Ana SayfaGIŞTÎ“İŞ İŞ İŞ, 6 SAATLİK İŞ, HERKESE İŞ!”

“İŞ İŞ İŞ, 6 SAATLİK İŞ, HERKESE İŞ!”

Emek sermaye çelişkisi asırlardır uzlaşmaz çelişki olarak devam etmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Sermaye daha fazla sömürü daha fazla kâr elde etmek, emek ise insanca yaşam, çalışma koşulları ve yaşanabilir ücret talep etmiştir.

Eyüp Yalur / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

1866 yılında 1. Enternasyonal’de, işçiler haftalık çalışma süresinin 8 saat olarak kabul edilmesini benimsemişlerdir.

1 Mayıs 1886 ‘da Şikago’da işçilerin büyük mücadelesi ve ödediği ağır bedeller sonucu 8 saatlik iş günü dünya gündemine oturdu.

1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kurulması ve 1919 yılında sanayide Çalışma Saatleri Sözleşmesi’ni de kabul etmiş olması 1920’li yıllarda günde 8 saat haftada 48 saatlik çalışma süresinin diğer Avrupa ülkelerinde de kabul edilmesini hızlandırdı.

Bugün ciddi boyutlara ulaşan işsizlik nedeniyle Kürdistan Komünist Partisi (KKP) sokakta emekçinin, esnafın, kadının, gencin, işsizin yanında.

KKP Mart ayında başlatacağı “EMEK” kampanyasını pandemiden dolayı ertelemek zorunda kalmıştı. Nihayetinde 4 Haziran’da Diyarbakır Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan basın açıklamasıyla kampanyanın startı verildi. Hala Diyarbakır’da sürmekte olan emek kampanyası Antep, Adıyaman, Urfa, Malatya gibi daha birçok ilde devam ettirilecek.

Emek kampanyasının amacı, uzun çalışma saatlerinin ve işsizliğin çözümü için çalışma saatlerinin kısaltılması ve herkese iş imkanı sağlanmasıdır.

Dünyayı kasıp kavuran işsizlik, uzun çalışma saatleri ülkeleri yeni çözüm arayışlarına itiyor.

Rusya haftada 4 gün çalışmayı tartışırken İskandinav ülkeleri 6 saatlik iş gününü tartışıyorlar.

KKP’nin “İŞ İŞ İŞ, 6 SAATLİK İŞ, HERKESE İŞ diye haykıralım!” söylemi haklı ve yerinde bir söylemdir. Çünkü sermaye emeği ve emekçiyi tahakküm altına almıştır. İşte bu tahakkümü, bu zinciri kırmak, emekçilerin insanca yaşam sürmelerini sağlamak gerekir.

İktidarların görevi toplumdaki tüm bireylerin tek tek ihtiyaçlarını gidermek, mutlu ve huzurlu bir yaşam sağlamaktır. Bizdeki iktidar anlayışı, herkese iş vermek zorunda değilim. Kendisini ispat eden herkes iş bulabilir. (Tabi iş olanakları yandaşa ve candaşa peşkeş cekilmezse)

Kapitalizm, patronlar iyi günde işçiyi, emekçiyi sömürerek pandemi gibi kötü günlerde “Kod 29” rezaletiyle açlığa, sefalete terk edebiliyor.

İşte böylesi bir ülkede insanların sanata (sinema, tiyatro gibi) ilgi göstermediği, okumadığı, tarihi ve kültürel yerleri, müzeleri ziyaret etmedikleri gibi eleştiriler var. Doğru ama eksik bir söylem! 10 milyon işsizin, milyonlarca asgari ücrete mahkum olan işçiler hangi sanata ilgi duyacaklar, hangi kitabı, dergiyi, gazeteyi okuyacaklar. Müzelerin, ören yerlerinin, ormanların, köprülerin, yolların ücretli olduğu bir ülkede bu tür güzel şeylerden bahsedilebilinir mi?

Çalışmayı ve vergi vermeyi kutsallaştıracaksın ama iş isteyenlere devlet herkese iş vermek zorunda değil diyeceksin. Peki o zaman devlet niye var?

En kutsal kazanç vergilendirilmiş kazançtır diyeceksin ama normal şartlarda yıllarca vergisini ödeyen esnafa pandemide destek olmayacaksın.

İşsizlikten dolayı ve borç batağında debelen onlarca insanın intihar ettiği, esnafın kepenk indirdiği, yaşlı ninelerin, anne babaların pazar artıklarıyla çocuklarına baktıkları bir ortamda bir mermi (kurşun) kaç liradır diye soramazsın. Çünkü senin mermin bizi ilgilendirmiyor.

Haydi sende ayağa kalk ve haykır.

“İŞ İŞ İŞ, 6 SAATLİK İŞ, HERKESE İŞ!” herkesin işi olsun, tenceresi kaynasın. Esnafa destek olunsun, kimse intihar etmesin.

- Advertisment -

Recent Comments

Verified by MonsterInsights