Ana SayfaGIŞTÎORTADOĞU’DA SINIRLAR YENİDEN ÇİZİLİRKEN KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI DA ŞEKİLLENMEKTEDİR!..

ORTADOĞU’DA SINIRLAR YENİDEN ÇİZİLİRKEN KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI DA ŞEKİLLENMEKTEDİR!..

101 yıl önce yapılan Sykes-Picot anlaşmasıyla Ortadoğu’da yeniden sınırlar çizilmişti. Adı dahi yabancı olan bu anlaşmayı kimler ve niçin yaptılar! Sykes-Picot adı nereden geliyor?

Abuzer Bali HAN / Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Üç kıtaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde Arabistan yarımadası da yer alıyordu. 1915’te Arabistan yarımadasını ele geçiren İngiltere, Osmanlılara karşı ayaklanan o dönemdeki Mekkeli Şerif Hüseyin’i destekler. Bir süre sonra Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendisine bağımlı bir Arap devletini kurar. Mekke Şerifi Hüseyin ile Mısır’daki İngiliz Yüksek Komutanı McMahon arasında sonraları imzalanan Sykes-Picot anlaşması gibi bir gizli antlaşma imzalanır. Fransa böyle bir plana karşı çıkıp İngiltere’ye baskı yaparak yeni bir antlaşma yapılmasını önerir…

Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme dönemi haritası

Osmanlıların bölgede zayıf düşmesiyle Fransa da bölgede İngiltere gibi söz sahibi olmak ister. Bölgede günden güne Rusya’nın yanısıra İngiltere ve Fransa’nın etkinliği gittikçe artar. Her üç devlet de bölgeyi aralarında paylaşmak isterler. Yapılan gizli ilişkiler sonunda bir çağa damgasını vuracak olan ve gizli tutulan bir anlaşma yapılır.

Osmanlı İmparatorluğu 1916 yılına gelindiğinde oldukça askeri güç olarak zayıflamış ve elindeki toprakları günden güne kaybediyordu. 1915’te Arabistan Yarımadası’nı kaybeden Osmanlılar, Irak’ta tutunabilmek ve kaybetmemek için şiddetli muharebeler yapıyorlardı. Tam da bu dönemde Ortadoğu’yu paylaşmak için İngiltere ile Fransa aralarında anlaşarak, bunu gizli tutulan „Sykes-Picot Anlaşması“ ile bir karara bağlarlar. Bu dünya kamuoyunda gizli tutulacak olan bu önemli anlaşma, daha sonraları kurulan 1917 Ekim Devrimi’nin yeni Sovyet hükümeti döneminde gizlilik kurallarına uyulmayarak anlaşmanın maddeleri açıklanır.

Neydi bu gizli tutulan anlaşma? Hem tüm bölgeyi, hem de Kürdistan’ı daha sonraları kurulacak olan devletler arasında bölmek tarihi büyük bir önem taşıyacaktı! Bu anlaşma Arapları ayrı ayrı devletlere bölecekti. Tarihte bu anlaşma ile bir daha birleşemeyecek olan Arap halkı birbirine düşman yapılacaktı! Diğer yandan bağımsızlıkları ellerinden alınan Kürtlerin yurdu olan Kürdistan coğrafyası da dört devlet arasında paylaştırılarak, Kürtlere yüzyıl kadar sürecek olan bir esaret hayatı dayatılıyordu. Tam yüz yıl sonra anlaşmada ön görülen şartlar doğrultusunda bölgede yaşayan tüm halklar demokrasi ve insan haklarından mahrum bırakılmıştı. Bölgede emperyalizme bağlı şeyh ve krallarla halk yönetildi. Osmanlı devleti yerine Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kurulurken, Osmanlılar döneminde bile yasak olmayan Kürt ve Kürdistan kelimeleri dahi Kürtlere yasak edildi. Cumhuriyet kurulalı nerde ise yüzyıl olacak! Halen Kürtler Türkiye’de bir yasaklı halk konumundalar!..

Bölge aşağıda bahsedilen anlaşmadaki maddelerce bir açık hava hapishanesine dönüştürülürken, yer altı ve yer üstü kaynakları da yüzyıl kadar emperyalistlerce de sömürülecekti!..

Adı geçen dönemin büyük devletlerinden biri olan Rusya’nın onayı ile 9 ve 16 Mayıs 1916 tarihleri arasında Rusya ile de mektuplaşarak yapılan, İngiltere ile Fransa arasında sağlanan anlaşmanın özü neydi? Bu anlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu ve Ortadoğu toprakları paylaşılmak isteniyordu. Sykes-Picot anlaşması gizli bir anlaşmaydı. Bu anlaşmayı imzalayan taraflardan Fransa adına François Georges Picot ve İngiltere adına ise Sir Mark Sykes katılmıştı. Bu iki kişi anlaşmayı hazırladıkları için, anlaşma onların soyadı ile anılarak, adına „Sykes-Picot Anlaşması“ denilmişti. Osmanlı Devleti’nin parçalanması sürecinde İngiltere, Fransa ve Rusya’nın gözetiminde imzalanan bu anlaşmaya „Küçük Asya Antlaşması“ da denir. Metni hazırlanan anlaşmayı her iki devlet adına Edward Grey ve Paul Cambon imzalar. İnsana şaka gibi gelen bu anlaşma ile ne yazık ki bölge bugüne kadar halen idare edilerek sömürülmektedir!..

Batılı güçler tarafından masa başında cetvellerle belirlenen bu yeni sınırlar ve siyasi egemenlik alanları 1917 Ekim Devrimi’nin özüne aykırı olmasına rağmen, Rusya’nın yeni sınırlara onay vermesi de düşündürücüdür. Batılı ülkelerin “böl ve yönet” taktiğinin aksine 1917 Ekim Devrimi’nin önderi Lenin bu konuya ilişkin olarak temelde halkların kardeşliği ilkesi ile „Ulusların kendi siyasal kaderlerini tayin etme haklarının ayrılma ve ayrı bir devlet kurma hakkı olduğu gerçeği“ni Çarlık Rus yönetimi yıkılmadan önce savunmuş ve eski yönetimin yerine kurulan 1917 Ekim Devrimi ile yeni Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde de savunmuş ve halkların kardeşlik ilkesini başarılı bir şekilde Sovyetlerde uygulamıştı!..

Sykes-Picot Anlaşması’na göre bölge haritası

Anlaşma gereği Suriye’nin Akdeniz kıyı bölgesiyle Adana ve Mersin Fransa’ya veriliyordu. Irak’ta ise Basra ve Bağdat bölgesi ile Akdeniz kıyısında olan Hayfa ve Akka limanları İngiltere’ye bırakılmıştı. Ayrıca Dicle ve Fırat nehirlerinin aktıkları yöreleri ortak kullanımı anlaşma gereği garanti altına alınıyordu. İskenderun limanı serbest liman ve Filistin toprakları uluslararası bölge olarak anlaşmanın maddeleri arasında yer almıştı.

Ayrıca bugünkü Arabistan toprakları, Akka ve Irak’ta olan Kerkük çizgiyle ikiye bölünerek kuzey kısmı Fransızlara, güney kısmı ise İngilizlerin kontrolüne bırakılıyordu. Bugünkü Musul ilini içine alan bölge İran sınırına kadar Fransız nüfuz alanı içine dahil edilmişti. İngiltere ve Fransa kendi alanlarında ve bugünkü Arap devletlerini istedikleri gibi kurma hakkını sonradan kurdukları devletlerle anlaşmaya varmışlardı.

Anlaşma gereği ve Rusya’yı karşı almamak için de Anadolu’nun doğusunda bulunan ve çoğu Kürt toprakları olan Bitlis, Erzurum, Trabzon ve Van’ı kapsayan bölgeler ise Rusya’ya bırakılıyordu.

Sykes-Picot Antlaşması’nın yukarda anlatılan 6 Maddesi şöyle sıralanır:

  1. Rusya’ya, Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı verilir.
  2. Fransa’ya, Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları verilir.
  3. İngiltere’ye Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilir.
  4. Fransa ile İngiltere’nin elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak maddesine vurgu yapılır.
  5. İskenderun serbest liman olarak kabul edilir.
  6. Filistin ise kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetime bırakılır.

Günümüzde Irak, Suriye, Ürdün, Kuveyt, Suudi Krallığı gibi devletlerin siyasal dengeleri, halen bölgede bugün de etkinliği olan devletlerce denetim altında tutularak yönetilmekteler. Adı geçen bölge devletlerinde bu  yüz yıllık zaman içinde savaş ve kargaşa hep süre gelir! Bölgedeki insan hakları ise çağın çok gerisine düşürülerek, islam dini teröre kurban edilir!..

Başta Rusya olmak üzere Sykes-Picot Anlaşması’nı imzalayan devletlere ek olarak ABD de işin içine girerek, bölgedeki Kürt ve Arap halklarının başına yüzyıl önce geçirilen anlaşmayı bir daha çuval gibi geçirmek istemekteler. Doğal olarak da bu paylaşıma sus payı olarak İran ve Türkiye’yi de dahil etmek istiyorlar! Bölgede yaşayan halkların bir yüzyıl kadar daha esir yaşama şansları yoktur! Hele mevcut olan ortamı Kürtler kendi lehine bağımsızlığa çevirmezlerse, bir daha tarih belki de Kürt ve Kürdistan adında hiç bahsetmeyecek!

Burada özellikle Ruslardan gelecek olan son bela ile Kürtler tarihe bile karışabilirler! Rusların Kızıl Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılıp, dağıtılmasında, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni yalnız bırakarak yaptıkları yardımı keserek geri çekilme dönekliğini ve en son olarak da 1975’te ellerindeki tüm modern savaş silahları ile Mig savaş uçaklarını  Faşist Saddam Hüseyin’in emrine verip peşmergelerin üzerine atılan zehirli gaz bombalarını hesaptan uzak tutmamak gerek! Faşist Saddam’ın yerini almak isteyen başka faşistler pusuda bekler! Ruslar ise yeni av peşindeler! Ruslar şayet Kürtlere karşı yeni bir dönekliğe imza atarlarsa, bu Ruslar ile Kürtlerin en son buluşması olacak! Bir daha tarihte Rus ve Kürt dostluğundan hiç mi hiç bahsedilmeyecek derecede iki halkın dostluğu bozulacak. Bilmem Ruslarda Kürt-Rus dostluğunun bozulmasını isteyenler çok mudur? Eğer çok değilseler Rus halkını mazlum Kürtlerin saflarında dayanışmaya çağırmak Kürtlerin en doğal hakkıdır. Kürtler kurtuluşu, Ruslar ise Kürtlerle olan ilişkilerde en son haklarını kullanacaklar! Tarih belki de bu kez Rusları doğrudan yana tavır almaya zorlar!..

Rus ve Kürt dostluğu için gönlümüz yeni ve temiz bir sayfanın açılmasından yanadır! Ruslar yakında bunun sınavını verecekler. Yeni bir Sykes-Picot’un yapılmaması dileğiyle, tüm halklara özgürlük istemek kadar daha güzel ne olabilir?..

Dünya öylesine bir küçüldü ki her an duygu ve düşünceler değişebilir. Çoğunlukla hep kötüler, savaş ve aksilikler insanları karamsar düşünmeye itiyor. Geçmişten kötü örneklerden dersler alarak büyük devletlerin hep kötü rollerini anlattık. İyi rolleri de olamaz mı? Örneğin Assosciated Press’in kaynaklarına dayandırdığı özel yeni bir habere göre:“ABD ve Rusya, Suriye’de ateşkes için anlaştı. Suriye’nin güney batısında uygulanmaya başlanacak olan ateşkes pazar günü yerel saate göre 09:00’da yürürlüğe girecek.“ denilmektedir. (Saat 19.00, 7 Temmuz 2017)

07.07.2017

- Advertisment -

Recent Comments

Verified by MonsterInsights