Ana SayfaGIŞTÎİRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI / SOSYALİST MEZOPOTAMYA-1

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI / SOSYALİST MEZOPOTAMYA-1

Bu seferki hareketler de sonuca ulaşamayabilir, İslâmi Gerici Diktatörlüğü geriletemeyebilir. Bileşenlerin talepleri ve yönelimlerinden, yöntemlerinden hoşnut olmayabiliriz. Parasını batırmak istemediği için kâr marjı ve risk hesapları yaparak, piyasayı kokladıktan sonra yatırım yapan borsacılar gibi davranamayız.

Durulması gereken yer Mollaların karargâhları değil İran sokakları’dır.”[10]

 

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

TEMEL DEMİRER / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

 

“Necesse est maximorum

minima esse initia.”[1]

 

İçişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Zolfeqalî’nin, eylemlere katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınanların yüzde 90’ının 25 yaşın altındaki kişiler olduğunu söylediği;[2] “Kadınların erkeklerin bulunduğu stadyumda maç izlemelerinin yasak”[3] olduğu; keyfilikler ve baskılar manzumesi İran’da mollarşiye bir kez daha “Yetti artık” denildi; tıpkı Karl Marx’ın, ‘Louis Bonaparte’in 18 Brumaire’i’ başlıklı yapıtında, “İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama kendi keyiflerine göre, kendi seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, doğrudan veri olan ve geçmişten kalan koşullar içinde yaparlar. Bütün ölmüş kuşakların geleneği, büyük bir ağırlıkla, yaşayanların beyinleri üzerine çöker,”[4] sözlerindeki gibi…

Bu anlamda “Nihil est ab omni parte beatum/ Hiçbir şey tamamen iyi olamaz” veya “Omnia praeclara rara sunt/ Her şeyin mükemmel olması nadirdir” saptamalarını “es” geçmesi mümkün olmayan İran başkaldırısı, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir gelişme gibi, coğrafyamızda da sert bir tartışmaya yol açtı.

Kimi külyutmaz “siyaset bilgeleri”, vakitsiz tedbirsiz heyecana kapılanları azarlayıp, sükunete davet ettiler. “Durun bakalım! Bu işlerin arkasında kimler var, bir bakalım,” dediler.

Kimileri de “Olayların arkasında ABD var” deyip; İran Mollarşisi’nin yanında saf bağladılar.

Birileri de, aceleci sonuçlara balıklama atladılar ve mevcut huzursuzluğa neyin yol açtığına ilişkin sapı samana kattılar.

Karmaşık bir durumla yüz yüzeyiz. İran başkaldırısının seyri hakkında iddialı saptamalar yapmak zor. Ortak bir programdan ve örgütlülükten yoksun olan heterojen kitlenin eyleminin nereye evrileceğini kestirmek kolay değil. Ancak ne, nasıl olursa olsun, cin şişeden bir kez çıktı. Füruğ Ferruhzad’un dediği gibi, “rüzgâr bizi götürecek,” gideceğimiz yere…

* * * * *

İran başkaldırısına dair edilecek her (olumlu ya da olumsuz) sözün maddi bir karşılığı olmalıdır.

Hızla sıralayalım: Gençler arasında işsizlik oranının yüzde 40 civarında olduğu İran’da halk son 10 yılda yüzde 15 yoksullaştı. Özelleştirmeler ve güvencesiz işler, işçi sınıfının gitgide daha kötü koşullarda yaşamasına yol açarken, ekonomide devlet adamlarına bağlı tekellerin ve yolsuzluk yapanların hükmü geçiyor.

Dünya Bankası verilerine göre, 2016 itibariyle ülkede gayri safi yurtiçi hasıla 412.2 milyar dolar.

İşsizlik oranı yüzde 12.7. Her üç gençten biri işsiz; kadın işsizliği ise daha beter, yüzde 44’lerde. Özetle 80 milyonluk ülkede nüfusun 3.2 milyonu işsiz.[5]

Bunların yanında Tahran yönetiminin savunma harcamalarında en büyük payı Suriye başta olmak üzere İran’ın bölgedeki askeri operasyonlarını yürüten Devrim Muhafızları Ordusu alıyor. 2015’te 6.1 milyar dolar alan Devrim Muhafızları’na tahsis edilen pay 2016’da 4.5 milyar dolara düşürülse de, Savunma Bakanlığı bütçesi artırıldı. 2017 bütçe tasarısında ise Devrim Muhafızları’na ayrılan pay yüzde 53 artışla 6.9 milyar dolara yükseltildi…

İran’da sokağa çıkan insanlar, bir yönüyle ekonomideki kötüye gidişin yanı sıra, aynı zamanda İran’ın Suriye’deki, Irak’taki, Yemen’deki ya da Lübnan’daki gelişmelere müdahale etmesini de protesto ediyor. Bazılarının ezberleriyle konuştuğu üzere protestoların ardında ABD parmağı ya da başka komplolar aramak abes ve halkının içinde bulunduğu sıkıntıları küçümsemek, görmezden gelmek demek…

* * * * *

Olanlara (bu ilk değildi son da olmayacak!) gelince; Narges Bajogh, İranlıların liderlerine yönelik öfkeleri ile Suriye gibi olma korkusu arasında sıkışıp kaldıkları ve protestoların temel olarak neo-liberal politikaların halkın yaşamı üzerinde yarattığı tahribattan kaynaklandığını belirtiyor.[6]

İran’da halkların, yoksulların, kadınların 28 Aralık 2017’de; batık krediler, işsizlik, yolsuzluk, hayat pahalılığı gibi ekonomik taleplerle iç içe siyasi özgürlük talepleriyle Meşhed’de hükümet/rejim karşıtı başlattıkları eylemler kısa sürede onlarca kente yayıldı…

Nişabur, Kirmanşah, İsfahan, Hamedan, Kum, Sari, Kazvin, Şehrekürd, Zahidan, Reşt, Sebzevar, Ahvaz, Hürremabad protestolara sahne olan başlıca kentlerdi.

“Dış dinamikleri ve egemen siyaset düzlemini” esas alan “yorumlara”(?) inat başkaldırıda, ezilenlerin talep ve inisiyatiflerinin öne çıktığı görülüyor.

İran’ın önemli dini merkezlerinden Kum’da Che Guevara posteri taşıyan protestocuların “Seyyid Ali (Hamaney) utan, ülkemizi rahat bırak” sloganları atması; İsfahan’daki eylemde kolluk kuvvetlerinin engellemeleri karşısında kadınların tepkisinin ön plana çıkması; Tahran Üniversitesi öğrencilerinin “Baskıcı rejim istemiyoruz” sloganıyla kitlesel bir eylem düzenlemesi vb’i örnekler “komplo iddiaları”nı tekzip ediyor.

Özetle Mollaların diktatörlüğüne karşı itirazın köklü siyasal-ekonomik nedenleri var. Ve onlar da bunun için başkaldırdılar.

* * * * *

Kim nasıl çarpıtmaya yeltenirse yeltensin, İran’daki başkaldırı, dipten gelen dalganın kendiliğinden sokağa yansımasıdır.

Küçük şehirlerde başlayan gösteriler, kısa sürede neredeyse İran’ın tümüne yayıldı. Gösterilerin sebebi temel olarak ekonomik sorunlar olarak görülüyor. Artan işsizlik, yüksek enflasyon ve bankacılık sistemindeki krizler. Sokağa baktığımızda ekonomik taleplerin yanı sıra doğrudan rejimi de hedef alan farklı taleplerin dile getirildiğini görüyoruz.

Başkaldırıda göze çarpan en önemli hususlardan birisi, kuşkusuz kadınların gösterilere katılım oranı ve ön saflarda oluşlarıdır.

* * * * *

Evet, göstericilerin talepleri ve sloganları müthiş bir zenginlik (ve farklılık) arz ediyor.

İsfahan gibi kentlerde “İran İslâm Devrimi” ile iktidarına son verilen Şah Pehveli’yi öven, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’e karşı sloganlar göze çarpıyor. Arap nüfusun çoğunluğu oluşturduğu Ahvaz’da İran’ı hedef tahtasına oturtmaya çalışan Suudi Arabistan Kralı Selman’a selam yollanıyor. Kürtlerin nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu bölgelerde İran bayrakları yakılıyor. Ekonomik yıkıma tepki gösteren ve sokaktaki çoğunluğu oluşturan İranlıların eylemlerinde ise “hükümete tepki” baskınken; “İran İslâm Devrimi’nin 40. yılında, muhafazakârlar ve ıslahat yanlılarının politikaları, İran halkının faydasına olmaktan uzaktadır. İran rejiminin siyaseti halkı açlığa mahkûm etmektedir. Bundan dolayı da, bugünlerde yaşananlara açların devrimi gözüyle bakabiliriz…

Birçok şehirde özellikle gençler, kadınlar ve işçiler ‘Kahrolsun diktatör, kahrolsun İslâm Cumhuriyeti, kahrolsun Hizbullah, kahrolsun Ruhani!’ sloganlarıyla sokağa dökülmüş ve rejim güçlerine karşı direnmektedir. Mevcut hâliyle bu gösteriler bir gruba ya da bir sınıfa ait olmamakla birlikte, İran’daki birçok farklı halk kesimi eylemlere sahip çıkmakta ve taleplerini dillendirmektedir. Bu talepler ekonomik, siyasal ve sosyal hak talepleridir. Bu başkaldırı tüm bu talepleri birleştirecek ve savunacak bir niteliğe büründürülebilir,”[7] diyor Karwan Hewram…

* * * * *

İran’ın çeşitli kentlerinde halk yoksulluk ve hayat pahalılığına karşı sokaklara çıkarken, yasaklı olan İran Komünist Partisi (CPI) Merkez Komitesi tarafından 28 Aralık 2017 tarihinde yapılan açıklamada, “İslâmi kapitalist rejimin liderleri, büyük endüstriyel tesislerdeki grev ve protestoların yayılmasının; kitlesel protestoların, öğrenci hareketinin ve Kürdistan’daki potansiyel devrimci hareketin yeniden dışavurumu olabileceğinin farkına vardı” denildi.

TUDEH de açıklamasında sokaktaki hareketin önderliğinin, ilerici güçlerin eline alınması çağrısında bulunarak, “İlerici ve özgürlükçü güçler gösterilerde daha kapsamlı varlık göstermeli, geçmişin acı veren deneyimlerinin tekrarına izin verilmemeli, halkın özgürlük, bağımsızlık ve sosyal adalet mücadelesi, gerici oportünistlerin elinden alınmalıdır. Ülkenin otokratik velayet-i fakih rejiminden kurtuluşu tüm özgürlükçü ve diktatörlük karşıtı güçlerin ortak ve örgütlü mücadelesiyle gerçekleşebilir,”[8] diye ekledi.

* * * * *

İran’da, gittikçe keskinleşen ve toplumun fay hatlarını açığa çıkartan kitlelerin başkaldırısını ABD’li ve kimi AB’li emperyalistler çıkarları için kullanmaya kalkışırken; mollarşinin müttefikleri Rusya ve Çin gibi kimi emperyalist, kapitalist ülkeler de isyanın bastırılmasını arzulamaktadır.

Kimileri, “İran, ABD ve İsrail’in hedefi, halk isyanı İran’ı zayıflatıyor, öyleyse ABD ve İsrail’e hizmet ediyor” tarzı endişe ve şüphelerle, halk isyanlarına hep küresel egemenler arası çatışmalar perspektifinden bakıyorsa da unutulmasın: “İran’da halk isyanları için tüm sebepler var. Özellikle kadınlar olmak üzere tüm toplumu kullaştıran İslâmcı molla rejimi, insan hak ve özgürlüklerini tanımıyor, en küçük muhalif sesi boğuyor. İran molla rejimi, İslâmcı yayılma stratejisiyle sürekli dış düşmanlar ve savaşlar üretiyor. Ekonomik maliyetini giderek yoksullaşan emekçi halk ödüyor.

Manipüle edilme olasılığı ve örgütsüzlüğün getirdiği yenilgi-çalınma tehlikelerine rağmen İran rejiminin halk eylemleriyle yıkılması, Ortadoğu’da gerici-oligarşik yapıların tasfiyesi sürecine önemli katkı olacaktır. İran halkının gerici-sömürücü İran molla rejimine karşı başkaldırısı ve isyanı meşrudur.”[9]

İran’da olan, yıllardır süren İslâmcı gerici rejime karşı bir halk başkaldırısıdır. Ve şu da açıkça belirtilmeli ki, elbette bu başkaldırının emperyal güçlerin müdahalelerine/ manipülasyonlarına açık olması ciddi bir tehlikedir. Ancak bu olasılık var diye İslâmcı gerici rejime karşı, başkaldırıyı desteklemeyi ertelemek, ona karşı çıkmak da ciddi bir aymazlıktır.

İran’daki mollarşi koşullarında sürdürülebilir bir yaşamın olduğunu kim iddia edebilir? Kitlelerin ağır İslâmcı rejimin baskısı altında, temel haklarından yoksun olduğunu bilmeyen var mı hâlâ?

O hâlde?

Bu noktada sözü Recep Maraşlı’ya bırakıyorum: “İran halkı üzerindeki bu deli gömleğini yırtmak için birçok kez sokaklara döküldü. Çok kısmi ilerlemeler sağladıysa da bir türlü ‘kara gömleği’ çıkarıp atamadı…

Bu gün sokaklara çıkan kitlelerin arasında ideolojik bir birlik, örgütsel bir irtibat, merkezi bir yapı bulunmayabilir. Tamamen kendiliğinden gelişen bir birikimin patlaması olması mümkün…

Doğru yerde durmak için gerekli tarihsel ve güncel bilgilere sahibiz.

Doğru yer, harekete geçen kitlelerin özgürlük taleplerinin yanında olmaktır.

Birileri ise hâlen 3. dünyacı mantık ve saçma hâle getirdikleri anti-emperyalizm tezleriyle, insanları 1979’da olduğu Molla gericiliğinin yedeğine çağırıyorlar…

Bu seferki hareketler de sonuca ulaşamayabilir, İslâmi Gerici Diktatörlüğü geriletemeyebilir. Bileşenlerin talepleri ve yönelimlerinden, yöntemlerinden hoşnut olmayabiliriz. Parasını batırmak istemediği için kâr marjı ve risk hesapları yaparak, piyasayı kokladıktan sonra yatırım yapan borsacılar gibi davranamayız.

Durulması gereken yer Mollaların karargâhları değil İran sokakları’dır.”[10]

* * * * *

İran sokaklarının, -“Aryen Halkların Direnişi” olarak betimlenmesi mümkün olmayan![11]- başkaldırısı, José Martí’nin, “İktidar düşmanın elinden zorla koparılıp alınır!” uyarısını anımsatırken; -“komplo teorisyenleri”ne inat- sanki hepimize Horatius’un ‘Odes’ başlıklı yapıtındaki “Carpe diem quam minimum credula postero/ Günü yakala, yarın ne olacağını bilmiyorsun” repliğini hatırlatıyor!

 

18 Ocak 2018 14:42:31, İstanbul.

 

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 1 / Mart 2018

 

N O T L A R

[1] “Muhteşem, küçükten doğar.”

[2] Ersin Çaksu-Karwan Hewram, “İran’da Bir Haftayı Geride Bırakan Eylemlerde Neler Yaşandı?”, ANF, 3 Ocak 2018.

[3] Nilgün Cerrahoğlu, “İran’da Kadına Zulüm Sınır Tanımıyor”, Cumhuriyet, 4 Kasım 2014, s.7.

[4] Karl Marx-Friedrich Engels, Seçme Yapıtlar, Cilt I., Çev: A. Kardam, S. Belli, M. Ardos, K. Somer, Sol Yay., 1976, s.477.

[5] “İran’da Neler Oluyor? 6 Soruda Hükümet Karşıtı Protestolar”, Hürriyet, 30 Aralık 2017… https://www.evrensel.net/haber/342064/

[6] Narges Bajogh, “İran Protestolarının Ardında Yatanlar”, 6 Ocak 2018… http://www.yenidenatilim.com/iran-protestolarinin-ardinda-yatanlar-narges-bajogh/3297/

[7] “Karwan Hewram Cevapladı: İran’daki Gösteriler Neden ve Nasıl Başladı, Halk Ne İstiyor”, Umut Gazetesi, http://umutgazetesi4.org/karwan-hewram-cevapladi-irandaki-gosteriler-neden-ve-nasil-basladi-halk-ne-istiyor-umut-gazetesi-ceviri/

[8] “İran Komünist Partisi ve TUDEH’ten İran’daki Protestolara Dair Açıklamalar”, 30 Aralık 2017… https://gercegingunlugu.blogspot.com.tr/2017/12/iran-komunist-partisi-ve-tudehten.html?m=1

[9] Prof. Dr. Gazi Çağlar, “İran ve Halk İsyanları”, 31 Aralık 2017… http://sendika62.org/2017/12/iran-ve-halk-isyanlari-prof-dr-gazi-caglar-465269/

[10] Recep Maraşlı, “İran’da Kimin Yanındayız?”, 2 Ocak 2018… http://noktahaberyorum.com/iranda-kimin-yanindayiz-recep-marasli.html

[11] Ersin Çaksu-Karwan Hewram, “Aryen Halkların Direnişi”, Özgürlükçü Demokrasi, 4 Ocak 2018… demokrasi44.com/2018/01/04/aryen-halklarin-direnisi/+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

 

- Advertisment -

Recent Comments

Verified by MonsterInsights