ANASAYFASİYASETBirleşmiş Milletler Tiyatrosu 

Birleşmiş Milletler Tiyatrosu 

7–8 milyonluk Filistin’e devlet kurmayı hak görenlerin, Ortadoğu’nun 70–80 milyonluk kadim Kürt halkının (bırakınız devlet kurmasını) demokratik, insani haklarını görmezden gelmesi riyakârlık ve aymazlıktır.

“Çağlar boyunca güçlü, zayıfı ezdi; 

kurnaz ve kalpsiz, aptal ve masum olanları  

tuzağa düşürdü ve köleleştirdi.” 
— Robert Ingersoll 

Birleşmiş Milletler, 80. kez Annalena Baerbock başkanlığında “barış, kalkınma ve insan hakları” temasıyla toplandı. 

BM Genel Kurulu haftası için New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 193 ülkenin temsilcileri bir araya geldi. 

BM Genel Kurul Salonu, ezilenler açısından bir tiyatro salonunu andırmaktadır. Egemenler o salonda oynar, çaka satarlar; ezilenler de oynanan oyunu izlerler. 

Ezilenler, esaret altında yaşayanlar, sömürülenler şunu çok iyi bilirler ki bu tiyatro salonundan kendileri için iyi bir karar çıkmaz. 

Uluslararası barış ve istikrarı koruma iddiasındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bünyesinde barış ve istikrarı ihlal eden onlarca üyeye sahiptir ve bunlara yaptırım uygulamak gibi bir gücü ya da otoritesi bulunmamaktadır. 

BM Güvenlik Konseyinin, devletler arasındaki anlaşmazlıkların ve ihtilafların çözülmesi, çatışmaların sonlandırılması için aktif rol üstlendiği söylenmektedir. 

Dünyanın devletsiz en büyük halkı Kürtlerin BM gündeminde olmaması, temsilcilerinin orada bulunmaması ve Kürt coğrafyasını bölen, Kürt haklarını ihlal eden devletlerin BM üyesi olmaları; buna rağmen Filistin halkının bağımsızlığını savunmaları ayrıca bir ironidir. 

80. BM Genel Kurulu, Filistin, Ukrayna ve Suriye sorunlarına yoğunlaştı. 

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Filistinliler için devlet kurmak bir ödül değil, bir haktır.” diyor. 

Elbette ki devlet kurmak Filistin halkı için de bir haktır. 

7–8 milyonluk Filistin’e devlet kurmayı hak görenlerin, Ortadoğu’nun 70–80 milyonluk kadim Kürt halkının (bırakınız devlet kurmasını) demokratik, insani haklarını görmezden gelmesi riyakârlık ve aymazlıktır. 

Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bugün, bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla birlikte sesi kısılmak istenen Filistin halkının hissiyatına tercüman olmak için de bulunuyoruz. Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıklayan tüm ülkelere teşekkür ediyor, henüz bu kararı almayan devletleri ise bir an önce harekete geçmeye çağırıyorum.” dedi. 

Ülkesindeki Kürt halkının sesinin nasıl kısıldığını, yok sayıldığını unutuyor. 

ABD’ye verilen tavizlerle Rojava Kürtleri üzerinde baskı uygulayabileceklerini düşünüyorlar. 

İktidar, iç Kürtlerle sözde bir “barış süreci” yürütürken Rojava ile hâlâ bir kavga peşindedir. 

Molla rejiminin temsilcisi Mesud Pezeşkiyan ise yaptığı konuşmada, “Bölge halklarının kaderini yine bölge halkları belirlemelidir.” sözleriyle Ortadoğu’da dış müdahalelere karşı çıktı. 

Ortadoğu’daki rejimler halkların iradelerine, inançlarına, dillerine, kültürlerine vb. saygı duysalar kimse müdahale edemez. 

Ama Ortadoğu’daki gerici, otoriter, totaliter, dikta rejimleriyle anlaşmak, uzlaşmak, yol yürümek imkânsız ötesi bir şey olduğu için müdahalelere zemin hazırlıyorlar. 

Artık halklar yaptığınız haksızlıklara, hukuksuzluklara, katliamlara kayıtsız kalmıyor. 

Dünya halkları, ülkelerindeki iktidarlara rağmen ezilen halkların yanında yer alıyor. 

Çünkü dünya, globalleşen bir köye dönüşmüştür. 

Sonuç olarak “Yeni Osmanlıcılık” siyaseti güden iktidar, IŞİD ve El Nusra artığı Colani üzerinden Rojava Kürt siyasetini dizayn etmek istiyor. 

Daha dün Alevileri ve Dürzileri soykırımdan geçiren Colani düzenine, “Suriye’nin bölünmemesi adına Kürtler entegre olmalıdır.” diyorlar. 

Bu tiyatro salonunu güçlülerin doldurduğu sürece adil bir dünya mümkün olmayacaktır. 

Yazarın diğer makaleleri 

AKTÜEL