İsrailli akademisyen ve Orta Doğu uzmanı Prof. Dr. Ofra Bengio, Gulanmedia’ya verdiği kapsamlı röportajda Kürt meselesinin geleceği, Rojava’nın konumu ve Ortadoğu’daki yeni jeopolitik dengeleri değerlendirdi. Bengio, Kürtlerin karşı karşıya olduğu en büyük sorunun birlik eksikliği olduğunu vurgularken, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bazı eksikliklerine rağmen hâlâ bir model oluşturabileceğini söyledi.
Ofra Bengio, Orta Doğu siyaseti üzerine çalışan İsrailli bir akademisyen ve uzmandır. Özellikle Kürt tarihi, toplumu ve milliyetçiliği üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmaktadır. Tel Aviv Üniversitesi’ndeki Moshe Dayan Orta Doğu ve Afrika Çalışmaları Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Bengio’nun çalışmaları Irak’ın siyasi dinamikleri, Kürt kimliği ve Orta Doğu’nun daha geniş jeopolitiği üzerine yoğunlaşmaktadır. The Kurds of Iraq: Building a State Within a State (Irak Kürtleri: Devlet İçinde Devlet İnşa Etmek) başta olmak üzere birçok etkili kitabın yazarıdır. Araştırmaları, Kürt siyaseti ve bölgesel gelişmeler üzerine çalışan akademisyenler ve politika yapıcılar tarafından geniş biçimde referans gösterilmektedir.
Gulan: Profesör Bengio, hayatınızın birkaç on yılını Kürt tarihi ve siyaseti üzerine derinlemesine araştırmalara adadınız. Bunca yılın ardından, bölgede devletsiz bir ulus olarak “Kürt meselesinin doğası” hakkında ulaştığınız en önemli sonuç nedir?
Ofra Bengio: Devletsiz bir ulus olarak Kürtler, bu durumun değişmesinin belirli ve aynı anda var olması gereken bazı gerekli koşullara bağlı olduğunu bilmelidir: birlik, bilge bir liderlik, açık bir siyasi hedef ve diplomatik yetenekler. Dolayısıyla Kürt meselesinin doğası yalnızca devletlerin onlara karşı yaptıklarıyla değil, Kürtlerin kendilerinin ne yaptıklarıyla da değişecektir.
Gulan: Yazılarınızda dil ve siyasi söylem üzerinde güçlü bir vurgu yapıyorsunuz. Sizce Kürt siyasi söylemi son birkaç on yılda evrim geçirdi mi, yoksa büyük ölçüde “mağduriyet” ve “silahlı mücadele” çerçevesi içinde mi kaldı?
Ofra Bengio: Kürt siyasi söylemi, hem Kürdistan’da hem de diasporada ortaya çıkan yeni entelektüel sınıf sayesinde yavaş fakat kararlı biçimde daha iddialı ve daha milliyetçi bir çizgiye doğru ilerliyor. Dünyanın farklı bölgelerinde bulunan bu yeni sınıfın üyeleri, uluslararası alana canlı ve tamamen yeni bir anlatı taşımaktadır.
Gulan: Building a State Within a State adlı kitabınızda Kürdistan Bölgesi’ni ele alıyorsunuz. Otuz yılı aşkın bir özyönetim deneyiminin ardından sizce Kürdistan Bölgesi “kurum inşa etme” aşamasını aşarak “devletleşme” aşamasına ilerledi mi, yoksa iç sorunlar hâlâ bunun önünde engel mi oluşturuyor?
Ofra Bengio: Devletleşmeye doğru ilerlemek için gösterilen tüm çabalara rağmen, ne yazık ki durum belli ölçüde ters yönde ilerliyor. Bu başarısızlığın başlıca nedenleri Kürtlerin kendi aralarındaki iç mücadeleler, Erbil ile Bağdat arasındaki güç dengesinin değişmesi ve birleşik bir Irak fikrine bağlı kalan Amerikan yönetimleridir.
Gulan: Özellikle son savaşların ardından Orta Doğu’nun siyasi haritasında değişiklikler olabileceği yönünde yaygın tartışmalar var. Siz “yeni Orta Doğu” içinde Kürtlerin konumunu nasıl görüyorsunuz?
Ofra Bengio: Kürtler, tüm Kürdistan genelinde “Yeni Orta Doğu”nun Kürdistan’ın jeostratejik durumu açısından bir dönüm noktası olacağına büyük umut bağladılar. Ancak şu ana kadar böyle bir değişim gerçekleşmedi ve yakın gelecekte de gerçekleşeceği şüphelidir. Birleşmiş Milletler ve büyük güçler, tabiri caizse Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sözde istikrarlı Orta Doğu düzenini korumayı; verilen sözleri yerine getirmeye, adalet sağlamaya ve gerçek müttefiklerini hayal kırıklığına uğratmamaya tercih ediyorlar.
Gulan: Rojava’daki (Suriye’deki) Kürtler konusunda, Esad rejimiyle müzakerelerin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa bu durum bir tür “özerkliği” korumak için stratejik bir fırsata dönüşebilir mi?
Ofra Bengio: Olayların gelişme biçimine bakıldığında, Suriye’nin yeni yapılanmasında Rojava Kürtleri başlıca kaybedenlerdir. Bir bakıma bunun Rojava’nın “7 Ekim’i” olduğu söylenebilir. Aslında her şey ortadaydı, fakat bir şekilde liderlik o kritik anda gerekli performansı gösteremedi. Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamlardan sonra sıranın Rojava’ya geleceği açıktı. Ancak askeri, diplomatik ve kamuoyu oluşturma düzeylerinde gerekli adımlar atılmadı.
Gulan: Suriye’de Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya arasındaki rekabet Rojava’daki Kürtlerin konumunu nasıl etkiledi? Suriye Kürtlerinin Şam ile Ankara arasında yapılacak büyük bir anlaşmanın kurbanı olma riski gerçekten var mı?
Ofra Bengio: Rojava, üç başkanın iş birliğinin kurbanı oldu: Erdoğan, Trump ve el-Şara. Aslında durumu Aleviler ve Dürzilerden bile daha kötüydü; çünkü üç güç tarafından kuşatılmıştı: Türkiye, Suriye ve fırsatını bulduğunda ihanet eden Arap aşiretleri. Bazı aşiretlerin tutum değiştirmesi Esad’ın düşüşünden kısa süre sonra başladı; ancak Kürt liderliği buna gözlerini kapadı. Bu nedenle Rojava’nın durumu ABD ile Rusya arasındaki rekabetten çok, diğer siyasi dinamiklerden etkilenmiştir.
Gulan: Son dönemde Türkiye’de barış sürecinin yeniden başlatılabileceğine dair bazı işaretler ortaya çıktı (örneğin Bahçeli ve Öcalan’ın açıklamaları). Türkiye tarihi üzerine çalışan bir uzman olarak bunu çözüm yönünde “samimi bir girişim” olarak mı görüyorsunuz, yoksa Erdoğan’ın konumunu güçlendirmeye yönelik siyasi bir manevra mı?
Ofra Bengio: Erdoğan ile PKK arasındaki “barış süreci” bir kurgudan ibarettir. PKK, tek taraflı olarak kendisini feshetme kararı alarak, herhangi bir müzakere yürütmeden ve hiçbir şart ileri sürmeden belki de tarihindeki en büyük hatayı yaptı. Bu adımın Türkiye’nin Rojava üzerindeki baskısını azaltacağını düşündüler ya da en azından böyle açıkladılar; fakat sonuç tam tersine oldu. Bu hamle, Ankara’ya Rojava üzerindeki baskıyı artırmak ve oradaki özerkliği ortadan kaldırmak için daha fazla teşvik verdi.
Gulan: Bugün Kürdistan’ın hangi parçasının, ulusal hakların etkin biçimde güvence altına alınabileceği “istikrarlı bir model”e en yakın olduğunu düşünüyorsunuz?
Ofra Bengio: Otuz beş yıllık özerklik deneyiminin ardından Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), Kürdistan’ın diğer parçaları için belirli ölçüde bir model olabilir. Ancak bu modelin, Batı’dan yaklaşan fırtınaya karşı ayakta kalabilmesi için çeşitli alanlarda kendisini geliştirmesi gerekir. Zira burada bile Bağdat, Kürt ulusal haklarını aşındırmak için yoğun çaba gösteriyor ve şimdiye kadar kısmen başarılı da oldu.
Gulan: Son olarak, hayatını Kürt çalışmaları alanına adamış bir profesör olarak, günümüzde hızla değişen küresel koşullar içinde fırsatların kaçırılmaması için Kürt siyasetçilere vermek istediğiniz son bir mesaj ya da “tavsiye” nedir?
Ofra Bengio: Tavsiyeler söylemesi kolay ama uygulanması zor şeylerdir. Yine de birini seçmem gerekirse, şu aşamada en önemli olanın ideolojik birlikten ziyade eylem birliği olduğunu söylerdim. Örneğin geçmişte, 2005 ile 2014 yılları arasında KDP ile KYB belirli bir çalışma düzeni kurmayı başarmış ve bu durum Kürt davasını güçlendirmişti. Bugün ise bu durum artık geçerli değil; bu yüzden de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin durumu kırılgan hale gelmiş durumda. Daha fazla gerilemenin önüne geçebilmek için liderliklerin ufukta beliren tehlikelere karşı birlikte hareket etmenin bir yolunu bulmaları gerekiyor.
(Not: Bu röportaj ilk olarak Gulanmedia’da yayımlanmıştır.
Çeviri: Rastî
https://www.gulanmedia.com/en/story/356566/ofra-bengio-to-gulan:-without-unity-and-strategic-leadership,-the-kurdish-cause-will-remain-fragile)
Kaynak: Rastî
