Ortadoğu uzmanı Dr. Adel Bakawan, bölgede devam eden çatışmaların son on yıllarda yaşanan tüm savaşlardan farklı bir niteliğe sahip olduğunu söylüyor.
Avrupa Ortadoğu ve Kuzey Afrika Çalışmaları Enstitüsü’nün (EISMENA) direktörü olan Bakawan, Mediapart’tan Fabien Escalano’ya verdiği röportajda, bugün yaşanan savaşın ölçeği ve yoğunluğunun 7 Ekim saldırılarından önce hayal bile edilemeyecek bir seviyede olduğunu belirtti.
Bir yıl önce yayımlanan “Ortadoğu’nun Çözülüşü” adlı kitabında bölgesel düzenin dağılmasını analiz eden araştırmacıya göre bugün yaşanan çatışma yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda Ortadoğu’da yeni bir siyasi düzenin oluşumunun parçası.
7 EKİM BÖLGESEL DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ
Bakawan’a göre mevcut savaşın temelinde 7 Ekim saldırıları var. Bu saldırıdan önce bölgede farklı bir güç dengesi oluşmaya başladığını hatırlatan Bakawan, 10 Mart 2023’te Suudi Arabistan ile İran arasında Pekin’de imzalanan anlaşmanın, iki ülke arasında uzun süredir devam eden rekabeti yumuşatabilecek bir denge yarattı. Söz konusu anlaşmanın fiilen iki farklı bölgesel model ortaya çıkardığını vurgulayan Bakawan, bir tarafta, güvenlik ve ekonomik kalkınmayı temel alan Suudi modeli vardı. Bu model Körfez ülkeleri, Mısır, Ürdün, Batı Şeria ve Mağrip ülkelerini kapsıyordu.
Diğer tarafta ise toplumun ve devletin militarizasyonuna dayanan İran modeli bulunuyordu. Bu model İran, Irak, Lübnan, Suriye, Yemen ve Gazze Şeridi’ni içine alıyordu.
Ancak Hamas’ın 7 Ekim saldırısı, bu dengeleri kısa sürede altüst etti ve İsrail ile İran arasında doğrudan cephe çatışmasının yolunu açtı.
ORTADOĞU’DA YENİ GÜÇ MERKEZLERİ OLUŞUYOR
Bakawan’a göre bölgedeki çatışma yalnızca yıkım getirmiyor, aynı zamanda İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin etkisini artırdığı yeni bir güç düzeni de yaratıyor.
“Türkiye’nin Suriye’de, Federe Kürdistan ve giderek Lübnan ile Gazze’de artan bir nüfuz alanı oluşturduğunu” belirten Bakawan, bu süreçte ABD’nin de Ankara’nın daha fazla rol üstlenmesine sıcak baktığını ifade ediyor. Türkiye’de Kürt sorunun çözümü için devam eden süreç, PKK’nin fesih kararı ve entegrasyonun konuşuluyor olması da araştırmacıya göre Ankara’nın bölgesel düzen içinde elini güçlendiren bir diğer önemli unsur.
ARAP MİLLİYETÇİLİĞİ VE CİHATÇILIK İVME KAYBEDİYOR
Bakawan’a göre bölgedeki en dikkat çekici gelişmelerden biri de silahlı güçlerin silahsızlandırılması tartışmalarının güçlenmesi.
Suriye ve Yemen’deki silahsızlandırma tartışmaları, Hizbullah, Hamas ve Irak’taki diğer bazı silahlı gruplar için de yürütülüyor.
Adel Bakawan, söz konusu ‘silahsızlandırma süreci’nin düzensiz ilerlese de ulus devletin yeniden güç kazandığı bir döneme işaret ettiğine dikkat çekiyor: Arap milliyetçiliği ve uluslararası cihatçılık açıkça ivme kaybediyor.
İRAN SAVAŞI: İSRAİL VE ABD’NİN HEDEFLERİ FARKLI
Bakawan’a göre ikincisi haftasına giren İran savaşında İsrail ile ABD’nin savaş hedefleri de tam olarak örtüşmüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin temel amacı İran’daki İslam Cumhuriyeti rejimini devirmek.
ABD’nin hedefi ise zaman içinde değişti. Washington başlangıçta İran’da yeni bir liderin ortaya çıkabileceğini düşünüyordu. Ancak bugün İran’daki muhalefetin ülkeyi yönetme kapasitesinin sınırlı olduğu görüşü güç kazanmış durumda.
Bu nedenle ABD’nin stratejisinin, kara birlikleri göndermeden rejimin altyapısına yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla baskı kurmak olduğu değerlendiriliyor.
İRAN’A BAĞLI MİLİSLERİN EN GÜÇLÜSÜ IRAK’TA
Bakawan’a göre İran’a bağlı milis ağında en güçlü yapı Irak’taki gruplar. Irak’ta yaklaşık 80 farklı milis örgütü var ve bunların çoğu Haşdi Şabi adlı örgüt içinde faaliyet gösteriyor: Irak devlet bütçesinden de yıllık yaklaşık 3 milyar dolar finansman alıyor.
“Bu, öncelikle Irak başbakanının otoritesini koruyan en büyük milis çemberidir. Yaklaşık bir düzine gruptan oluşan ikinci, daha küçük bir çember ise “İran Direniş Ekseni”ne tamamen entegre olmuştur. Ve 7 Ekim’den bu yana, daha da küçük bir üçüncü çember olan İslami Direniş Cephesi, yalnızca dört aşırı radikal gruptan oluşmaktadır. Bunlar, Irak’ta ABD ve müttefikleriyle, yani Kürtlerle doğrudan çatışmaya girenlerdir. Yeni Yüksek Lider, aslında onların bağlılıklarından dolayı teşekkür etmiştir.
FİLİSTİN VE KÜRT SORUNLARI ÇÖZÜLMEDEN İSTİKRAR ZOR
Bakawan, Ortadoğu’da kalıcı istikrarın önündeki iki temel mesele olduğunu söylüyor: Filistin ve Kürt sorunu.
Araştırmacıya göre bu iki halk da siyasi statü elde etmek için devlet aracılığıyla tarih sahnesine çıkmak istiyor.
Bu sorunlar çözülmeden kurulacak herhangi bir güvenlik mimarisinin kalıcı olmayacağını belirten Bakawan, bölgedeki istikrarsızlığın temelinde bu meselelerin bulunduğunu söylüyor.
ADEL BAKAWAN KİMDİR ?
Irak kökenli Fransız sosyolog Adel Bakawan, Orta Doğu siyaseti ve Irak toplumu üzerine çalışan bir araştırmacı. Akademik çalışmaları özellikle Irak’ın siyasal yapısı, Kürt meselesi, İslamcılık, cihatçılık, milliyetçilik ve Ortadoğu’daki silahlı örgütler üzerine.
2011’den bu yana d’Évry Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri veren Bakawan, aynı zamanda Fransız Uluslararası İlişkiler Merkezi (IFRI) Türkiye ve Orta Doğu Programı ile CAREP Paris’te araştırmacı olarak görev yapıyor. Bakawan, Irak üzerine çalışan ilk Frankofon düşünce kuruluşlarından biri olan Fransız-Irak Araştırma Merkezi (CFRI)’ni 2021 yılında kurdu.
Kaynak: Nûmedya24
