Dünya ekonomisinin can damarı olarak nitelendirilen Hürmüz Boğazı, bölgede tırmanan askeri gerilimin ardından tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor. İran’ın kendisine yönelik saldırılara misilleme olarak başlattığı hamleler, boğazı fiilen kapanma noktasına getirdi. Resmen ilan edilmiş hukuki bir abluka olmasa da bölgedeki gemi trafiği 28 Şubat 2026 itibarıyla yüzde 80 oranında azalmış durumda.
Fiili durum ve bekleyen tankerler
Deniz güvenliği raporlarına göre, Basra Körfezi ve Umman Denizi’nde yaklaşık 150 ile 170 arasında tanker ve konteyner gemisi güvenli bölgelerde bekleyişini sürdürüyor. Birçok uluslararası nakliye devi, personel ve gemi güvenliğini gerekçe göstererek bölgedeki seferlerini süresiz olarak askıya aldı. Sigorta şirketlerinin savaş riski teminatlarını iptal etmeye başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı, ticari geçişler için işlevini neredeyse tamamen yitirdi.
Enerji arzında dev boşluk
Hürmüz Boğazı, dünyada tüketilen her beş litre petrolden ve her beş metreküp sıvılaştırılmış doğalgazdan (LNG) birinin geçtiği stratejik bir nadelöhr (iğne deliği) konumunda. Boğazdan normal şartlarda günde yaklaşık 21 milyon varil petrol taşınıyor. Bu petrolün sadece 1,6 milyon varili İran üretimi iken, geri kalanı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Kuveyt gibi diğer Körfez ülkelerinden geliyor. Alternatif boru hatları bu devasa miktarın yalnızca 2,6 milyon varilini taşıyabiliyor. Bu durum, boğazın kapalı kalması halinde piyasadan her gün yaklaşık 17 milyon varil petrolün eksileceği anlamına geliyor.
İran ve batılı ülkelerin açıklamaları
İran Devrim Muhafızları Ordusu, telsiz kanalları üzerinden bölgedeki gemilere uyarılar göndererek geçişlerin kısıtlandığını ve talimatlara uymayanların güvenliğinin garanti edilemeyeceğini duyurdu. İran devlet medyası, boğazın bir askeri harekat bölgesi haline geldiğini savunurken, yetkililer bu adımların birer misilleme olduğunu ifade ediyor.
Diğer taraftan ABD Donanması ve İngiliz Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO), ticari gemilere bölgeden uzak durmaları yönünde sert uyarılarda bulundu. Batılı yetkililer, İran’ın tek taraflı kısıtlamalarının uluslararası hukuka göre yasal bir dayanağı olmadığını belirtse de sahadaki riskin ciddiyetini kabul ediyor. Maersk, Hapag-Lloyd ve MSC gibi nakliye devleri, rotalarını Ümit Burnu üzerinden daha uzun yollara yönlendirmiş durumda.
Ekonomik Faturalar ve Fiyat Artışları
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın küresel tedarik zincirleri için bir felaket senaryosu olduğunu vurguluyor. Özellikle ihracat odaklı ülkeler hem enerji maliyetlerindeki artıştan hem de bozulan mal akışından çift yönlü darbe alıyor. Bölgedeki risk artışı nedeniyle gemi kiralama maliyetleri ve sigorta primleri şimdiden katlanmaya başladı. Benzer bir gerilimin yaşandığı 2025 Haziran ayında sigorta maliyetleri beş katına kadar çıkmıştı.
Şu an 82 dolar seviyesinde olan petrolün varil fiyatının, krizin sürmesi durumunda 120 dolara kadar tırmanabileceği öngörülüyor. Bu durumun pompa fiyatlarına yansımasıyla, Avrupa genelinde akaryakıt litre fiyatlarının 2,30 Euro seviyesini aşabileceği tahmin ediliyor.
Askeri ve stratejik riskler
İran’ın kontrolünde olan Abu Musa ile Büyük ve Küçük Tunb adaları, boğaz üzerindeki stratejik baskıyı artırıyor. Sadece üç kilometre genişliğindeki tanker geçiş koridorunun insansız hava araçları veya deniz mayınları ile tamamen kapatılması endişesi, küresel enerji güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor.
Kaynak: Rastî
