Sadabat Paktı: Kürtlere Karşı Kurulan İttifak | Eyüp Yalur yazdı
Sadabat Paktı; 8 Temmuz 1937 tarihinde Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda imzalanan, iç ve dış güvenliğe yönelik saldırmazlık paktıdır.
Yayılmacı olmayan bu Müslüman ülkeler, yayılmacı politikalar izleyen emperyalist ülkelere karşı güvenliklerini sağlamak amacıyla böyle bir ittifak kurmuşlardır.
Bu sütten çıkmış ak ülkeler, Kürtlere emperyalist ülkeleri göstererek “cambaz bak cambaza” diyerek kendilerince hedef şaşırtıyorlar.
Bu paktın örtülü sebebi, Kürdistan coğrafyasının dörde bölünme sürecinin tamamlandığı 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile büyük Kürt ailelerin yapay sınırlarla bölünmesi sonucunda ailelerin bu yapay sınırları aşarak akrabalarıyla kucaklaşmalarının bu ülkeleri rahatsız etmesidir.
Türkiye, İran ve Irak üçgeninde Kürtlerin bu yapay sınırları aşmaları, çeşitli sebeplerle bu devletlerle karşı karşıya geldiklerinde kardeşlerine, ailelerine sığınmaları, bu ülkeler arasında krizlere sebep oluyordu.
İşte bu paktın imzalanmasının en önemli sebebi budur. Bu ittifak, Kürt siyasi mücadelesini engellemek, dört parçaya bölünen Kürtler arası ilişkiyi bitirmek ve diyaloğu koparmak için kurulan bir ittifaktır.
Tarih boyunca birbirleriyle hep sorun yaşayan bu ülkeler, mesele Kürtler olduğu için bir araya geliyorlar.
Şubat 1921’de Kaçar Hanedanı’na bir darbe ile son veren Rıza Şah’tı.
İşte bu Rıza Şah, 25 Nisan 1926’da tahta geçerken düzenlenen Cülus törenine Türkiye kutlama telgrafı gönderiyor, değerli bir kılıçla iki Junker savaş uçağı hediye etmiştir.
Burada Türkiye’nin dış politikası soydaşlık üzerinden değil, ortak çıkarlar üzerine yürüyordu.
Türkiye, kendi Kürt sorununa karşılık İran’ın Kaçar Hanedanı ve Azeri Türkleri sorununu görmezden geldi.
1926-1930 yılları arasındaki Ağrı İsyanları sırasında Kürtlerin sınırı geçerek Küçük Ağrı Dağı bölgesine sığınmaları iki ülke arasında krize neden olmuştu.
Dağın zirvesinden geçen kontrolsüz sınır hattını ortadan kaldırmak ve güvenliği sağlamak amacıyla toprak mübadelesi yapıldı.
1932 yılında Tahran’da imzalanan “Sınır Anlaşması” ile Küçük Ağrı Dağı’nın mülkiyeti tamamen Türkiye’ye geçerken, karşılığında Van-Kotur bölgesindeki arazi İran’a verildi.
Taraflar, anlaşmada genel olarak birbirlerinin içişlerine karışmayacaklarını, ortak çıkarlarını ilgilendiren hususlarda birbirlerine danışacaklarını, birbirlerine karşı saldırıda bulunmayacaklarını ve sınırların korunmasına saygı göstereceklerini taahhüt etmişlerdir.
Ortak çıkarları, Kürtlerin sindirilmesi, asimile edilmesi ve yok sayılmasında birleşiyordu.
Kendi sınırları içerisinde gerçekleştirilen ayrılıkçı hareketlere karşı ortak tavır alma konusunda birleşiyorlardı.
Paktın kuruluşunun temel nedeni olan Kürt/Kürdistan sorunu, paktın 7. maddesinin şu ifadelerinde saklıdır:
“Bağıtlı taraflardan her biri, kendi sınırları içinde diğer bağıtlı tarafların kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini sarsmak veya politik rejimini bozmak amacıyla silahlı çeteler, birlikler veya örgütlerin kurulmasını ve eyleme geçmelerini engellemeyi yükümlenir.”
Kürtler, Ortadoğu’nun önemli aktörü, asli unsuru ve öznesi durumundadırlar.
Kürtler olmaksızın bu sahada oyun kurulamaz.
Ortadoğu’da Türkiye, İran ve Irak’ı yakınlaştıran Sadabat Paktı, bu ülkeler arasındaki sorunları ve bunların Kürtlerle olan sorunlarını çözmemiş, kısa süreliğine sümen altı etmiştir.
II. Dünya Savaşı ortamında antlaşmanın diğer maddeleri işlevsiz kalmış, ama Kürt/Kürdistan sorunu devam ettiği için 7. madde anlaşmanın devamını sağlamıştır.
Sadabat Paktı, 1979’da İran’daki İslami Rejim paktı feshettiğini ima edene kadar hukuki varlığını sürdürmüştür.
