Ana SayfaMEZOPOTAMYA YA SOSYALÎSTDünden bugüne lümpen gençlik

Dünden bugüne lümpen gençlik

3700 yıl önce Mezopotamya’daki lümpen gençlik ile günümüz lümpenleri arasında niteliksel pek büyük fark yok.

Bülent Tekin / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Sosyalist Mezopotamya, Sayı 12, Haziran 2022

Bir Mezopotamya dergisinde yazdığımıza göre, bu coğrafyayı tanımak için binlerce yıl önce yaşanmışlardan bahsetmek oldukça önemli olmalıdır. Bu düşünceden çıkarak yazılarımı Mezopotamya ağırlıklı yazmak istiyorum. Lümpen gençlik bugün ne ise binlerce yıl önce de bu topraklarda aynıydı. Sokaklarda, caddelerde başıboş dolaşır aylaklık ederlerdi, çete bile kuruyorlardı. Kısacası anne ve babalarının baş belasıydılar.

İşte bu konuda günümüzden 3700 sene önceye giden bir tabletten bahsetmek isterim: Günümüzde düş kırıklığına uğrayan çoğu anne baba gibi, baba çocuğunun (burada oğullarının) adam olmasını, avarelik yapmamasını ve hatta babasının mesleği olan yazmanlığı öğrenmesini ister. Baba oğlunu, insani gayretler yerine avarelik, haylazlık, lümpen yaşantısı olduğu için paylar ve sonra konuşmasına soru ile başlar:

“Nereye gittin?”

“Hiçbir yere gitmedim.”

“Eğer bir yere gitmediysen, niye avarelik ediyorsun? Okula git, okul-babası’nın önünde dur, ödevini ezberle, okul çantanı aç, ağabey’in senin için yeni tablet yazarken kendi tabletini yaz. Ödevini bitirip gözetmenine gösterdikten sonra yollarda oyalanmadan doğruca bana gel. Şimdi, ne dediğimi anladın mı?”

“Anladım, sana tekrar edeyim.”

“Pekâlâ, şimdi tekrarla.”

“Söylüyorum.”

“Söyle.”

“Haydi, söyle bana.”

“Bana okula gitmemi, ödevimi ezberlememi, okul çantamı açmamı, ağabey’im bana yeni tablet hazırlarken kendi tabletimi yazmamı söyledin. Ödevimi bitirdikten sonra, gözetmenime göstereceğim ve senin yanına geleceğim. İşte, bana söylediklerin bunlar.”

Baba bundan sonra arka arkaya uzun bir monoloğa girer:

“Bana bak, adam ol. Meydanlarda başıboş dolaşma, caddelerde sürtme. Sokaklarda yürürken çevrene bakıp durma. Alçakgönüllü ol, gözetmenine ondan çekindiğini göster. Korktuğunu belli edersen senden hoşnut kalır.”

(…)

“Meydanlarda başıboş dolaşan sen mi başarılı olacaksın? Öyleyse önceki kuşaklara bak. Okula git, yararını görürsün. Oğlum, önceki kuşaklara bak, araştır onları.

“Gözetip, bakmam gereken haylazın teki-oğlumu gözetmeseydim adam olamazdım-tanışlarımla konuştum, onların çocuklarıyla karşılaştırdım, ama aralarında senin gibisi yok.

“Şimdi sana söyleyeceklerim, aptalı bilge bir adama çevirir, yılanı büyülenmiş gibi durdurur, seni asılsız sözlere kanmaktan alıkoyar. Yüreğim senin yüzünden bezginlikle dolduğundan, senden uzaklaştım, korkularına ve homurdanmalarına aldırmadım-evet, korkularına ve homurdanmalarına aldırmadım. Bağırıp çağırmaların yüzünden, evet, bağırıp çağırmaların yüzünden sana dargındım-evet, sana dargındım. Sen insanlıktan çıktığından, yüreğimi şeytani bir rüzgâr ele geçirmişti. Homurdanmaların beni yedi bitirdi, ölüm döşeğine düşürdü.

“Ömrümde sana sazlıktan kamış getirtmedim. Yeni yetmelerin ve küçüklerin taşıdığı sen hayatında taşımadın. Sana asla, ‘Kervanlarımla git’ demedim. Seni asla çalışmaya, tarlamda saban sürmeye göndermedim. Ömrümde sana, ‘Git, çalış, beni geçindir’ demedim.

“Senin gibiler çalışıp anne babalarının geçimini sağlıyorlar. Arkadaşlarınla konuşup, söylediklerine değer verseydin, onları örnek alırdın. (…) Babalarını arpaya boğuyorlar, onu arpa, yağ, yün içinde yüzdürüyorlar. Ama sen, haylazlıkta üstüne yok, onlarla karşılaştırınca adam bile değilsin. (…)

“(…) Yoldaşın, okul arkadaşın-onun değerini bilmiyorsun, niye örnek almıyorsun? Ağabeyini örnek al. Kardeşini örnek al. (…)

“Ben senin yüzünden gece gündüz azap çekiyorum. Sen gece gündüz sefa sürüyorsun. Bolluk içinde yüzüyorsun, enine boyuna büyüdün, semirdin, koskocasın, güçlü kuvvetli ve şişkosun. Ama tanıdıkların ümit içinde senin çöküşünü bekliyorlar, bu da onları sevindirecektir, çünkü sen insani niteliklerine önem vermiyorsun.”

Babanın bu uzun monoloğunu şiirsel hayır duası izler:

“Seninle kavga edenden, tanrı Nanna (Ay tanrısı) seni korusun,

Sana saldırandan, tanrın Nanna seni korusun,

Tanrının gözüne giresin,

İnsanlığın seni yüceltsin, boynunu, gönlünü,

Kentindeki bilgelerin başı olasın,

Kentin adını en gözde yerlerde ansın,

Tanrın sana seçkin bir adla seslensin,

Tanrın Nanna’nın gözüne giresin,

Tanrıça Ningal’in (Ay tanrısı Nanna’nın karısı) kayrası yanında olsun.”

Lümpen (yabanıl, dışarlıklı), genellikle çalışan emekçi sınıfla ilgili olarak, o sınıftaki bilinçsiz ve sınıf atlamak için arzu duyan ve bunun için her şeyi yapmaya hazır insanlar için kullanılan bir sıfat olarak tanımlanabilir. Küçültücü ve aşağılayıcı bir anlamı olduğu çok açıktır. 3700 yıl önce Mezopotamya’daki lümpen gençlik ile günümüz lümpenleri arasında niteliksel pek büyük fark yok. Onlar her ne kadar kabul etmeye yanaşmasalar da, dünyayı yönetenlerin profesörler, şairler ve insan severler olmadığı, tam tersine devlet adamları, politikacılar (yöneticiler-siyasetçiler), din adamları (rahipler) ve askerler (komutanlar) olduğu gerçeği gün gibi ortadadır.

- Advertisment -

Recent Comments