Diyarbakır’da düzenlenen “Kadınlar Barışı Konuşuyor” etkinliğinde, çözüm sürecine ilişkin kullanılan “buzdolabı” metaforu tartışma yarattı. AKP Diyarbakır İl Yöneticisi Zeynep Alkış’ın sözlerine, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan sert tepki gösterdi.
‘BUZDOLABINA KALDIRILMASI İYİ OLDU’
Etkinlikte konuşan Alkış, geçmiş çözüm sürecinin o dönem tıkandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Aslında buzdolabına kaldırılması iyi oldu. Bu bir metafor belki; buzdolabı ilk anda soğuk ve itici gelebilir ama bana hep umut verici geldi, biliyor musunuz? Yani en umutsuz zamanlarda bile ‘İyi ki biz onu buzdolabına koyduk’ dedim. Çünkü sizin için kıymetli olan şeyler buzdolabında saklanır. Özel şeyler buzdolabında saklanır; zarar görmemesi ve bozulmaması için.”
Alkış, sürecin bugün yeniden gündeme geldiğini belirterek, “Yeniden birlik, beraberlik ve kardeşlik hukuku tesis etmek adına o süreç buzdolabından çıkarıldı. Şu an da o çıkarılma sürecini yaşıyoruz ya da böyle tanımlıyoruz” dedi.
‘BU METAFORA TAHAMMÜLÜM YOK’
Alkış’ın sözlerine yanıt veren DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise “buzdolabı” ifadesine tepki gösterdi.
Cizre’de büyüdüğünü ve özellikle 90’lı yıllar ile 2016 sürecinin kendisinde derin izler bıraktığını belirten Doğan, şunları söyledi:
“2016’dan sonra buzdolabı metaforuna tahammülüm kalmadı. Şu anda konuşurken bile tüylerim ürperiyor. İki fotoğraf peşimi hiç bırakmıyor. Biri elbette Taybet Ana.”
Ayşegül Doğan, konuşmasının devamında sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü zamanlarda Cizre’de öldürüldükten sonra bedeni buzdolabında saklanan Cemile Çağırga’yı hatırlattı:
“Çok yakın zamanda yaşadığım bir anekdotu da sizinle paylaşmak istiyorum. Sonuçta biz ayağımızın tozuyla buraya geldik; Newroz alanlarından, Newroz kutlamalarından geldik. Çoğu yerde bu kutlamalar acıların buluşması gibi oldu. Hele hele Şırnak bölgesinden geliyorsanız, bu tam olarak böyle. Yani bir yanınız gerçekten yaprak döküyor, bir yanınız bahar bahçe olmaya çalışıyor; yeniden dirilmeye, kendini onarmaya çalışıyor. Ve hiç de kolay olmuyor. Cizre’deki halaylardan birinde bana coşkuyla sarılan kişi, Cemile’nin annesiydi. Cemile’nin annesi, 90’lı yıllarda da büyük kızını kaybetmişti. Babam o zaman onların avukatlığını yapmıştı ve ben kendileriyle ilk o zaman tanışmıştım. O dönem evlerine bir havan topu düşmüş, 23 yaşındaki kızını kaybetmişti. Yıllar geçti. Bu kez 10 yaşındaki Cemile, kendi avlusunda, hiçbir şey yapmadan hayatını korkunç bir şekilde kaybetti; katledildi. Ve annesi Cemile’yi yalnızca koynunda değil, buzdolabında saklamak zorunda kaldı. Günlerce gömemediği için derin dondurucuda tutmak zorunda kaldı.”
‘BARIŞI SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ’
Ayşegül Doğan, bölgede acı ile umudun iç içe geçtiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Şimdi bu kadın, bu Newroz’da Cizre’de bir halayın başında yer alıyorsa, hepimizin çok daha fazla çalışması gerekiyor. Bu barışı sağlamalıyız, sağlamak zorundayız. Artık kaybedebileceğimiz tek bir an bile yok.
Yine Cizre’ye dönersek; mezarsız ölülerden bahsediyoruz. En çok mezarsız ölünün olduğu bir coğrafyadan söz ediyoruz. Biz bu insanlara barışı borçluyuz, demokrasiyi borçluyuz. Ve en çok da biz kadınlar vurulduk savaş zamanlarında.” (POLİTİKA SERVİSİ)
Kaynak: Artı Gerçek
