ANASAYFAHAK İHLALLERİAİHM, Osman Kavala dosyasını görüşmek üzere bir araya geliyor

AİHM, Osman Kavala dosyasını görüşmek üzere bir araya geliyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iş insanı Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu görüşmek üzere bir kez daha toplanıyor. Mahkemenin temyiz organı niteliğindeki 17 yargıçlı Büyük Daire’de yapılacak duruşmada, başvuru öncelikli olarak ele alınacak.

Duruşma sonrasında kararın hemen açıklanması beklenmezken, nihai nitelikte olacak kararın gecikmeden, önümüzdeki aylarda duyurulması öngörülüyor.

Büyük Daire’de kritik duruşma

Normal şartlarda yedi yargıçtan oluşan bir daire tarafından karara bağlanması beklenen başvuru, sürecin ilerleyen aşamasında Büyük Daire’ye taşındı. İlgili daire, 16 Aralık 2025’te yetkisinden feragat ederek dosyayı Büyük Daire’ye devretti.

AİHM, 19 Ocak 2026’da taraflara 10 sorudan oluşan bir liste gönderdi. Bu sorular arasında başvuru sahibinin iç hukuk yollarını tüketip tüketmediği, 2019 kararından sonra tutukluluğun keyfi olup olmadığı, yargılamanın adil yürütülüp yürütülmediği ve masumiyet karinesine uyulup uyulmadığı gibi başlıklar yer alıyor.

Kavala’nın yargı süreci

Sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. Tutuklama sürecinin odağında 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemleri bulunuyordu.

Kavala, 2020 yılında bu davadan beraat etti ve hakkında tahliye kararı verildi. Ancak aynı gün “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yürütülen başka bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alınarak tutuklandı.

Bu dosya kapsamında Kavala hakkında, Yargıtay tarafından onanan “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçlamasıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunuyor.

Kavala ise suçlamaları reddederek, yargılama sürecinin “masumiyet karinesini ihlal eden, temelsiz iddialar ve yalan beyanlara dayanan” bir süreç olduğunu savunuyor.

2019 kararı ve ihlal tespiti

AİHM, Kavala’ya ilişkin ilk kararını 10 Aralık 2019’da açıkladı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesi kapsamında düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkını ve 18. maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Kararda, tutuklamaya gerekçe gösterilen şüphelerin somut delillerle desteklenmediği ve mevcut mevzuatın Kavala’yı susturmak amacıyla kullanıldığı tespiti yapıldı. Mahkeme ayrıca Türkiye’nin Kavala’nın derhal serbest bırakılması için gerekli adımları atması gerektiğini belirtti.

İkinci başvuru: 7 maddede ihlal iddiası

Kavala, 18 Ocak 2024’te yaptığı ikinci başvuruda, 2019 kararından sonra kendisine yönelik uygulanan tüm tedbirleri AİHM gündemine taşıdı.

Başvuruda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yedi maddesinin ihlal edildiği ileri sürülüyor:

3. madde: İnsanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı
5. madde: Özgürlük ve güvenlik hakkı
6. madde: Adil yargılanma hakkı
7. madde: Kanunsuz ceza olmaz ilkesi
10. madde: İfade özgürlüğü
11. madde: Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü
18. madde: Haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması

Duruşmanın, bu başlıklar çerçevesinde yöneltilen sorular üzerinden ilerlemesi bekleniyor.

AİHM kararlarının bağlayıcılığı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi gereği, AİHM kararları taraf devletler için bağlayıcı nitelik taşıyor. Türkiye, sözleşmeyi 1950’de imzaladı, 1954’te onayladı; bireysel başvuru hakkını 1987’de tanıdı ve mahkemenin zorunlu yargı yetkisini 1989’dan bu yana kabul ediyor.

AİHM kararlarının uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor. Türkiye’nin genel olarak kararların uygulanmasında yüksek bir uyum oranına sahip olduğu belirtilirken, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi davalarda bu oranın daha düşük seyretmesi dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 2021 yılında yaptığı bir açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu dosyalara ilişkin kararlarını tanımadıklarını ve “yok hükmünde” saydıklarını ifade etmişti.  (BBC Türkçe)

Kaynak: İlke TV

AKTÜEL