ANASAYFAKADINEv içi şiddet çağrıları alarm verdi: Ocak ayında 579 başvuru

Ev içi şiddet çağrıları alarm verdi: Ocak ayında 579 başvuru

TKDF’nin Ocak 2026 raporu, ev içi şiddet çağrılarının 579’a ulaştığını ortaya koydu. Vakaların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturdu.

Ev içi şiddet çağrıları, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu) 2026 Ocak ayı veri ve analiz raporuna göre yeniden alarm seviyesine ulaştı. 1–31 Ocak tarihleri arasında Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na toplam 579 çağrı gelirken, yeni açılan 59 şiddet vakasının 43’ü doğrudan ev içi şiddet ihbarı olarak kayda geçti. Raporda, şiddetin en çok kadınları hedef aldığı, vakaların büyük bölümünde failin ise eş veya aile içinden erkekler olduğu vurgulandı.

Türkiye genelinden ve yurt dışından gelen çağrılar, ev içi şiddetin yalnızca belirli bölgelerle sınırlı olmadığını, farklı sosyoekonomik yapılara sahip şehirlerde benzer biçimde sürdüğünü ortaya koydu. Özellikle psikolojik ve fiziksel şiddet vakalarının öne çıkması, kadınların en yakın çevrelerinde yoğun baskı ve saldırıyla karşı karşıya kaldığını gösterdi.

İstanbul ilk sırada, çağrılar 20 ile yayıldı

Rapora göre Ocak ayında hatta gelen çağrıların en yoğun olduğu il İstanbul oldu. İstanbul’dan toplam 29 çağrı gelirken, onu İzmir ve Kayseri 7’şer çağrıyla, Adıyaman, Ankara ve Antalya ise 5’er çağrıyla izledi.

Toplamda 20 farklı ilden yardım çağrısı gelmesi, şiddetin yalnızca büyükşehirlerde değil, Anadolu kentlerinde de ciddi boyutta yaşandığını gösterdi.

İstanbul içinde ise özellikle Beyoğlu (6), Esenyurt (3), Kağıthane (3) ve Pendik (2) öne çıktı. Bununla birlikte Kadıköy, Ümraniye, Fatih, Zeytinburnu ve Küçükçekmece gibi farklı ilçelerden de ihbarlar geldi.

Bu tablo, şehirlerin gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak kadınların ev içinde şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Öte yandan TKDF’nin verileri, kalan aramaların önemli bir bölümünün devam eden vaka takipleri için yapıldığını gösteriyor. Bu durum, yardım hattının yalnızca ilk başvuru noktası değil, aynı zamanda süreç takibi açısından da kritik bir işlev üstlendiğini ortaya koyuyor.

2007’den bu yana 101 bini aşkın çağrı

Ev içi şiddet çağrıları bakımından dikkat çeken bir diğer veri, hattın uzun yıllara yayılan toplam başvuru sayısı oldu.

15 Ekim 2007’den bugüne kadar hatta ulaşan toplam çağrı sayısı 101 bin 8’e ulaştı.

Bu çağrılar yalnızca Türkiye’nin tüm illerinden değil, aynı zamanda çok sayıda ülkeden de geldi. Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere, ABD, İsviçre, İran, Irak ve Kıbrıs gibi ülkelerden yapılan ihbarlar, sorunun diaspora ve göçmen topluluklar içinde de sürdüğünü gösterdi.

Rapora göre yalnızca Ocak ayında Kıbrıs’tan 7 çağrı yapıldı.

Bu veri, ev içi şiddetin coğrafi sınırları aşan yapısal bir toplumsal sorun olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Yeni vakalarda kadınlar açık ara çoğunlukta

Ocak 2026 içinde yeni kayıt açılan 59 vakanın 43’ü ev içi şiddet başvurusu olarak sınıflandırıldı.

Bu vakaların 25’i resmi nikahlı eş tarafından uygulanan şiddet ihbarlarından oluştu.

Ayrıca:

  • 10 çağrı sığınma evi talebinde bulundu
  • 1 vaka acil müdahale gerektirdi
  • 49 kişiye hukuki bilgilendirme yapıldı
  • 21 çağrı karakola yönlendirildi
  • 14 çağrı barolara sevk edildi

Bu rakamlar, şiddetin yalnızca fiziksel güvenlik sorunu değil, aynı zamanda hukuki destek ve barınma krizine dönüştüğünü gösteriyor.

Özellikle sığınma evi taleplerinin sayısı, kadınların can güvenliği kaygısıyla acil koruma mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

Şiddetin hedefi büyük ölçüde kadınlar

Raporda en çarpıcı verilerden biri, şiddete maruz kalanların cinsiyet dağılımı oldu.

Ev içi şiddet çağrıları içinde mağdurların yüzde 95,6’sını kadınlar oluşturdu.

Bu oranı:

  • %2,2 ile kız çocukları
  • %2,2 ile erkekler

izledi.

Mağdurların yaş aralığı ise 18 ile 58 yaş arasında değişti.

Bazı başvurularda ihbarı yapan kişilerin mağdurun yaşını bilmemesi nedeniyle yaş bilgisi net olarak kaydedilemedi.

Bu veriler, kadınların özellikle aile içi yakın ilişkilerde sistematik şiddete daha fazla maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Psikolojik ve fiziksel şiddet öne çıktı

Ocak ayında kayda geçen vakalarda en yaygın şiddet türü psikolojik şiddet oldu.

Dağılım şöyle:

  • Psikolojik şiddet: %37,31
  • Fiziksel şiddet: %35,82
  • Cinsel şiddet: %8,96
  • Sosyal şiddet: %7,46
  • Ekonomik şiddet: %0,45

Raporda, gerçek yaşamda şiddet türlerinin çoğu zaman birbirinden bağımsız olmadığı özellikle vurgulandı.

Birçok vakada fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetin aynı anda yaşandığı; ancak mağdurun en ağır etkilediği boyutu ön plana çıkararak ihbarda bulunduğu ifade edildi.

Bu durum, resmi kayıtlardaki oranların gerçekte yaşanan çok katmanlı şiddeti tam olarak yansıtmayabileceğine işaret ediyor.

En yakın erkekler fail olarak öne çıkıyor

Raporun en dikkat çekici sonuçlarından biri de faillerin profili oldu.

Kadınlara yönelik şiddetin en büyük bölümünde failin eş veya aile içinden erkekler olduğu belirtildi.

Ocak ayında yalnızca evli oldukları erkekler, saldırganlar içinde %39,1 ile en geniş grubu oluşturdu.

Bunun yanı sıra ağabey, baba, erkek evlat ve diğer aile bireyleri de şiddet uygulayanlar arasında yer aldı.

Bu tablo, kadınların en güvenli alan olması beklenen ev içinde en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete uğradığını ortaya koyuyor.

Dolayısıyla rapor, kadına yönelik şiddetin kamusal alandan çok özel alan içinde yoğunlaştığını güçlü biçimde gösteriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL