ANASAYFAKADINGülistan Doku soruşturmasında 11 gözaltı: Dönemin valisinin oğlu da gözaltında

Gülistan Doku soruşturmasında 11 gözaltı: Dönemin valisinin oğlu da gözaltında

Dersim’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasında 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 11 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel ile soruşturmanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov da bulunuyor.

Gülistan Doku gözaltıları: 11 kişi yakalandı. Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasında 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 11 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel ile soruşturmanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov da bulunuyor.

Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 tarihinden itibaren haber alınamamasıyla ilgili yürütülen soruşturmada yeni bir aşamaya gelindi. Soruşturma kapsamında 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, İstanbul, Ankara, Dersim, Antalya ve Elazığ’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 11 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile soruşturmanın baş şüphelisi konumundaki Zeinal Abakarov da yer aldı. Operasyonların, dosyanın son 1.5 yıldır gizli yürütülen safhasında elde edilen delillere dayandığı öğrenildi.

Gözaltına alınanlar arasında eski polis ve vali koruması da var

Hakkında gözaltı kararı verilen ve 11’i gözaltına alınan şüpheliler şöyle sıralanıyor: Zeinal Abakarov, Engin Yücer (Abakarov’un eski polis olan üvey babası), Cemile Yücer (Abakarov’un annesi), Uğurcan Açıkgöz (Mustafa Türkay Sonel’in arkadaşı), Erdoğan Elaldı (dönemin Tunceli İl Özel İdaresi’nde çalışan kişi), Mustafa Türkay Sonel, Gökhan Ertok (ihraç edilen eski polis memuru), Savaş Gültürk (Munzur Üniversitesi’nde kameralardan sorumlu görevli), Süleyman Önal (Munzur Üniversitesi’nde kameralardan sorumlu görevli), Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Şükrü Eroğlu (Vali Tuncay Sonel’in koruması).

Listede yer alan 13 şüpheliden ikisinin henüz yakalanamadığı, operasyonların sürdüğü belirtildi. Dikkat çeken nokta, şüpheliler arasında dönemin valisine ait koruma polisinin yanı sıra üniversitede güvenlik kameralarından sorumlu iki görevlinin de bulunması oldu. Bu durum, Gülistan Doku’nun kaybolduğu güne ilişkin kamera kayıtlarıyla ilgili bir örtbas iddiasını yeniden gündeme taşıdı.

Avukat Çimen: Çok ciddi deliller elde ettik

Gülistan Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, daha önce yaptığı açıklamalarda dosyada önemli ilerlemeler kaydedildiğini ve ellerinde çok ciddi deliller bulunduğunu belirtmişti. Çimen, dosyanın 6 yıldır süren bir soruşturma olduğunu ve son 1.5 yıldır gizli şekilde yürütüldüğünü aktarmıştı.

Çimen, “Artık failler arasından da bize ulaşanlar oldu. Gülistan Doku örtbasında kendilerinin görev aldığını, dönemin üst düzey kamu görevlisinin etrafında dönen bir örtbas olayının olduğunu söylediler” ifadelerini kullanmıştı. Avukat, bu kişilerin soruşturmanın kendilerine yöneldiğini hissederek daha az ceza almak amacıyla aileye ulaştığını da sözlerine eklemişti.

Bu durum, dosyada yalnızca Gülistan Doku’nun akıbetinin değil, aynı zamanda olayın ardından yürütülen soruşturma sürecinde bir örtbas girişiminin de soruşturulduğunu gösteriyor.

Dosyanın başından beri intihar tezi

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesinin ihbarı üzerine başlatılan arama çalışmalarında, Doku’nun cep telefonu Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde bulundu. Bu bulgu üzerine dosyada ilk aşamada “intihar” tezi üzerinden ilerlenmek istendi.

Avukat Ali Çimen, daha önce yaptığı açıklamada bu konuyu şöyle özetlemişti: “Gülistan Doku dosyasında intiharla olay örtbas edilmek istendi. Biz dosyaya müdahil olduktan sonra köprüde tutulan suya düşen bir nesnenin Gülistan şeklinde algılatılmasına yönelik tutanağa itiraz etmiştik. Bilirkişi raporunda kesinlikle o sırada suya düşen bir nesne olmadığı söylendi. Aslında dosyamızın erken aşamasında intihar tezi çökmüştü.”

Aramalar, 220 gün boyunca baraj gölünde sürdürüldü ancak herhangi bir bulguya ulaşılamadı. AFAD, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet ve Jandarma ile çok sayıda belediyenin katıldığı arama çalışmaları sonuçsuz kalınca dosya defalarca kapatılmak istendi. Ancak Doku ailesi ve kadın örgütlerinin mücadelesiyle dosya açık kalmayı başardı.

Soruşturmada 5’inci savcı

Dosyada şimdiye kadar 3 başsavcı ve 5 farklı savcı görev yaptı. Avukat Çimen, mevcut savcının dosyayı derinlemesine ele aldığını ve delillerin toplandığını belirtmişti. Ancak Çimen, 6 yıllık sürünceme nedeniyle temkinli olduklarını da vurgulamıştı: “Burada artık bir tutuklama tedbiri olmayıncaya kadar böyle iyimser konuşamıyoruz.”

Çimen, dosyadaki gizlilik kararının kalkması durumunda ellerindeki delillerin kamuoyuyla paylaşılacağını da sözlerine eklemişti. “Dosyamızda gizlilik kalktığı zaman, elimizde çok ciddi delillerin olduğunu göreceksiniz” diyen Çimen, Gülistan Doku dosyasının “kadın kırımının sembol dosyası” olduğunu vurgulamıştı.

Faillerin yargılanması aşamasına geçiliyor

Avukat Çimen, son olarak dosyanın kritik bir aşamaya girdiğini ve artık faillerin yargılanması aşamasına geçildiğini belirtmişti. Çimen, “Gerçekten de failler güçlü failler. Toplumsal olarak bir dayanışmanın, baskının olması gerekiyor” çağrısında bulunarak, “Gülistan Doku nerede?” sorusunun sorulmaya devam edilmesi gerektiğini ifade etmişti.

5 Ocak 2020’den bu yana 2 bin 237 gündür haber alınamayan Gülistan Doku’nun akıbeti, Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve faili meçhul cinayet tartışmalarının da sembol dosyalarından biri olmaya devam ediyor. 11 kişinin gözaltına alındığı operasyonun, dosyanın seyri açısından bir dönüm noktası olabileceği değerlendiriliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL