Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD), ‘Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci’ adıyla gerçekleştirilen bir araştırmanın bulgularını paylaştı. Araştırma, Türkiye’nin 7 farklı bölgesinden 1.067 kişi ile yapıldı ve önemli sonuçlar ortaya kondu.
Türkiye topraklarının üçte ikisi ile nüfusun %71’i deprem riski altında bulunuyor. Araştırmada yapı güvenliği, bireysel hazırlık ve toplumsal duyarlılık gibi konular değerlendirildi. Sonuçlar, toplumun yaklaşık %60’ının deprem korkusu taşıdığını gösteriyor. Katılımcıların %58,3’ü deprem konusunda endişeli olduklarını belirtirken, her on kişiden altısı, günlük hayatında “ya olursa” düşüncesini aklında bulunduruyor. Bu kaygı kadınlarda daha belirgin; kadın katılımcılarda oran %67,7’ye yükseliyor. Ayrıca, toplumun %59,8’i hayatını derinden etkileyen bir deprem deneyimi yaşamış durumda.
Katılımcıların %40,6’sı önümüzdeki beş yıl içinde büyük bir depremin meydana gelme olasılığını yüksek bulurken, %45,5’i kendisini deprem için hazırlıklı hissetmediğini ifade ediyor. Bugün Türkiye’de, yaklaşık her üç kişiden biri 1999 ve öncesinde inşa edilmiş binalarda yaşıyor. Bunun yanı sıra, her on aileden dördü kiracı konumunda. Araştırma, yapı güvenliği ve bireysel hazırlığın sadece teknik bir mesele olmadığını, aynı zamanda sosyal boyutları olduğunu ortaya koyuyor.
Katılımcıların %54’ü yaşadığı bölgeyi deprem açısından “çok riskli” olarak değerlendiriyor. Bu durum, özellikle İstanbul ve Doğu Marmara gibi bölgelerde daha belirgin bir kaygı yaratıyor. Bu bölgelerde yaşayanların büyük çoğunluğu, yaşadıkları yerin deprem riski taşıdığını düşünüyor.
Araştırma, bireysel hazırlık konusunda ciddi eksiklikler de bulunduğunu gözler önüne seriyor. Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) sahiplik oranı %41,6 düzeyinde kalmışken, toplumun yarısından fazlası depreme karşı herhangi bir ekonomik güvenceye sahip değil. Sigorta, yalnızca hasar sonrası bir ödeme değil, aynı zamanda riskle yüzleşme ve hazırlık kültürü için de hayati bir unsur teşkil ediyor.
Acil durumlar için toplanma alanlarını bilmeyen katılımcıların oranı %55,2. Deprem çantası bulundurmayanların oranı ise %73,1 gibi yüksek bir değerde. Bu veriler, ekonomik faktörlerden bağımsız olarak, hazırlık bilincinin yeterince gelişmediğini gösteriyor. Ev içi güvenlik uygulamalarında da önemli boşluklar mevcut; katılımcıların %45,6’sı evinde hiçbir eşyayı sabitlemediğini belirtiyor.
Bina güvenliğiyle ilgili algılar ve uygulamalar arasında bir uyumsuzluk mevcut. Katılımcıların %59,4’ü oturdukları binanın güvenli olduğunu düşünürken, %74,5’i bu binalar için risk tespiti yaptırmamış. Bu durum, güven duygusunun genellikle teknik değerlendirmelere dayanmadığını ortaya koyuyor. Ayrıca, katılımcıların %42,5’i güçlendirme süreçleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ifade ediyor.
Araştırma, toplumda kaderciliğin etkisinin sürdüğünü de ortaya koyuyor. Katılımcıların %39,7’si kişisel çabaların sonuca etki etmeyeceğini düşünürken, %60,3’ü önlemlerin deprem riskini azaltacağına inanıyor.
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, araştırmanın bulgularının net olduğunu belirterek, “Türkiye, depremin farkında ve korkuyor fakat yeterince hazırlık yapmıyor,” dedi.
