ANASAYFAHAK İHLALLERİ1111 Haftadır Aynı Soru: Kayıplar Nerede, Failler Nerede?

1111 Haftadır Aynı Soru: Kayıplar Nerede, Failler Nerede?

12 Eylül darbesinden bu yana gözaltında kaybedilen 1.352 kişinin yakınları, 1111 Hafta boyunca her Cumartesi Galatasaray Meydanı'nda adalet arayışını sürdürüyor.

1111 Hafta Boyunca Aynı Soru: Kayıplar ve Failler Nerede? | Eyüp Yalur yazdı

Evet, bu sayı günlük yaşamda kimileri için yalnızca bir sayıyı ifade etmiş olabilir.
Ama bu sayı Cumartesi Anneleri için ağır bir yükü ifade etmektedir.
12 Eylül 1980 darbesinden bugüne 1.352 kişinin gözaltında kaybedildiği tahmin ediliyor.
Bu ağır yükün altında yakınlarını kaybeden Cumartesi Anneleri, 1111. haftada hâlâ “adalet” arıyorlar.

Demokratik haklarını kullanarak yakınlarının bulunması için eylem yaptıkları Galatasaray Meydanı, bariyerler konularak kendilerine kapatıldı.
Yüzlerce kayıp yakını aileye meydana giriş yasağı konulmuş, giriş 10 kişiyle sınırlandırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Galatasaray Meydanı yasağı ve kişi sınırlaması devam etmektedir.

Bu konuda kendi yargısını tanımayan ülke, uluslararası yargıyı da tanımadığı gibi Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmelerine de taraf değildir.
Birleşmiş Milletler, Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’yi (Zorla Kaybedilme Sözleşmesi) 2007 yılında kabul ederek 2010’da yürürlüğe soktu. Ancak Türkiye, bu sözleşmeye hâlâ taraf değildir.

Bu yük sadece ailelerin omuzlarında değil; asıl yük, yıllardır bu sorunu çözemeyen, belki de çözmek istemeyen devletin, iktidarların sorumluluğunda ve omuzlarındadır.
Hâlbuki devletin asli görevlerinden biri de “vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini korumak”tır.

Şu anda ülke gündeminde tartışmalı bir “barış süreci” girişimi vardır.
Cumartesi Anneleri bu barış sürecinin bir parçası değil midir?
Neden olumlu bir adım atılmıyor?

1111 bir sayı değil, 1111 haftadır sabırla süren, ilmik ilmik örülen bir direnişin, bekleyişin adıdır.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan’ın yaptığı basın açıklamasında “1111 bir sayı değildir” denilerek yıllardır süren hakikat ve adalet mücadelesine dikkat çekildi.
“Gözaltında kaybedilen sevdiklerimiz nerede?” diye sordu.

Devletin asli görevlerinden biri de “toplumda hukuku ve adaleti tesis etmektir”.
Bu kayıplar bu ülkenin vatandaşları değil midir?

Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, Agos Gazetesi’ne verdiği demecinde yaşananların insanlık adına utanç verici olduğunu ifade etti.
Bu insanların gözaltında kaybedilen yakınları için adalet talep etmelerinden daha doğal ne olabilir?

Burada bir kez daha sorgulanması gereken sistemdir, siyasallaşan yargıdır, gözleri kapalı adalettir.
Tüm baskı, engelleme ve yasaklara rağmen mücadeleyi kuşaktan kuşağa aktardıklarını ifade eden Arcan, gözaltında kaybedilenlerden asla vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Cumartesi Anneleri ve gözaltında kaybedilen insanlar meselesi artık bu ülkenin bir iç meselesi değil, uluslararası bir mesele hâline geldi.
İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi ve Küresel İfade Özgürlüğü Kampanyası, Cumartesi Anneleri/İnsanları davasına “Uluslararası İnsan Hakları ve Protesto Hakkına Dair Uzman Görüşü” sundu.
Görüşte, “Devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinde düzenlenen toplanma özgürlüğü veya ifade haklarını, katılımcıları kamuya açık bir şekilde ve barışçıl olarak ifade etmeye çalıştıkları bireysel veya kolektif (eleştirel) görüşleri nedeniyle susturmak, cesaretlerini kırmak veya cezalandırmak amacıyla” sınırlandıramayacağı vurgulandı. “Barışçıl gösteri hakkı yoksa demokrasi de yoktur,” dendi.

Cumartesi Anneleri, “Hakikat açıklansın. Kayıplar bulunsun. Failler yargılansın. Bizi kayıplarımıza yaklaştıracak adil ve onurlu bir barış için gerekli adımlar atılsın” çağrısında bulundular.

Cumartesi Anneleri 1111. kezdir devletin asli görevlerini devlete hatırlatıyorlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL