Ana SayfaNIVÎSKARÊNİğrenç bir aşk

İğrenç bir aşk

"Bir ülke düşünün, medyası, ekonomisi, hukuku güven vermiyor. Mafya ve çeteler işlenmiş suçları iddia ediyor. İğrenç bir aşk var!"

Bülent Tekin / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

İşte size Rus oyun yazarı Anton Çehov’un (1860-1904) anlattığı bir öykü: Karlı bir kış günüydü. Ne rüzgâr vardı esen ne de gökyüzünde bulut. Bir erkek ve bir kadın parkta bankta oturmaktaydılar.
 

Erkek, “Seni seviyorum sevgilim!” diye fısıldar kadının kulağına.

Pembe aşk melekleri kadının yüzünü kızartır.
 

Erkek, “Seni seviyorum sevgilim!” diyerek konuşmaya devam eder. “Seni ilk gördüğüm günden bu yana hayatta olduğumu anladım. Seninle ya beraber olacaktım ya da ölecektim. Marya İvanovya!.. Sevgilim! Evet mi… Hayır mı?..”

Kadın başını kaldırıyor adama bakıyordu. Evet der gibi ağzını açıyor sonra da “Ayy!..” diye bağırıyordu. Erkeğin kar gibi beyaz gömleğinin üzerinde birbiriyle yarışan iki böcek vardı… İğrenç!

İşte biz de iktidarlara karşı böylesi bir sevgi (aşk) ile bağlıyız. Onları seviyoruz sanıyorlar. Oysa canımıza tak eden bir hayat şartı(!) verdikleri için iğrenç bir yaşamla karşı karşıyayız. Böylesi bir duruma karşı bir sevgi olabilir mi? İğrenç aşklar ya da iğrenç görünenler salt tek yanlı durumlarda görülmez. Devletlerin terörist gördüğü aşk insanları var mesela. Mandela mesela. 2008’e kadar Nelson Mandela FBI’nin terör listesindedir. Terörist kabul edilmiştir yani. “Sana Terörist Dedikleri Zaman/When They Call You a Terrorist”  adlı kitapta bu konu anlatılıyor. İnsanlar kimi zaman hızla, çabucak terörist ilan edilebiliyor. Bu kitap bunun -özellikle siyah Amerikalılar için- ne kadar incitici olduğunu anlatmaya çalışıyor. Düşünün bir: Mandela savunduğu fikirler için 27 sene hapis yatmıştır. İşte o iğrenç(!) adam (terörist?) ırkçılığa karşı verdiği mücadeleyi kazanıyor ve ülkenin devlet başkanı oluyor. İşte o adam Güney Afrika’da ırk ayrımcılığına dayalı rejimi yıkmış ve yerine tüm ırkların eşit şekilde temsil edildiği bir demokrasi getirmiştir. 1993’te Nobel Barış Ödülü almış bir insandır Nelson Mandela. Ona iğrenç diyen zihniyet, aşkına iğrenç diyen faşistler onun sevdasına yenik düşmüşlerdir.

Devlet ve millete karşı aşkla bağlı olanların son hikâyelerinde mafya (organize suç örgüt lideri mi?) ya da bitirim insanlarla olan ilişkileri büyük yankı uyandırıyor. Örnek olarak da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu tehdit eden, eski Başbakan Binali Yıldırım ve oğlunu uyuşturucu trafiği üzerinden suçlayan Sedat Peker olayı oldukça etkili gözüküyor. Gazeteci veya siyasetçinin itibarı işte böylesi bir organize suç liderinin etkisine girebiliyor. Ayrıca unutmamak lazım ki Peker’in devlete ya da millete olan aşkı seçime yaklaşan dönemde daha çok ifşaatları beraberinde getireceğine benziyor. 

Konu salt Peker ile sınırlı değil. İktidar gölgesinde yürüyen herkes böylesi şantajlara açık bir durumda olabilirler. Ancak bunların tek avantajı şimdilik herhangi bir inceleme ya da soruşturma konusu yapılmamaları. Bu nasıl bir avantajdır bilmem ama sanki ucu açık bir durum gibi duruyor. 

Hatırlanırsa, Deniz Baykal bir kaset komplosuyla alaşağı edilmişti. O zamanlar “özel hayat” gizliliği gibi eleştirilere rağmen olaya “özel değil, genel genel!” denilmişti. O gün Deniz Baykal kaseti için kamu menfaati ya da geneli ilgilendiriyor diyenler bugün, Sedat Peker’in ifşaatı karşısında “özel hayatın gizliliği”ne dayanan bir savunma içindeler. Ayrıca şantaj ve kasetler sadece siyaset ve suç örgütlerinde değil, tarikat ve cemaat lider ve bireylerinde de peyda olmuş durumda. Yani ibadet ve ahiret düşünceli hayat tarzının geldiği yer, bulunduğu nokta işte bu kadar! 

Eğer çöken bir binayı görebiliyorsak, yakılan bir ormanı görebiliyorsak, büyük bir yangının içinde olduğumuzu anlayabiliriz. Yıkılan yakılanların yerine toplanmış küller ve enkazları da görebiliriz o halde. Allak bullak bir ruh hali içindeyizdir. Derin bir pişmanlık ve üzüntünün fayda etmeyeceğini de mutlaka fark edeceğiz. 

Ve Türkiye, öylesine bir şahane ve mutlu bir dönemi yaşıyor. Sorun(u) yok! Pahalılık yok, enflasyon yok, yoksul yok, herkes varlıklı. Kürtler çok mutlu. Kürt sorunu denen bir sorun yok. Yok da yok! Ama suçlular güçlü, haklılar suçlu ve zayıf durumda. Yaşam yine de devam ediyor. Bir ülke düşünün, medyası, ekonomisi, hukuku güven vermiyor. Mafya ve çeteler işlenmiş suçları iddia ediyor. İğrenç bir aşk var!

Siyasi Haber

- Advertisment -

Recent Comments