Küba hükümeti, cezaevlerinden belirli sayıda mahpusu serbest bırakmaya yönelik düzenlemeyi başlattı. Havana yönetimi Cuma günü İsa’nın çarmıha gerilişi ve dirilişine adanmış Paskalya öncesindeki Semana Santa (kutsal hafta) vesilesiyle insani amaçlar gözeterek kendi iradesiyle aldığı karar uyarınca mahpusları salıverdiğini açıkladı.
Ancak ilk tahliyelerden görüldüğü kadarıyla uygulamada, “adi suçlar”dan yatanlar salıverilirken insan hakları örgütlerinin “siyasal tutuklu” olarak kabul ettikleri kişiler, Kutsal Hafta’nın getirdiği olanaklardan yararlananlar arasında yer almadı.
Uluslararası haber ajansları Havana yakınlarındaki La Lima cezaevinden çıkan ilk tutukluların hırsızlık, rüşvet ve benzeri suçlardan hüküm giymiş kişiler olduğunu haber verdiler.
Havana: “Küba’da siyasi tutuklu yok”
Küba devleti ülkede “siyasi tutuklu” bulunduğu iddiasını kabul etmiyor; özellikle 11 Temmuz 2021 protestoları sonrasında yargılanan kişilerin siyasi nedenlerle değil “kamu düzenini bozma”, “yetkililere direnme” ya da benzeri suçlardan hüküm giydiklerini savunuyor. Buna karşılık, insan hakları örgütleri ve sürgündeki Kübalı muhalefet ağları bu suçlamaların önemli bölümünün yaygın olarak adadaki muhaliflere yönelik kullanıldığını belirtiyor.
AP’ye göre “Tutsakların Savunusu” örgütü şubat itibarıyla Küba’da 1.214 siyasi mahkûm bulunduğunu ileri sürüyor. Reuters’ın konuştuğu Küba İnsan Hakları Gözlem Evi de cuma öğleye kadar tahliye olanlar arasında “vicdani ya da siyasal nedenlerle mahkûm edilmiş” kimse bulunduğunu doğrulayamayacağını belirtti.
Hükümet kimleri salıveriyor?
Hükümetin açıkladığı ölçütler, tartışmayı alevlendiriyor. Resmî açıklamalara göre tahliye kararı; suçun niteliği, çekilen ceza süresi, cezaevi içindeki davranış, sağlık durumu ve toplumsal yeniden bütünleşme olasılığı gibi ölçütler üzerinden veriliyor.
Kadınlar, gençler, yaşlılar, yabancı uyruklular ve yurt dışında yaşayan Kübalılar uygulama kapsama girebilecek gruplar arasında sayılıyor.
Ancak Uluslararası Af Örgütü ağır şiddet suçlarının yanı sıra “otoriteye karşı işlenmiş suçlar” türü kategorilerin dışarıda bırakılmasna dikkat çekiyor. Çünkü Küba’daki protestolar ve muhalefet etkinlikleri çoğu zaman kez, bu kapsamda soruşturulup yargılanıyor.
Tahliyelerin zamanlaması ve niteliği
Bu, 2026’daki ikinci büyük tahliye hamlesi. Küba, Mart’ta Vatikan’la yürütülen temasların ardından 51 mahkûmun bırakılacağını duyurmuştu. Hükümetin yayın organı Granma’ya göre Küba 2010’dan bu yana 9 bin 905 kişiye af ya da bağışlama uygulandığını, son üç yılda farklı hukuki mekanizmalarla 10 bin kişinin daha cezaevinden çıktığını söylüyor.
AP ise bunun 2011’den bu yana beşinci büyük tahliye dalgası olduğunu ve toplam sayının 11 bini aştığını aktarıyor. Geçmiş örnekler de, aflardan yararlananların sayısının büyüklüğünün tahliyelerin otomatik olarak siyasal açılım anlamına geldiğini göstermiyor. İnsan hakları kuruluşları özellikle protestocular ve muhalifler açısından değişen bir durum olmadığını belirtiyor.
Tahliyeler, Küba’nın Trump yönetiminin sertleştirdiği baskılar ve petrol ambargosunun adanın ekonomisini ve toplumsal yaşamını bunaltan bir krizi tetiklediği döneme denk geliyor. Yorumcular yakıt sıkıntısı ve elektrik kesintileri sivillerin yaşam koşullarını katlanılmaz hale getirirken, Havana hükümetinin tahliye hamlesiyle bir yandan iç basıncı azaltırken öte yandan dışarıya müzakereye açık bir görüntü vermeyi hedeflediğini ileri sürüyor.
(AEK)
Kaynak: bianet
