Dünyada yapay zeka (AI) alanında meydana gelen gelişmeler, sanayi devriminden sonraki en büyük dönüşümlere işaret ediyor. Ancak, bu dönüşümün çevre üzerindeki olumsuz etkileri dikkat çekiyor. Son araştırmalar, AI’nin doğal kaynaklar üzerindeki baskısını artırdığını ve insanlığı henüz tahmin edilenden daha zorlu sınamalarla karşı karşıya bıraktığını gösteriyor.
Alman bilim insanı Sophia Falk tarafından yürütülen araştırmalar, yapay zekanın çevresel etkilerini mercek altına alarak, birçok alanda ciddi zararlar verdiğini ortaya koyuyor. Özellikle enerji ve su tüketimindeki artış, endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.
Yapay Zeka ve Su Tüketimi
Yapay zeka teknolojilerinin enerji tüketimi, küresel çapta büyük bir artış gösteriyor. Falk’ın araştırmasına göre, AI veri merkezlerinin enerji tüketimi, yaklaşık 100 bin hanehalkının toplam enerji kullanımına eşit seviyelerde. Uzmanlar, bu tür veri merkezlerinin enerji tüketiminin 2030’a kadar iki katına çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Bunun yanı sıra, dev AI modellerinin eğitim süreçleri esnasında milyonlarca litre su tükettiği belirleniyor.
Örneğin, ChatGPT-4 modelinin bir eğitim döngüsünde ihtiyaç duyduğu su miktarı yaklaşık 927 milyon litreyi buluyor. Bu durum, 12 bin 700 kişinin yıllık su ihtiyacını karşılayacak kadar büyük bir miktar. İklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık, bununla birlikte su maliyetlerinin yükselmesine ve su kaynakları üzerinde rekabete yol açıyor.
Kimyasal Riskler ve Hammadde Tüketimi
Falk ayrıca, AI’nin gelişimi sırasında doğaya karışan kanserojen nitelikteki kimyasalların insan sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çekiyor. Araştırmanın bulgularına göre, hammadde çıkarma ve çip üretim süreçleri, çevreye ciddi zararlar veriyor. Aynı zamanda, AI’nin hammadde tüketiminin hesaplanandan yaklaşık üçte bir oranında daha yüksek olduğu ifade ediliyor.
Küresel çapta AI’nin enerji tüketimi ile ilgili bilgi edinmenin mümkün olduğunu belirten Falk, diğer çevresel etkilerle ilgili verilerin yetersiz olduğunu dile getiriyor. Birçok olumsuz etki, AI sistemlerinin kullanıldığı bölgelerde doğrudan görülmüyor.
Şeffaflık Eksikliği ve Çözüm Önerileri
Falk, AI’nın çevresel etkilerinin tartışmalara dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor. Hammadde çıkarım süreçlerinin çoğu Latin Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerde yaşanırken, bu bölgelerin çevresel etkileri sıklıkla göz ardı ediliyor. Aynı zamanda, birçok şirketin çevresel veri paylaşımında şeffaflık göstermediği de gözlemleniyor.
Bilim insanı, AI’nin çevresel etkilerine karşı önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Pozitif değişimler için, politika yapıcıların ve bilim insanlarının verimliliğe odaklanmaktan öte, düzenlemeler ve kuralları da devreye sokması gerektiğini belirtiyor. AI’nin hayatımızda daha bilinçli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasının mümkün olduğunu ifade ediyor.
Sophia Falk’ın Bonn Üniversitesi’nde yürüttüğü doktora tezi, yapay zekanın çevresel etkilerini kapsamlı bir şekilde inceleyen öncü çalışmalardan biri olarak dikkat çekiyor. Bilim insanı, çağdaş dünyanın bu önemli meselesine dikkat çekerek, daha sürdürülebilir bir geleceğin önemini vurguluyor.
