ANASAYFAİKLİM KRİZİEsra Işık’tan tutukluluk sonrası açıklama: “Toprağımızı ve onurumuzu korudum”

Esra Işık’tan tutukluluk sonrası açıklama: “Toprağımızı ve onurumuzu korudum”

İkizköy direnişçisi Esra Işık’ın tutuklu bulunduğu Muğla E Tipi Ceza İnfaz Kurumu önünde düzenlenen basın açıklamasında, Işık’ın cezaevinden gönderdiği mektup da okundu. Işık, “Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim” ifadelerini kullandı.

Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı düzenlenen protestolar sonrası 30 Mart gecesi gözaltına alınan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık tutuklandı. Işık’ın tutuklu bulunduğu Menteşe ilçesindeki Muğla E Tipi Ceza İnfaz Kurumu önünde, Muğla Barosu çağrısıyla basın açıklaması düzenlendi.

Açıklamaya Muğla ve İzmir Barosu başkanları, Türkiye Barolar Birliği (TBB) temsilcileri, sendikalar, siyasi partiler ve köylüler destek verdi.

Muğla Barosu Başkanı Levent Akgün, Akbelen halkının uzun süredir mücadele verdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Çok yakın bir zamanda bir yasal düzenleme yapıldı. Bu yasal düzenlemeyle Milas ve Yatağan ilçelerimizin birçok köyünü kapsayan vaziyette maalesef orman alanları, zeytinlikler, tarım alanları yok edilmek üzere. Bu mücadelenin sonucunda Akbelen mücadelesinin sembol isimlerinden biri olan Esra Işık maalesef tutuklanmış vaziyette. Biz kıymetli baro başkanlarımızla birlikte az önce kendilerini ziyaret ettik. Sizlerin selamlarını, sevgilerini ilettik. O da karşılıklı olarak sevgisini ve selamlarını sizlere iletmemizi istedi.”

Işık’a yöneltilen suçlama karşısında tutuklanmasının orantısız olduğunu ifade eden Akgün, “Tutuklamalar artık cezalandırılma aracı olarak kullanılmakta ve maalesef bir mağduriyet yaratılmakta” diye konuştu.

“Mücadelemizi de Onurumuzu da Haysiyetimizi de Satmayacağız”

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz ise şunları söyledi:

“Yöredeki bütün köylerin neredeyse havasını, suyunu, toprağını zehirlediler ve zehirlemeye de devam ediyorlar. Bu talan düzeni ne yazık ki bölgeyi abluka altına almış bir durumda. Ve ben diyorum ki Akbelen sivil inisiyatifi Gezi kadar önemli ve değerlidir. Türkiye’nin neresinde olursa olsun hangi ilinde, hangi ilçesinde, hangi köyünde olursa olsun dün ve bundan önceki günlerde Akbelen’de yaşananlar ve bu hukuksuzluklar Esra’nın tutuklanmasıyla birlikte yeniden bir kez daha halkın gündemine geldi.”

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Aytaç da “Akbelen’de anayasal haklarını kullanan yurttaşlardan Esra Işık hakkında uygulanan tutuklama kararı tedbiri, ölçülülük ve gereklilik ilkeleri bakımından kabul edilemez. Koruma tedbirlerinin istisnai niteliği gözetilmeli. Bu tür uygulamalar cezalandırma aracına dönüştürülmemelidir. Türkiye Barolar Birliği olarak yargı süreçleri tamamlamadan gerçekleştirilen uygulamalara son verilmesini, hukuki denetimin etkin biçimde işletilmesini, Esra Işık hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin gözden geçirmesini ve temel hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesini, özel bir şirketin menfaatlerinin miras köylerine, zeytinliklerine, tarım alanlarına ve ormanlara üstün tutulmamasını talep ediyoruz” diye konuştu.

Eylem sırasında avukat Canan Arıcı tarafından Esra Işık’ın cezaevinden gönderdiği mektup okundu. Işık, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim. Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür. Vazgeçmeyeceğiz.”

Kızıyla görüşen İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Esra Işık’ın moralinin yüksek olduğunu ve mücadelenin devam etmesi gerektiğini söylediğini aktardı. Kamulaştırma kararlarına karşı yargı sürecinin sürdüğünü belirten anne Işık, yaşanan olayla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Oradaki araç şirkete aitti. Hepimiz aynı şeyi düşündük ve öfkemiz şirketeydi. Özel şirketlerle anlaşıp bizi toprağımızdan sürmek için bizim bam telimize basarak bizi bu duruma düşürmeye çalıştı. En önde biz kadınlar vardık. Ya kızım olacaktı ya ben olacaktım. Kızımı seçtiler.”

Kaynak: İklim Haber

AKTÜEL