Van der Straeten, Avrupa’nın hem enerji güvenliği hem de sanayinin ihtiyaç duyduğu rekabetçi elektrik arzı açısından rüzgâr enerjisinin önemli bir rol üstlendiğini ifade ederek, “Ancak hızlandırılmış elektrifikasyon olmadan rekabet gücü olmaz. AB ve ulusal hükümetlerle birlikte, elektrik arzı ile sanayinin talebini dengeleyecek hedefli adımlar atılmalı” değerlendirmesinde bulundu.
Karasal ve deniz üstü rüzgârda güçlü ivme
Rüzgâr enerjisi halihazırda Avrupa’da elektrik üretmenin en düşük maliyetli yollarından biri olarak öne çıkıyor. Sektör temsilcilerine göre, izin süreçlerinin hızlandırılması ve düzenleyici engellerin kaldırılması halinde Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu enerji arzı kısa sürede devreye alınabilir.
Bu noktada Almanya örneği dikkat çekiyor. Berlin yönetiminin AB mevzuatını uygulayarak izin süreçlerini hızlandırması sonucunda, ülkede karasal rüzgâr projelerinde ciddi bir ivme yakalandı. Geçen yıl 20 GW’ın üzerinde kapasite için izin verilirken, dört ayrı ihale turunda toplam 14 GW’ı aşan kapasite tahsis edildi. İhalelerde talebin arzın üzerinde gerçekleşmesi ve fiyatların gerilemesi, sektörün güçlendiğine işaret etti.
Deniz üstü (offshore) rüzgâr projelerinde de benzer bir tablo söz konusu. Doğru ihale tasarımı ve yatırım riskini azaltan mekanizmalar sayesinde, büyük ölçekli yenilenebilir enerji üretimi rekabetçi fiyatlarla mümkün hale geliyor. İngiltere’de gerçekleştirilen son Fark Sözleşmesi (Contract for Difference – CfD) ihalelerinde 8,4 GW yeni deniz üstü rüzgâr kapasitesi sisteme kazandırıldı.
Hamburg’da düzenlenen Kuzey Denizi Zirvesi’nde ise Avrupa ülkeleri, CfD mekanizmasıyla yatırım riskini azaltarak deniz üstü rüzgâr kapasitesini büyütme konusunda ortak irade ortaya koydu. Sektör de buna karşılık olarak 2025 seviyelerine kıyasla 2040’a kadar deniz üstü rüzgâr maliyetlerini yüzde 30 düşürme taahhüdünde bulundu.
“Eksik halka”: Doğrudan elektrifikasyon
Ancak üretim tarafındaki ilerlemeye rağmen, Avrupa’nın önünde kritik bir eşik bulunuyor: Doğrudan elektrifikasyon.
Ağır sanayi başta olmak üzere birçok sektör, üretim süreçlerini rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı elektrikle dönüştürmek istiyor. Ancak yatırım maliyetleri, piyasa belirsizlikleri ve vergi yükleri bu dönüşümün hızını sınırlıyor.
Avrupa’da elektrifikasyon oranı yüzde 25 seviyesinde yatay seyrederken, Çin gibi rakip ekonomiler daha hızlı ilerliyor. Bu durum, enerji maliyetleri üzerinden sanayinin küresel rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.
Sektör temsilcilerine göre Avrupa Birliği’nin arz ve talebi dengeleyen, sanayinin uzun vadeli ve öngörülebilir fiyatlarla elektrik temin etmesini sağlayan politika setlerine ihtiyacı var. Bu kapsamda Avrupa Komisyonu’nun elektrik vergilendirmesine ilişkin rehber yayımlayarak çerçeve oluşturması, üye ülkelerin ise elektrik üzerindeki vergi ve harçları azaltarak elektrikli üretim süreçlerine yatırımı teşvik etmesi gerekiyor.
Kaynak: Temiz Enerji
