Ana SayfaGIŞTΑGÜLMEN VE ÖZAKÇA'DA WERNİCKE-KORSAKOFF SENDROMUNUN ÖNCÜ BELİRTİLERİ VAR’

‘GÜLMEN VE ÖZAKÇA’DA WERNİCKE-KORSAKOFF SENDROMUNUN ÖNCÜ BELİRTİLERİ VAR’

Ankara Tabip Odası, açlık grevinin 63. gününde olan Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumundaki belirtilerin Wernicke-Korsakoff Sendromunun öncü belirtileri olduğunu söyledi.

Ankara Tabip Odası, İşe iadeleri talebiyle 63 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın sağlık durumlarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Açıklama yapan Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Bulut, Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumundaki bozulmaların Wernicke-Korsakoff Sendromunun öncü belirtileri olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili ve tabip Ali Şeker de hükümetin haksız işten atılmaları durdurmak ve göreve iadeler için derhal adım atması gerektiğini söyledi.

Bulut: Kritik dönüm noktası aşıldı

Vedat Bulut, 63 günde Gülmen ve Özakça’nın 15 kilo üzerinde kilo kaybı yaşadığını belirtti. Sağlık durumlarına dair şu bilgileri paylaştı:

“Ankara Tabip Odası ve İnsan Hakları Komisyonumuzun ortak çalışmalarıyla açlık grevi başlatan Nuriye Gülmen ve  Semih Özakça’nın gerekli muayenelerini başlattık ve açlık grevi sırasında uyulması gereken kuralları kendilerine aktardık. Günde 1 lt su, 5 çorba kaşığı şeker, 2 çay kaşığı tuzun ve B1 vitamininin günlük olarak alınmasını önerdik.

“İki gündür Nuriye Gülmen’in sağlığı giderek bozuldu. Tansiyon ve nabız düzensizlikleri başlamış, bulaşıcı hastalıklara karşı savunmaları zayıfladı.

“Nuriye Gülmen ve Semih Özakça kan ve biyokimya değerleri bu açlık grevinde giderek kötüleşti. Özellikle açlık grevlerinin kritik dönüm noktası olan 45. gün aşıldı ve 63. güne girildi.

“Her iki vatandaşımızda algılama, duygu durum bozuklukları, zihinsel ve motor faaliyetlerde bozulmalar dikkat çekici.

“B1 vitamini desteği almalarına karşın bu belirtiler Wernicke-Korsakoff Sendromunun öncü belirtileri. Bu hastaların yüzde 10-15’i yaşamını kaybetmekte ve yüzde 77’si ileriki dönemlerde enfeksiyonlarla kaybedilmektedir. Yüzde 25 kadarı uzun süreli hastane ve özel bakım gerektiren bedensel ve ruhsal sağlık sorunlarından etkilenmektedir.”

“Müdahaleye izin vermeyecekler”

Bulut, her iki eğitimcinin de bilinçleri kapanması durumunda tıbbi müdahaleyi kabul etmeyeceklerini söylediklerini iletti.

“Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yla görüşmelerimizde bilinçleri kapanması durumunda müdahale şansı ve izinleri Ankara Tabip Odası tarafından ısrarla istendi, ancak kendileri bu onamı vermeyeceklerini ve tedavi olmak istemediklerini defalarca beyan etti.

“Amaçlarını kendi ölümlerinin ve etkilenmelerinin KHK nedeniyle haksız ve hukuksuz bir şekilde işlerinden, aşlarından edilen diğer on binlerce vatandaş için bir umut olabileceği şeklinde açıkladılar. Ulusal ve uluslararası basın ve kamuoylarının dikkatini bu yöne çekmek ve kendilerine yapılan haksızlığı bu şekilde protesto etmek istedikleri anlaşıldı.

“Bu trajedi Ankara’nın göbeğinde, TBMM’den 500 metre uzakta, gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Hekimler olarak elimizden bir şey gelmemesinin ıstırabı ve acısı içerisindeyiz. Nihayet açlık grevleri yapan bireyler ölümlerinin zulme karşı bir çığlık olacağını, bu şekilde kendilerini açlıkla terbiye etmeye çalışan hükümeti protesto ettiklerini ifade ettiler.

“Tüm dünya kamuoyunun göz Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın üzerinde. Göstermelik komisyonlarla AİHM’e hile yapma ve uluslararası imza koyduğumuz sözleşmeleri yok sayma anlayışı ülkemizi bir çağdaş ülke olmak konumundan çıkarmakta, Türkiye’nin onurunu zedelemektedir. Türkiye bu trajediyi ve bu gencecik insanların ölümünü hak etmiyor.”

Şeker: Hükümet derhal gerekeni yapmalı

Ali Şeker, “İnsanların göz göre göre ölümüne seyirci kalmak kimseye yakışmıyor” dedi, hükümetin adım atmadığını söyledi.

“Meclis’te de defalarca dile getirdiğimiz soruna çözüm için taleplerine rağmen hükümet adım atılmadı.

“Komisyon kurulacak dendi. İnsanların Avrupa’da haklarını aramasını engellemek için komisyonun adı geçti, ancak kurulmadı.

“Haksız yere birçok muhalif insan, barış dedikleri için işlerinden odular. Onlar da haklarını savunmak, seslerini duyurmak için Meclis’e de geldiler biz de yanlarına gittik.

“Çözüm bulamayınca böyle bir eylemi seçtiler. Eylemin doğruluğunu, yanlışlığını tartışmamız uygun olmaz. Bizim için önemli olan insan hayatıdır.

“Haksızlıkların çözümü için hükümet derhal gerekeni yapmalı, haksız işten atılmaları durdurmalı görevlerine iade etmelidir. İnsan hayatı her şeyden önemli.” (BK)

BİANET

- Advertisment -

Recent Comments

Verified by MonsterInsights