Fransa’da yaşanan en büyük cinsel istismar davasının baş aktörü 73 yaşındaki Gisèle Pelicot, yıllarca süren istismarın farkına vardığı anı “yıkıcı bir felaket” olarak nitelendiriyor. Uzun yıllar boyunca yaninda yattığı eşi, onu savunmasız bırakarak tanımadıkları adamları eve davet ettiğinde hayatı alt üst olan Pelicot, gizliliği bir kenara bırakarak davasını dünya gündemine taşıma kararı aldı. Bu cesur adımı yalnızca kendi adalet arayışını değil, sessizliğe mahkûm kalan tüm mağdurların da sesini duyurmuş oldu. Pelicot, yaşadığı “cehenneme iniş” sürecinden nasıl kurtulduğunu ve her şeye rağmen “iyiyi seçmeye” devam ettiğini ifade ediyor.
BBC Newsnight’a verdiği röportajda, kocasının yıllarca kendisini sistematik olarak ilaçla uyuttuğunu ve birçok erkeğin ona tecavüz etmesine neden olduğunu öğrendiğinde yaşadığı dehşeti dile getiriyor. Hikayesinin en sarsıcı anlarını paylaşan Pelicot, kocasının suçlarının gerçek boyutunu anladığı anda içindeki her şeyin bir tsunami gibi patladığını söylüyor.
Anı kitabı Yaşama Övgü öncesinde yapılan bir röportajda, bu acı gerçeği çocuklarına açıklamak için onları aramanın hayatının en zor deneyimi olduğunu anlatıyor. Pelicot, hukuki gizliliğinden vazgeçtiğinde pişmanlık duymadığını vurguluyor ve hapisteki eski kocasına yönelik hâlâ yanıt bulamadığı soruları olduğunu dile getiriyor.
Bir gün, eşi Dominique Pelicot’u bir polis karakoluna eşlik etmişken, kendisini kenara çekip derinlemesine sorguya çektiklerini anımsıyor. Kocası hakkında sorulan sorulara “Harika biri” yanıtını vermiş; ancak ilişki biçimleri hakkında sorulduğunda kesin bir dille “Hayır” demiş. Polis, ona kocası tarafından uyuşturulmuş bir kadının fotoğraflarını gösterdiğinde şok içinde kalmış. Bu fotoğraflardan yalnızca ikisi, kocasının çektiği binlerce ürkütücü görüntüden sadece birkaç tanesiydi. Pelicot, “Kendimi tanıyamadım,” diyor.
Polis memurları, Pelicot’a birçok erkek tarafından tecavüze uğradığını bildirdi. Her ne kadar kocası bu saldırıları detaylı bir şekilde kayıt altına almış olsa da, pek çok faile ulaşılamadı. O anı hatırlayan Pelicot, polis tavsiyesi üzerine bir arkadaşını arayıp, “Dominique gözaltına alındı çünkü bana tecavüz etti,” dediğini, bu kelimeyi ilk kez o anda kullandığını aktarıyor.
Üç çocuğuna bu acı gerçeği açıklarlarken, onların yaşadığı yıkımı düşünmeden edemiyor. Kızının tepkisini, “O çığlığı duyduğumda içim parçalandı,” sözleriyle anlatıyor. Ertesi gün, çocukları bir araya gelip babalarına ait her şeyi atarak geçmişlerini silmeye çalıştılar. Pelicot, o anlarda yaşadığı duygusal çöküşü hatırlıyor.
Pelicot, genç yaşta kaybettiği anne ve babası nedeniyle inşa etmesi gereken bir yaşam kurdunun peşindeydi. Hayatına giren Dominique, ona yeni bir başlangıç şansı sunmuştu. Evlilikleri başladığında birbirlerine aşık olduklarını ve hayata sımsıkı sarıldıklarını belirtiyor.
Ancak 2011 yılında hafızasındaki problemler artmaya başladı. Sağlık sorunlarıyla boğuşsa da, bu durumun kocasının kendisine uyguladığı istismar nedeniyle oluştuğu anlaşıldı. Pelicot, eşinin her gecenin sonunda ertesi gün onun yanında bulunarak kendisine acı verişine dair şokunu dile getiriyor.
Zamanla, kocasıyla olan hayatının gerçekte bu kadar dehşet verici olduğunu kabullenmekte zorlandığını vurguluyor. Ailesinin yaşadığı travmanın onları nasıl etkilediğine dair de düşünceleri var. İlişkilerini onarmaya çalıştıkları süreçte, Pelicot, kızının yaptığı itirafların ağırlığını taşıdığını ancak kendisinin yalnızca ihanete uğramış hissettiğini aktarıyor.
Yeni gelişmeler ise Pelicot’un hayatını derinden etkiledi. 2022’de kocasının başka bir kadına yönelik tecavüz girişiminde bulunduğunun ortaya çıkması, bir cinayete karıştığı iddialarıyla birleşince tüm aile için yeni bir travma yarattı. O sırada Fransa’nın Atlas Okyanusu kıyısına yerleşip gözlerden uzak kalmak istediğini belirtse de, davasını kamuoyuna açmanın önemini zamanla anladı.
Pelicot, “Dört yıldan fazla bu utancı taşıdım,” diyerek, mahkeme sürecinin kendisi ve diğer tüm mağdurlar için bir çıkış yolu olabileceğine inandığını belirtiyor. Cesaretini topladıktan sonra sadece bir gecede kararını verdi ve davayı kamuya açık hale getirdi.
Mahkeme sürecinde yaşananlar, Pelicot’un dayanıklılığının bir simgesi oldu. Her gün Avignon adliyesine başı dik bir şekilde gidip destek için toplanan kadınlar karşısında kendini güçlü hissetti. Hatta Kraliçe Camilla’dan bir mektup alması onu duygulandırdı.
Röportaj sırasında, sık sık yıkıcı anıları hatırlarken dahi sakin kalmayı başaran Pelicot, mahkeme sırasında maruz kaldığı onursuzluğa karşı durmayı sürdürdü. Kocası ve ona yardımcı olanların sorumluluk almak istemediği gerçeğinin kabul edilmediğini vurguladı.
Hayatını yeniden inşa etme sürecinin devam ettiğini belirten Pelicot, yaşadığı her şeyin bir yalan olmadığını kabul etmek zorunda olduğunu dile getiriyor. “Ben her zaman iyiye doğru yürümeyi seçtim” diyerek umut dolu bir mesaj veriyor.
