
Bu durum, KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasının pratik siyaseteki en somut yansıması. KDP, yalnızca cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda değil, aynı zamanda başbakanlık dosyasının da aynı anda çözülmesi gerektiği yönündeki tutumunu sürdürüyor. KDP lideri Mesud Barzani, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, başbakan adayı üzerinde uzlaşma sağlanmadan yalnızca cumhurbaşkanı seçiminin dayatılmasına karşı çıkarak “Bu durum kabul edilemez” dedi. Barzani, “çifte standart kabul edilemez” ifadesini kullanarak, Irak’taki siyasi tıkanıklığın temel nedenlerinden birinin bu tutumlar olduğunu belirtti ve “paket çözüm” önerisini yineleyerek cumhurbaşkanı ve başbakanlık seçimlerinin eş zamanlı şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
KYB’den farklı pozisyon: “Seçim ertelenmemeli”
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması karşısında KYB ise tamamen farklı bir strateji izliyor. KYB, 11 Nisan oturumunun planlandığı gibi zamanında yapılmasını savunarak cumhurbaşkanlığı dosyasının “yeterince beklediğini” ve daha fazla ertelenmemesi gerektiğini açıkladı. KYB’nin adayı Nizar Amidi etrafında kenetlenen parti, KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasını oturumu ertelemek için bir gerekçe olarak kabul etmiyor. KYB cephesinden yapılan açıklamalara göre, seçim anayasal takvimine uygun biçimde yapılmalı ve cumhurbaşkanlığı makamı doldurulmalıdır.
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması bu noktada bir yol ayrımına işaret ediyor. Bir tarafta seçimin yapılması için ısrar eden KYB ve onun adayı Nizar Amidi, diğer tarafta ise başbakanlık dosyası çözülmeden cumhurbaşkanlığı seçimini meşru görmeyen ve kendi adayı Fuad Hüseyin’i sahada tutan KDP duruyor. Bu karşıtlık, KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasını daha da görünür kılarken, siyasi tıkanıklığı da derinleştiriyor.
Başbakanlık dosyası anlaşmazlığı besliyor
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasını besleyen en önemli etkenlerden biri de başbakanlık makamı etrafındaki belirsizlik. Koordinasyon Çerçevesi, 24 Ocak 2026’da oy çokluğuyla Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı olarak belirlemişti. Ancak bu karardan üç gün sonra ABD Başkanı Donald Trump, el-Maliki’nin adaylığına açıkça karşı çıktı. Bu gelişme üzerine ittifak içerisinde aday değişikliği için baskı yapılması bekleniyor. KDP, başbakanlık konusunda net bir muhatap bulamadığı sürece cumhurbaşkanlığı için yeşil ışık yakmıyor. KDP milletvekili Selwan Akreyi, bu durumu “Şii bloklar kendi aralarında başbakanlık adayı konusunda ciddi bir kriz yaşıyor” sözleriyle özetlemişti.
Ferhad Etruşi de başbakanlık konusunda benzer bir vurgu yaparak, “Devletin ve siyasi sürecin yönetimindeki en önemli makam olan başbakanlık için kimin aday gösterileceğini bilmek ve bu konuda görüş sahibi olmak hakkımızdır” demişti. KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasının bir tezahürü de burada görülüyor: KDP, başbakanlık dosyasını cumhurbaşkanlığı ile birlikte çözmek isterken, KYB bu iki dosyayı ayrıştırarak en azından cumhurbaşkanlığının önünü açmayı hedefliyor.
Yeter sayı sorunu ve oturumun akıbeti
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, aynı zamanda parlamentodaki yeter sayı dengelerini de doğrudan etkiliyor. Irak Anayasası’na göre, cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılacak özel oturumun açılabilmesi için parlamento üye tam sayısının üçte ikisinin, yani 220 milletvekilinin hazır bulunması gerekiyor. KDP’nin olası bir boykotu, bu sayıya ulaşmayı fiilen imkânsız hale getirebilir. KDP milletvekili Selwan Akreyi, başbakanlık konusundaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle oturumda gerekli yasal çoğunluğun sağlanamayacağını öngördüğünü dile getirmişti.
Öte yandan, Ammar el-Hekim’in Devlet Güçleri İttifakı ve Muhammed el-Halbusi’nin Takaddum Partisi (Sünni Araplar), oturuma tam kadro katılacaklarını açıkladılar. Ancak KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, Sünni ve Şii partilerin oturuma katılma iradelerini anlamsız kılabilecek bir veto gücüne sahip. Zira cumhurbaşkanlığı makamı Kürtlerin uhdesinde olduğu için, Kürt oylarının bölünmesi veya bir kısmının çekilmesi, seçimin sonucunu doğrudan belirleyecek.
Bu gelişme, Irak’ın 2003 sonrası kurulan siyasi dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu ve Kürt siyasetindeki bölünmenin tüm ülkeyi nasıl etkilediğini bir kez daha gösteriyor. KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, yalnızca bir cumhurbaşkanlığı seçiminin ötelenmesi ya da tartışmalı bir seçimle sonuçlanması anlamına gelmiyor; aynı zamanda Irak’taki tüm siyasi sürecin işlemez hale gelmesi riskini de beraberinde getiriyor.
Arka plan: Talabani sonrası boşluk ve 25 yıllık teamülün aşınması
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasının tarihsel arka planında, 2003 sonrası yerleşen siyasi dengelerin aşınması yatıyor. Savaş sonrası Irak’ın ilk cumhurbaşkanı, KYB’nin tarihsel lideri Celal Talabani (Mam Celal) olmuştu. Talabani, 6 Nisan 2005’te Ulusal Meclis’te 248 oydan 227’sini alarak Irak’ın ilk Kürt cumhurbaşkanı seçildiğinde, bu adım Kürt halkı için büyük bir kazanım olarak değerlendirilmişti. Talabani, Irak içinde “güvenlik sembolü” olarak tanınıyor, Kürtler, Sünni ve Şii Araplar, Türkmenler, Hristiyanlar arasında dengeyi korumayı başarmıştı. Cumhurbaşkanlığının Kürtlere ve daha dar anlamda zımnen KYB’ye bırakılması teamülü, Talabani’nin 2014’te görevi bırakması ve 2017’de hayatını kaybetmesinin ardından aşınmaya uğradı. Bu dönemde KDP de cumhurbaşkanlığı makamına çıkma hakkını eşit biçimde talep eder hale geldi. Bugün KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, işte bu tarihsel boşluğun ve iki parti arasındaki güç mücadelesinin en somut yansımasıdır.
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasının olası senaryoları
KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması, hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, Irak siyasetinde uzun süre konuşulacak sonuçlar doğuracak. İlk olası senaryoda, KYB’nin ısrarı ve Sünni-Şii partilerin katılımıyla oturum gerçekleşir ve KYB’nin adayı Nizar Amidi cumhurbaşkanı seçilirse, KDP’nin süreci tanımaması ve başbakanlık pazarlıklarına katılmaması gündeme gelebilir. İkinci senaryoda, KDP’nin boykotu nedeniyle yeter sayı sağlanamaz ve oturum ertelenirse, KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamaması daha da derinleşerek yeni bir siyasi krizin fitilini ateşleyebilir. Üçüncü senaryoda ise KDP kendi adayı Fuad Hüseyin’i resmen yarışa sokar ve oturumda iki Kürt aday karşı karşıya gelirse, bu durum KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasını kurumsal bir kopuşa dönüştürebilir.
Ferhad Etruşi’nin “ulusal mutabakat olmadan yapılacak bir oylama bölünmeyi derinleştirebilir” uyarısı ve Mesud Barzani’nin “bu denge sağlanmadan hiçbir anayasal sürecin tek taraflı olarak sonuçlandırılmasına izin vermeyeceğiz” çıkışı, KDP ile KYB arasında uzlaşı sağlanamamasının yalnızca bir aday meselesi olmadığını, Irak’ın geleceğini belirleyecek bir kırılma noktası olduğunu ortaya koyuyor.
