Türkiye’de madencilik su kaynaklarını tüketiyor; ruhsat sayısındaki patlama çevreyi, insan sağlığını ve yerel ekonomileri tehdit ediyor. Uşak’ın Güney köyünde 20 yıl önce açılan altın madeni, 50 kaynağın tamamen kurumasına yol açtı. Köy sakini Uğur Sümer, “Önceleri su için 60 metre kazmak yeterliydi, bugün 400 metrede bile su yok” diyor. Türkiye’de 2000’den bu yana madencilik projeleri hızla arttı. Temmuz 2025’te çıkarılan yasayla ruhsat süreçleri kolaylaştırıldı ve ruhsat sayısı 410 bine yükseldi. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, altın üretimini 28 tondan 100 tona çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Ancak uzmanlar, madencilik su kaynaklarını tüketirken aynı zamanda siyanür gibi kirleticilerle de doğayı zehirlediği uyarısında bulunuyor.
Madencilik su kaynaklarını tüketiyor: Siyanür tehlikesi ve yok olan köy ekonomileri
Altın madenciliğinde büyük miktarda su tüketiliyor, ayrıca siyanür kullanımı sağlık için büyük risk oluşturuyor. Sümer, 2006’da 2 bin köylünün kanında siyanür çıktığını, hayvancılık ve üzüm hasadının yok olduğunu belirtiyor. 2024’te madencilikte kullanılan su, toplam tüketimin yüzde 5,8’ine ulaştı; bu 2016’nın dört katı. Bu durum, madencilik su kaynaklarını tüketme hızını gözler önüne seriyor.
Köylüler direniyor: “Toprağımızı bırakıp gitmemiz mi?”
Ordu’da Aybastı yaylasında maden sondajı başlatılması köylülerin protestosuna yol açtı. Hayvancı Nuriye Dilek, otlakların kapatıldığını söylüyor. Fındık üreticisi Ömer Aydın ise “Asıl altın fındıktır” diyor. Hükümet, Ordu’da maden alanlarının yüzde 80’e ulaştığı iddialarını yalanladı. Ancak çevreciler, Temmuz 2025’te çıkarılan yasanın tarım arazilerini madenciliğe açtığını ve denetimleri etkisiz hale getirdiğini belirtiyor. Dr. Erol Kesici, “Türkiye hidrolojik kuraklıkla karşı karşıya” diyerek madencilik su kaynaklarını tüketirken ekosistemin de tahrip olduğunu vurguluyor.
