ANASAYFAKÜLTÜR SANATYılmaz Güney: Sinemada Sınıfın, Halkın ve Hakikatin Sesi

Yılmaz Güney: Sinemada Sınıfın, Halkın ve Hakikatin Sesi

Yılmaz Güney sineması toplumsal gerçekçilik anlayışıyla ezilenlerin, emekçilerin ve yoksulların sesi oldu.

Yılmaz Güney sineması toplumsal gerçekçilik

Aram İdris yazdı

Türkiye ve Kürdistan sinemasının en önemli sinemacılarından, “Çirkin Kral” lakaplı oyuncu, yönetmen, sanatçı ve düşünce insanı Yılmaz Güney, yaşamının büyük bir bölümünü kapsayan sinemasında; filmlerinde, edebi eserlerinde ve bir bütün olarak düşünce dünyasında sınıfsal, toplumsal ve diğer hayati sorunları kendine özgü sanatsal bir ifade biçimiyle aktarmaya çalışmış; ezilenlerin ve emekçilerin sesi olmuştur. 
Yılmaz Güney sineması yoksulluğu, topraksız bir köyde doğmuş olmanın getirdiği trajedi üzerinden anlatmaya çalışmıştır. Feodal düzenin gölgesinden kurtulup kendini ve toplumu dönüştürmeye yönelik bir çabayla sinemasını ve sanatsal bakış açısını geliştirmiştir. Çocukluk yıllarında dinlediği kılamları ve hikâyeleri hiç unutmamış; sinema yaşamı boyunca ve cezaevinde kaldığı süre boyunca da sinema ve edebi üretimini sürdürmeye çalışmış, yazmaya daha fazla ağırlık vermiştir. Oyunculuğunu, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmlerde, içinde doğup büyüdüğü coğrafyanın hikâyelerini ve yaşanmışlıklarını toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla ele almıştır. 1971 yılında yayımlanan Boynu Büyük Öldüler romanıyla 1972 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanmıştır. 
Dönemin en iyi aktörlerinden biri olan Yılmaz Güney, şan ve şöhreti seçmek yerine haksızlığa karşı durarak insanın ve yaşamın hikâyelerini sinema perdesine yansıtmaya devam etmiştir. Yılmaz Güney sinemasının günümüzde yeterince gösterilmemesinin sebeplerinden biri de yaşadığı dönemin sorunlarını anlatması ve baskılara karşı çıkmasıdır. 
Senaryolarında daima kendine yakın hissettiği coğrafyanın ve emekçi insanların hikâyelerini anlatması, içindeki memleket özlemini ve toplumsal bakış açısını en içten şekilde açığa çıkarıyordu. Çocukluğunda annesinden ya da akrabalarından dinlediği kılamlar ve ezgilerden yoğun biçimde etkilenmiştir. Filmlerinin sahnelerinde memleketinin yaşamını ve kültürünü yansıtmaya çalışmıştır.   

Yılmaz Güney sinemasından örnekler

Umut filmi 

Umut, Yılmaz Güney’in yazıp yönettiği; toplumsal değişim ve dönüşümlerin yoğun yaşandığı dönemi en iyi şekilde perdeye yansıtan filmlerden biridir. 1970 yapımı film, yoksul ve emekçi insanların gündelik işlerde çalışarak umutla yaşama tutunma çabasını anlatmış ve günümüz dünyasına da ışık tutmuştur. 

Sürü filmi 

Sürü, yüzyıllardır süren feodal düzenin köylüler üzerinde kurduğu baskıyı ve bu gölgede süren toplumsal ilişkileri toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla anlatır. Film, feodal toplumu ele alırken kapitalizmin bu yapıyı nasıl dönüştürmeye başladığını da beyaz perdeye yansıtır. Yılmaz Güney, Kürt sinemasının henüz tam anlamıyla oluşmadığı bir dönemde, Kürt sinemasına görsel ve anlatım açısından öncülük eden; bu sinemanın kodlarını barındıran bir dil oluşturmuştur. Sürü, Kürt sinemasını var etme çabasının önemli göstergelerinden biridir. Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı filmi, Yılmaz Güney ve Zeki Ökten birlikte yönetmiştir. 

Yol filmi 

Yol’un sahnelerinin büyük çoğunluğu Kürt şehirlerinde geçer. Film, cezaevinden izinli olarak ayrılan mahkûmların hikâyelerine odaklanır ve dönemin atmosferini yansıtır. Kürt sinemasının kodlarını taşıyan ve oluşturduğu görsel dil ile öncü bir yerde duran film; Kürt yaşamını, kültürünü, sanatını ve gerçekliğini çekildiği dönem açısından en güçlü biçimde yansıtan yapımlardan biridir. Filmin dili Türkçe olsa da Kürt sözlü edebiyatından, Kürtçe klamlardan ve ağıtlardan beslenmesi; bazı sahnelerde Kürtçe diyaloglara yer vermesi ve oluşturduğu görsel sinema diliyle, henüz tam anlamıyla oluşmamış Kürt sinemasının geleceğine güçlü bir zemin sunmuştur. 
Ulusal, cinsel ve sınıfsal meseleleri beyaz perdeye aktaran Yol, Fransa’da düzenlenen Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye (En İyi Film) ve FIPRESCI Özel Mansiyon ödüllerini kazanmış; ayrıca Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Yabancı Dilde Film dalında ödüle aday gösterilmiştir. Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı ve Şerif Gören ile birlikte yönettiği film, dünya sinema tarihi açısından da önemli bir yapıttır. 

Duvar filmi 

Duvar, dönemin baskıcı sürecini ve cezaevi koşullarını anlatan; aynı zamanda Yılmaz Güney’in çektiği son filmdir. Kürtçenin Zazaki lehçesinde bir müziğin ilk kez yer aldığı film olma özelliğini taşır. Özellikle cezaevindeki çocuk mahkûmların gözünden yaşananları aktarmıştır. Film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için aday gösterilmiştir ve dönemin önemli yapımlarından biridir. 
100’den fazla filmde oyuncu, senarist, yönetmen ve yapımcı olarak yer alan Yılmaz Güney; sanat, edebiyat ve düşünce dünyasında büyük bir yankı yaratmıştır. 

  1. ölüm yıl dönümünde anısına ve mücadelesine saygıyla, özlemle; sinemasına minnetle… 
Yılmaz Güney sineması

Sosyalist Mezopotamya Dergisi – Sayı: 17 – Mart 2026

Aralık 2025 
Kaynak: https://www.imdb.com 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL