Konteyner kentlerde yaşam: 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında Hatay ve Malatya başta olmak üzere birçok kentte konteyner kentlerde yaşayan yüzbinlerce depremzede, barınma sorunları, güvensizlik, yoksulluk ve psikolojik travmayla yaşamını sürdürüyor. BBC Türkçe’den Merve Kara-Kaşka’nın yaptığı habere göre, geçici olarak kurulan konteyner kentler kalıcı bir yaşam alanına dönüşmüş durumda.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler 11 ilde ağır yıkıma yol açtı, resmi verilere göre 52 binden fazla kişi yaşamını yitirdi. Aradan geçen üç yıla rağmen deprem bölgesinde yüzbinlerce kişi hâlâ konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor.
“Hal böyle de olsa, evimiz olsun yeter”
Hatay’da yaklaşık bir buçuk yıldır konteyner kentte yaşayan üç çocuk annesi Hacer Bahçeci, depremden sonra kiracı oldukları evden çıkmak zorunda kaldıklarını, bu süreçte üçüncü çocuğuna hamile olduğunu öğrendiğini anlatıyor. Bir süre Isparta’da yakınlarının yanında kaldıktan sonra Hatay’a döndüklerini belirten Bahçeci, konteyner kentte sağlık ocağı ve okul bulunmasına rağmen bir an önce kalıcı bir eve geçmek istediklerini söylüyor.
Bahçeci, konteyner kent yaşamına ilişkin “Depremden önce mahallede herkes birbirini tanıyordu. Şimdi tanımadığımız insanlarla çocuklarımızı okula gönderiyoruz. Bu da huzursuzluk yaratıyor” ifadelerini kullanıyor.
Roman, Dom ve Abdal toplulukları en kırılgan gruplar arasında
Hatay’da Roman, Dom ve Abdal toplulukları da depremden en fazla etkilenen kesimler arasında yer alıyor. Bu topluluklarla çalışan Sivil Düşler Derneği Başkanı Erkan Karabulut, yaklaşık üç yıldır yoğun olarak Roman nüfusun yaşadığı bir konteyner kentte kaldığını belirtiyor.
Karabulut’a göre bu topluluklar deprem öncesinde de yoksulluk, işsizlik ve sosyal dışlanmayla mücadele ediyordu. Deprem sonrası hurdacılık ve temizlik gibi güvencesiz işlerin ortadan kalkmasıyla geçim olanakları daha da daraldı. Karabulut, Hatay’da kamuda çalışan Roman, Dom ve Abdal sayısının yalnızca 17 kişi olduğunu vurguluyor.
“Psikolojik ve toplumsal enkaz”
Malatya’da konteyner kentte iki engelli çocuğuyla yaşayan Nur Doğan ise barınma, sağlık ve eğitim alanında destek aldıklarını ancak yaşadıkları travmanın devam ettiğini söylüyor. “Devlet yaraları sarıyor ama bizim yüreğimiz hep kırık” diyen Doğan, eski mahalle kültürünün tamamen kaybolduğunu ifade ediyor.
Malatya Valiliği’nin talebiyle İnönü Üniversitesi tarafından yapılan ve 900’ün üzerinde haneyle yürütülen bir araştırmaya göre, deprem öncesinde kente güçlü bir aidiyet hisseden Malatyalıların yaklaşık yarısı, imkân bulursa başka bir yere göç etmek istiyor. Araştırmayı yürüten Prof. Dr. Abdullah Korkmaz, yaşanan kayıpların ciddi bir psikolojik ve toplumsal enkaz yarattığını belirtiyor.
“Üç yıldır ev diyebildiğim bir yer yok”
Hatay’da Katar tarafından kurulan bir konteyner kentte yaşayan psikolog Ezgi Harbelioğlu, depremlerden sonra üç yıldır “ev” diyebileceği bir yere sahip olamamanın zorluklarını anlatıyor. Tek odalı konteynerde yaşadığını belirten Harbelioğlu, güvenlik kaygısı nedeniyle geceleri kapıyı defalarca kontrol ettiğini söylüyor.
Harbelioğlu, yeni konutlara dair umut ve endişeyi birlikte yaşadıklarını belirterek, “Antakya’yı Antakya yapan binalardan çok insanlardı. Belki eski fırıncım, kasabım geri dönerse, zamanla o ruh yeniden kurulur” diyor.
Bağlam / Arka Plan
6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye genelinde yaklaşık 650 bin kişi konteyner kentlere yerleştirildi. BBC Türkçe’nin edindiği bilgilere göre bu sayı bugün yarının altına düşmüş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre son bir yılda 200 binden fazla konut teslim edildi, bunların 130 bini Hatay’da bulunuyor. Ancak altyapı sorunları, konutların kent merkezlerinden uzaklığı ve sosyal bağların kopması, depremzedelerin yaşamını zorlaştırmaya devam ediyor.
