Ana SayfaNIVÎSKARÊNDevlet, Siyasal “Suç”…-5

Devlet, Siyasal “Suç”…-5

DEVLET, SİYASAL “SUÇ”, HUKUK(SUZLUK) VE TERÖR(İST)[1]-5

TEMEL DEMİRER

 

“İnsanın temel özgürlüğü, yaşamını

daha iyi kılma özgürlüğüdür.”[2]

 

 

DEVLET TERÖRÜ YA DA TERÖRİST DEVLET

 

Bunların hepsi “doğal”dır. Çünkü, Türk(iye) hukuk(suzluk)u devlet terörüyle malûl bir terörist devletin mamulatıdır…

Zümray Kutlu’nun ifadesiyle, “31 Mayıs 2013’den sonra yaşananlar, devletin yaptığı zulmün ne kadar sınırsız, ne kadar fütursuz olabileceğini, hesap vermeden nasıl da can alınabileceğini daha fazla insana gösterdi.”

“Nasıl” mı?

İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürü Fatih Sarıyıldız’ın, Gezi Parkı’ndaki polis müdahalesini, “Çanakkale Destanı’ndan sonra ikinci destanı sizler yazıyorsunuz,” diye nitelediği; Taksim Gezi Parkı eylemlerinde görev alan polislere verilmesi kararlaştırılan ikramiyelerin hesaplara yatırıldığı; Hollanda’daki Rotterdam İslâm Üniversitesi (IUR) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün, “Gezi Parkı olayları, ikinci bir 31 Mart olayıdır. Orada hedef Sultan Abdülhamid Han’ı iktidardan indirmek ve Osmanlı devletini dağıtmak idi ve irticacılar çıkardı diye birinci Halk Partisi olan İttihat ve Terakki tarafından gerekçelendi. Bu ise dinsizler, PKK’liler, sarhoşlar, faizciler ve CHP zihniyeti tarafından tertipleniyor. Yani dinsiz bir 31 Mart Olayı’dır” görüşünü savunarak, “Hükümetle görüşmek için teşkil edilen komisyona bakarsanız anlayacaksınız: Cami düşmanı mimarlar, komünist sendika liderleri, Müslümanları katleden Esadçılar, Alevilikten nasibi olmayan ve o adı kullanan dinsizler. Yani kısaca Avrupai hayat yaşayan ailelerin çocukları, Ermeniler gibi Türk ve Müslüman olmayan aile çocukları olması dikkat çekmektedir,” diye haykırdığı bir tablodan söz ediyoruz!

Söz konusu tabloya dair somut verilerin dökümü tek kelimeyle korkunçtur!

Örneğin Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın, Gezi Parkı sürecinde kendisine bağlı tedavi merkezlerine başvuran 169 kişiden elde ettiği bulgular raporuna göre, 159’u gaza maruz kalmış, 87’sinin doğrudan vücuduna biber gazı fişeği atılmış. Bunlardan 48’inde kafa travması, kafa kemiği, göz çevresi kemiği ve burun kırığı ve görme kaybı var. Beş kişide plastik mermi yarası görülürken, 26’sı değişik biçimlerde dövülmüş. Revirlerde çalışan kadın sağlık görevlilerinin polisçe cinsel tacize uğradığı, İzmir’de bir öğretmenin kaçırılıp işkenceye uğradığı, Ankara’daki sivil sağlık görevlilerinin dövüldüğü bilgisine yer verildi.

Ayrıca ‘Gündem Çocuk Derneği’, Gezi Parkı direnişinde çocukların yaşadığı hak ihlâllerini raporlaştırdı. Derneğin Çocuk Hakları Koordinatörü Ezgi Koman, “Ankara’da 78, İstanbul’da 35, Adana’da 130, İzmir’de 34, Kayseri’de 2, Mersin’de 15, toplamda ise en az 294 çocuk gözaltına alındı,” dedi.

Yine İçişleri Bakanlığı’nın Gezi Parkı süreciyle ilgili raporuna göre, Gezi eylemlerine 3 milyon 545 bin kişi katıldı… 20 twitter hesabı, günde 5 bin tweetle olayları örgütlerken, 2.5 milyon İngilizce tweet atıldı…

En fazla gözaltı olayı Ankara’da yaşandı. Başkent’te 280 olayda 905 kişi gözaltına alınırken, İstanbul’da olay sayısı Ankara’nın 3 katı olmasına rağmen gözaltı sayısında 872 ile Ankara’dan sonra ikinci sırada yer aldı. Olaylarda 160 kişi ise tutuklandı. İzmir’de 50, İstanbul’da 40, Ankara’da 37, Bursa’da 8, Erzincan ve Malatya’da 7, Kocaeli’nde de 6 kişi tutuklandı.

Taksim’de başlayarak 80 ile yayılan Gezi olayları sırasında en sağduyulu il ise Bayburt oldu. Bayburt, Gezi ile ilgili hiçbir olayın yaşanmadığı tek il olurken, Türkiye genelinde 4 bin 725 eylem yapıldı. Söz konusu eylemlere, 3 ay boyunca bütün mükerrer katılımlar dahil yaklaşık olarak 3 milyon 545 bin kişi katıldı.

Olaylarda 4 bin 312 sivil vatandaş, 694 güvenlik görevlisi yaralandı. En çok katılım 1 milyon 153 bin kişiyle İstanbul olurken bu şehirde 733 etkinlik ve eylem düzenlendi. Olaylara en ciddi katılım 1 Haziran, 7 Temmuz ve 13 Temmuz tarihlerinde yaşandı.

Söz konusu kesitte devletin terörist yüzü tüm netliğiyle ortaya çıktı. İşte inkârı mümkün olmayan somut verilerden kimileri:

  1. i) Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Gezi Parkı olayları sırasında gaz bombalarının mermi gibi kullanıldığına dikkat çekerek “Türkiye, doğrudan insanların üstüne biber gazı atılmasının yasaklandığını yönergelerde açıkça vurgulamalıdır” çağrısında bulundu. HRW Türkiye uzmanı araştırmacısı Emma Sinclair-Webb, polisin uygulamalarına ilişkin “en tepeye kadar ulaşacak” kapsamlı bir soruşturma yapılması gerektiğini belirterek “Kıdemsiz memurlarca gerçekleştirilen ihlâlleri kovuşturmak, polisin gelecekte de aynı şekilde davranmasını engellemek için yeterli değildir,” dedi…[52]
  2. ii) Gezi Parkı olaylarındaki polis müdahalesini inceleyen İçişleri Bakanlığı müfettişleri, bir çok kez orantısız güç kullanıldığını tespit etti…[53]

iii) Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Kızılay’daki Gezi eyleminde Ethem Sarısülük’ün öldürülmesine ilişkin şüpheli polis Ahmet Şahbaz’ı suçsuz çıkarmak için lehe rapor hazırlayıp savcılığa gönderdiği ortaya çıktı…[54]

  1. iv) Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili eylemcileri suçladı. Vali Tuna, “Bunu yapan kesinlikle Türk polisi değil. Kendi arkadaşlarına bile zarar verip ‘polis yaptı’ süsüne büründürmeye çalışıyorlar,” dedi…[55]
  2. v) İzmir Emniyet Müdürü Ali Bilkay, kentteki Gezi Parkı protestolarına katılanlara müdahale eden sivil giysili eli sopalı kişilerin, sivil polis olduğunu kabul etti. Kentin farklı noktalarında toplanan protestocular, polisin yanı sıra eli sopalı, taşlı siviller tarafından da şiddete uğramıştı. İzmir Valisi Mustafa Toprak, 3 Haziran 2013 günü “Polisin enstrümanı ve kıyafeti bellidir,” demişti…[56]
  3. vi) Başbakan Erdoğan’ın “kahramanlık destanı” olarak lanse ettiği Gezi direnişinde uygulanan polis şiddetinden çocuklar da paylarına düşeni fazlasıyla aldı. Bunlardan biri de 14 yaşındaki Berkin Elvan. Berkin 15 Haziran 2013’de Okmeydanı’nda ekmek almaya giderken polis tarafından gaz bombasıyla başından vuruldu. Komada ve hayati tehlikeyi atlatabilmiş değil…[57]

vii) Gezi Parkı olayları sırasında 16 Haziran 2013 günü evden ekmek almak için çıkan ve polisin attığı gaz bombasıyla başından yaralanan B.E’nin (14) ailesinin Taksim Meydanı’nda yapmak istediği basın açıklamasına polis, plastik mermi ve biber gazı ile müdahale etti…[58]

viii) Dikmen’deki eylemde gözaltına alınan kadın, Akrep’te ‘cinsel saldırı’ya uğradı… Dikmen’de düzenlenen eylemde gözaltına alınan yüksek lisans öğrencisi Eylem K., “Akrep’e bindirilirken taciz edildim. Bir polis göğsümü sıkarken diğeri ise kalçamı ve cinsel bölgemi elledi,” dedi…[59]

  1. ix) Gezi eylemlerinin en küçük gözaltısı Alperen Aydoğdu, gözaltına alındığı akrep aracında 1.5 saat dolaştırıldı ve şiddet gördü. Alperen’in annesi Derya Aydoğdu, “Başbakan, ‘Polise emri ben verdim,’ diyor. Demek ki benim oğluma akrepte işkence edilmesini de o emretmiş. Şikâyetçi olacağım,” dedi…[60]
  2. x) İstanbul Sancaktepe’de servis şoförü Hakan Yaman’ın, eylemlere katılmadığı hâlde evine giderken, beş polis tarafından feci şekilde dövülerek sol gözünü kaybetti…[61]
  3. xi) Taksim Gezi Parkı eylemlerinde 8 Temmuz 2013 günü polis müdahalesi sırasında Tarlabaşı’nda başına isabet eden gaz bombasıyla ağır yaralanan ve Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırılan lise öğrencisi Mustafa Ali Tombul’un (17) hayati tehlikesi sürüyor. Olay sırasında Tombul’un yanında bulunan Tuğçe Taşkit, Tombul’un polisin yakın mesafeden nişan alması sonucu yaralandığını belirterek, Tombul’un Taksim Hastanesi’nde can güvenliğinden endişe ettiğini kaydetti…[62]

xii) Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde araştırma görevlisi Dr. Burak Ünveren ile aynı okulda okuyan Selim Polat, gaz bombası fişeği ve plastik mermiyle yaralandı. 31 yaşındaki Ünveren, 2 Haziran 2013 gecesi Ihlamurdere’deki gösterilere müdahale eden polislerin sıktığı gaz bombası fişeğiyle sol gözünden yaralandı. Gözüne fişek gelen Ünveren, Şişli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Dr. Ünveren sağ gözünü kaybederken, sağ gözünün kurtarılmasına çalışılıyor…[63]

xiii) Ankara’daki Gezi protestoları sırasında yaralanan üniversiteli Dilan’ın, polisin plakasız Akrep aracından atılan gaz bombasıyla yaralandığını kaydeden kamera görüntüleri ortaya çıktı…[64]

xiv) Kadıköy’de polis ekipleri cadde ve sokaklarda saatlerce gösterici aradı. Polisler sırt çantası içerisinde baret, solüsyon, gaz maskesi, deniz gözlüğü ve sprey bulunduran 25 kişiyi gözaltına aldı…[65]

  1. xv) “Gizli hizmet alımı” için 537, biber gazı için 37 milyon harcandı… Hükümetin Gezi Parkı eylemlerinde uyguladığı biber gazı ve gaz bombası şiddetinin, devletin mühimmat alımlarını da “gazladığı” ortaya çıktı. Resmi rakamlara göre, ocak ayındaki mühimmat alım harcaması “sıfır” iken Gezi Parkı eylemleriyle birlikte bu harcama 8 kat artarak 30 milyon TL’yi aştı. Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan 2013 Merkezi Yönetim Konsolide Bütçe İstatistikleri’ne göre, 2013’ün ilk beş ayında, “gizli hizmet giderleri” başlığı altında 537 milyon TL harcandı…[66]

xvi) Gezi Parkı eylemlerinde yaklaşık 130 bin biber gazı fişeğinin kullanılması ve bazı TOMA’ların zarar görmesi nedeniyle planlama dışı gaz ve TOMA ihalesine çıkılacak… Taksim’deki Gezi Parkı’nda başlayan ve yurt geneline yayılan protesto eylemlerinde yoğun biçimde kullanılan biber gazı stokları azalan Emniyet Genel Müdürlüğü, planlama dışı 100 bin biber gazı alımı için harekete geçti. Polisin, protesto eylemlerinde 130 bin dolayında gaz fişeği kullandığı belirlendi…[67]

xvii) Gezi Direnişi’ne katılan gençlere 17 yıl hapsin istendiği, 130’dan fazla çocuğun karakolda sorgulandığı AKP Türkiye’sinde yurttaşlara saldıran palalı, geldiği gibi serbest kaldı…[68]

xviii) Gezi olayları sırasında eylemcilerin sığındığı Dolmabahçe’deki Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin müezzini Fuat Yıldırım’ın bir kez daha tayini çıktı. Yıldırım’ın Dolmabahçe’deki camiden Kayabaşı Camii’ne gönderildiği 21 Eylül’de ortaya çıkmıştı. Aradan bir ay bile geçmeden Yıldırım, ikinci kez başka camide görevlendirildi…[69]

 

“SONUÇ YERİNE”: BİRKAÇ NOT

 

Diyeceklerimi tamamlıyorum.

AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten’in dahi, “Yargı, siyaseten bağımsız değil. Tarafsız değil,”[70]diye betimlediği T.“C” devleti hükmedilmek, izlenmek, dinlenmektir… Denetim altına alınmak, telkin edilmektir… Sansürlenmek, fişlenmektir… Azarlanarak “yargılanmak”, mahkûm edilmek, hapsedilmektir… Dolandırılmak, kandırılmaktır… Çünkü devlet egemenin, ezilenler üzerinde terör estirme aracıdır…

Söz konusu çerçevede Bertolt Brecht’in ifadesiyle: “Gardiyanları ve yargıçları ve savcıları/ hepsi halka karşıdır/ kanunları, yönetmelikleri, bütün kararları/ hepsi halka karşıdır/ dergileri, gazeteleri, bütün yayınları/ hepsi halka karşıdır// panzerleri, kelepçeleri, bütün silahları/ hepsi halka karşıdır/ zindanları, tutukevleri, işkenceevleri/ hepsi halka karşıdır/ borsaları ve şirketleri ve iktidarları/ hepsi halka karşıdır.”

Kolay mı? Karl Marx’ın altını çizdiği üzere: “Devlet bir sınıfın bir başka sınıf tarafından ezilmesi için bir makineden başka bir şey değildir ve bu, krallıkta olduğu denli, demokratik cumhuriyette de böyledir”!

Buraya kadar izaha gayret ettiklerimiz ekseninde Maksim Gorki’nin, “İnsan, ne onurlu sözcük”; Bertolt Brecht’in, “İnsan olmak büyük bir şeydir,” uyarılarını bir an dahi göz ardı etmeden; S. Freud’ün, “Bu kadar çok insanı doyumsuz kılan ve başkaldırmaya zorlayan bir uygarlığın kalıcı olması beklenemeyeceği gibi, kalıcılığı hak ettiği de söylenemez,” uyarısını unutmadan; Erasmus’un, ‘Deliliğe Övgü’sündeki, “İnsanlığın tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?” sözlerini yüksek sesle telaffuz ederek; soru(n)ların çözümünün Jean Paul Sartre’ın, “Şiddeti inkâr eden, şiddet karşıtı şiddet,” formülasyonundan; yeni bir uygarlıktan geçtiğini; bunun yolunun da Roland Escarpit’in, “Acın şöleni yemek, mahpusluğun şöleni firar, ezilenin bayramı isyandır,” saptamasında gizli oldu anlaşılmalı/ anlatılmalıdır…

Hem de Yaşar Kemal’in uyarısı unutulup/ unutturulmadan: “İnsanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı… İnsanlar böyle uyudukça, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı olur, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, bir zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan böyle daha da beter hâle düşecektir… İnsan soyu başkaldırmayı yemek, içmek, yaşamak, uyumak, çocuk yapmak gibi bir yaşama biçimi yapmazsa bugünden de bin beter olacak, içi boşalacak, duymayı, düşünmeyi, sevmeyi, sevişmeyi, dostluğu, arkadaşlığı, göğün, yerin, kurdun, kuşun, akarsuyun, tanyerindeki ışığın, yürekteki sıcaklığını unutacak…”[71]

 

19 Kasım 2013, Ankara.

 

N O T L A R

[1] 22 Kasım 2013 tarihinde Çağdaş Hukukçular Derneği’nin, 24-25-26 Aralık 2013’de Silivri’deki duruşmaya çağrı için Ankara Yüksel Caddesi’ndeki basın açıklamasında yapılan konuşma… İstanbul’da 24 Kasım 2013 tarihinde İstanbul Forumlar Koordinasyonu bünyesindeki ‘Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu’nun “Hepsi Özgürleşene Dek Hepimiz Tutsağız!” başlığıyla düzenlediği forumda “Siyasi Suç Nedir-Siyasi Suçlu Kimdir? Terör Nedir-Terörist Kimdir?” alt başlığında yapılan konuşma…

[2] Bertolt Brecht.

[52] “Polis Gazı Mermi Gibi Atıyor”, Cumhuriyet, 18 Temmuz 2013, s.4.

[53] “Gezi Eylemlerinde Orantısız Güç Kullanıldı”, ntvmsnbc, 2 Eylül 2013… http://www.ntvmsnbc.com/id/25463891/

[54] Alican Uludağ, “Kurşunu Görmediler”, Cumhuriyet, 14 Temmuz 2013, s.5.

[55] Can Hacıoğlu, “Valinin Geleceği Parlak: ‘Polis Yaptı Süsü Veriyorlar’…”, Cumhuriyet, 12 Temmuz 2013, s.5.

[56] “Eli Sopalılar Sivil Polismiş”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2013, s.8.

[57] Can Bursalı, “Ancak Aciz Bir Devlet Çocuklara Saldırır”, Birgün, 27 Haziran 2013, s.3.

[58] “Ailesine de Gaz!”, Cumhuriyet, 1 Ağustos 2013, s.7.

[59] Alican Uludağ, “Polisten Cinsel Taciz”, Cumhuriyet, 29 Haziran 2013, s.6.

[60] Mehmet Bilber, “13 Yaşındaki Çocuğa Akrepte 1.5 Saat Dayak”, Radikal, 15 Temmuz 2013, s.6.

[61] “Sancaktepe’de Polis Vahşeti”, Evrensel, 27 Haziran 2013, s.5.

[62] “Lise Öğrencisi Yaşam Savaşında”, Cumhuriyet, 10 Temmuz 2013, s.5.

[63] İsmail Saymaz, “Hoca ile Öğrenci Gözlerini Kaybetti”, Radikal, 4 Haziran 2013, s.8.

[64] Türker Karapınar, “Dilan’ı Plakasız Akrep Vurmuş”, Milliyet, 5 Eylül 2013… http://gundem.milliyet.com.tr/dilan-i-plakasiz-akrep-vurmus/gundem/detay/1759178/default.htm?ref=yahoo

[65] “Polis, Kadıköy’de Eylemci Aradı”, Milliyet, 14 Eylül 2013… http://gundem.milliyet.com.tr/polis-kadikoy-de-eylemci-aradi/gundem/detay/1763423/default.htm?ref=yahoo

[66] Fırat Kozok, “Para ‘Gaz’a Gitti”, Cumhuriyet, 30 Haziran 2013, s.6.

[67] “Devletin Gazı 20 Günde Bitti”, Milliyet, 19 Haziran 2013, s.21.

[68] “Adaletin Bu mu!”, Cumhuriyet, 30 Ağustos 2013, s.8.

[69] “O Müezzin İkinci Kez Tayin Oldu”, Hürriyet, 18 Ekim 2013… http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24937462.asp

[70] Cansu Çamlıbel, “AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten: 18 Yaşın Üstüne Hükümet Karışamaz”, Hürriyet, 18 Kasım 2013, s.14.

[71] Yaşar Kemal, İnce Memed, Cilt:4, Yapı Kredi Yay., 2006, s.348-349.

 

- Advertisment -

Recent Comments

Verified by MonsterInsights