ANASAYFASİYASETHalkların Kardeşliği

Halkların Kardeşliği

Eyüp Yalur’un “Halkların Kardeşliği” başlıklı makalesi; eşitlik, özgürlük ve halkların gönüllü birliğini savunurken, Türk ulus devlet anlayışını ve siyasal söylemleri eleştirel bir perspektifle değerlendiriyor. Yazı, Kürt halkının demokratik mücadelesi ile dünya halklarının dayanışması arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.

Halkların Kardeşliği / Eyüp Yalur

Halkların kardeşliği; farklı halkların, dillerin, inançların, etnik grupların, kültürlerin ve kimliklerin eşit şartlarda, birbirlerine düşman olmadan gönüllü bir arada yaşamaları ya da komşu olmalarıdır.

İnsan bundan neden rahatsız olur, anlamak zor bir durumdur.

Hiç kimse düşmanına, celladına âşık olmaz, kardeş olmaz.

Halkların kardeşliği derken her hâlde Kürt varlığını, kimliğini ya da Ermeni’nin, Rum’un, Çerkez’in ya da başka bir halkın varlığını, kimliğini inkâr edenlerle kardeşliği kimse ne ister ne de savunur.

Bir kesim insan, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye gibi Kürt mahallelerindeki olaylardan dolayı kırgınlıklarını “halkların kardeşliği”ne karşı çıkarak dile getirdiler.

Oysa ki Suriye’de, Rojava’da Kürt halkına yapılanlar dünyanın dört bir yanındaki halklar tarafından kınandı, protesto edildi; Rojava’ya destek yağdı. İşte bunu görmek lazım.

Halkların kardeşliği ırkçılığı şiddetle reddeder.

Farklı dillerin, inançların, kültürlerin, ruhsal kimliklerin varlığını, eşit yurttaşlığı savunur. Bütün bunları zenginlik olarak görür.

Halkların varlığının kabul edilmesini, siyasi bir statüye sahip olmasını savunur.

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (Başûr)’nde birçok halk, inanç, dil ve kültür bir arada eşit yurttaşlar olarak yaşamaktadır.

Bu, bir gül bahçesi olması münasebetiyle Ortadoğu’ya örnek bir yönetim anlayışı sunmuştur.

Halkların kardeşliği fikri 19. yüzyılda ortaya çıkan eşitlik ve özgürlük düşüncelerinden etkilenmiştir.

Savaşa, işgalciliğe ve ırkçılığa karşı barışı, özgürlüğü, kardeşliği savunur.

Özellikle sosyalist düşünce akımları, işçilerin ve halkların etnik farklarını gözetmeden dayanışmasını ve birliğini savunurlar.

Karl Marx uluslararası işçi dayanışmasını vurgulamıştır.

Vladimir Lenin, halkların kaderini tayin hakkını savunmuştur.

Halkların kardeşliği tarihsel olarak özgürlük ve eşitlik fikirlerinden doğmuştur.

Halkların kardeşliği söyleminden ulus devletler rahatsızlık duyar; ulusun zoraki birliğini zayıflatacağından korkar.

Küreselleşme, halkların kardeşliğini ve halkların dayanışmasını zorunlu kılmaktadır.

Ulus devletlerin belirleyici rolü azalmaktadır.

Yerine Avrupa Birliği (AB) gibi bölgesel güçler güç kazanmaktadır.

Kürtlerin tam da böyle bir desteğe ihtiyaç duyduğu bir süreçte bunu reddetmek demek, Kürt halkını dünya halklarından tecrit etmek anlamına gelir ki bundan sadece Kürt halkı zarar görür.

Halkların kardeşliği demek, bütün haklarından vazgeçmek değil; dünya halklarıyla eşitlenerek bir siyasi statü elde etmek anlamına da gelir.

Halkların kardeşliği derken her hâlde devletlerin kardeşliğinden kimse bahsetmiyor. Devletlerin ilişkileri çıkara dayalıdır; çıkarları bozulunca birbirlerine düşman olabiliyorlar. Ama halklar arasında böyle bir düşmanlık olmaz. Olsa bile bunun sebebi iktidarlarıdır, devletleridir.

O yüzden siyasi aktörlerin “Kürtler kardeşimizdir” söylemi boş bir cümleden ibarettir.

Bu söyleme ne Türkler ne Farslar ne Araplar ne de dünya halkları inanıyor.

Bu ceberrut devletler kendi halklarına da zulüm ediyorlar.

İran’da Azadi Meydanı’nda sadece Kürt, Azeri, Beluci öldürülmedi; Farslar da öldürüldü.

Yunanistan ile Türkiye arasında yüzyıldır bir sürtüşme ve gerilim yaşanıyor; ama halkları birbirlerine düşman değil, karşılıklı olarak ülkeler ziyaret ediliyor.

Ceberrut rejimlerden kaçarak Avrupa’ya sığınanlar bir araya gelerek halklar adına birlik platformları kurabiliyorlar.

Halklar arasındaki dayanışma ağı her zaman var olacaktır.

Kürt halkı onurlu bir siyasi statü elde edene kadar haklı, onurlu, demokratik mücadelesini verecek ve bu mücadelede dost dünya halklarının desteğini dün olduğu gibi bugün de, yarın da hep yanında hissedecektir.

Dünya barışının yolu dünya halklarının kardeşliğinden geçer.

Evet, bir kez daha “Yaşasın halkların kardeşliği” diyoruz.

AKTÜEL