ANASAYFAİKLİM KRİZİÇiftyürek: "İklim krizi öngörü olmaktan çıktı, yaşanılan bir olgu haline geldi"

Çiftyürek: “İklim krizi öngörü olmaktan çıktı, yaşanılan bir olgu haline geldi”

Sinan Çiftyürek, TBMM’de iklim krizinin artık öngörü olmaktan çıktığını, doğrudan yaşanılan bir olgu haline geldiğini söyledi. İklim krizinin somut etkileri arasında bir yıl arayla yaşanan olağanüstü kuraklık ve sel felaketlerini gösteren Çiftyürek, üreticilerin borç erteleme talebini aktardı.

Sinan Çiftyürek, TBMM’de toprak ve tarım yasası üzerinden iklim krizinin somut etkilerini anlattı. Bir yıl arayla olağanüstü kuraklık ve yağışların yaşandığını belirten Çiftyürek, üreticilerin borç erteleme ve destek taleplerini aktardı.

ANKARA – DEM Parti Van Milletvekili ve Kürdistan Komünist Partisi MYK üyesi Sinan Çiftyürek, TBMM Genel Kurulu’nda 3588 sayılı Toprağı Koruma ve Arazileri Geliştirme Yasası üzerinde yaptığı konuşmada, iklim krizinin artık bir öngörü olmaktan çıktığını ve doğrudan yaşanılan bir olgu haline geldiğini vurguladı. Çiftyürek, iklim dengesizliğinin tarımı ve üreticiyi nasıl vurduğunu somut örneklerle anlattı.

İklim dengesizliği: Kuraklık ve sel arasında sıkışan tarım

Çiftyürek, konuşmasında iklim krizinin yalnızca bir tahmin konusu olmadığını, bugün artık toplumların yaşamında somut olgularla karşı karşıya olunduğunu belirtti. 2025 yılının olağanüstü kuru geçtiğini, 2026 yılının ise daha ilk altı ayında olağanüstü yağışlı olduğunu ifade eden Çiftyürek, “Olağanüstü kuraklık ile olağanüstü yağışların arasında orta yol giderek ortadan kalkıyor. Bu çok tehlikeli bir gidiştır” dedi.

Bu yıl Kuzey Afrika’da Tunus merkezli son 70 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, Türkiye’de de ilk altı ayda son 40-60 yılın en yağışlı döneminin görüldüğünü aktaran Çiftyürek, yağışların Antakya’da can kayıplarına yol açtığını hatırlattı. Ayrıca 25 Nisan’da Adıyaman, Kahramanmaraş arasında Besni, Gölbaşı ve Pazarcık üçgeninde etkili olan şiddetli dolu yağışının büyük tahribat yarattığını söyledi. Çiftyürek, bölgede yaptığı gözlemleri şöyle anlattı: “Burası Besni’nin Toklu Köyü, tamamıyla fıstık bahçeleri gitmiş. Pazarcık’ın Tilkiler Köyü’nde bağ, üzüm, ceviz tamamıyla yok olmuş. Üreticiler yakın tarihlerinde böylesine bir dolu olayı görmediklerini söylüyor.”

Üreticinin talebi: Borç erteleme ve destek

İklim krizinin somut etkileri karşısında üreticilerin durumuna dikkat çeken Çiftyürek, 2025 yılının hasarının altından kalkılamadığını, 2026 felaketinin ise bu yılın tamamen kaybedilmesine yol açtığını belirtti. Üreticilerin kredi borçlarının ertelenmesi, gübre ve mazot desteği gibi talepleri olduğunu aktaran Çiftyürek, “Eğer hükümet gerekli tespiti yapıp destek sağlamazsa 2027 de gidecek” uyarısında bulundu.

İklim krizinin somut etkileri: Küresel tablo kırmızı alarm veriyor

Çiftyürek, küresel iklim göstergelerinin kırmızı alarm verdiğini, Avrupa’da şimdiden sıcaklara bağlı ölümlerin başladığını söyledi. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün ilk kez iklim dengesizliğinin bu düzeyde bozulduğunu açıkladığını hatırlatan Çiftyürek, iklim krizinin nedenlerini dört başlıkta sıraladı: Uluslararası anlaşmalara rağmen sera gazları ve fosil enerji kaynaklarının son hızla kullanılması, kapitalist ekonominin “kullan-at” mantığı, buzulların rekor düzeyde erimesi ve özelleştirmeler.

Çiftyürek, Türkiye’nin 2013-2053 emisyon hedefini tutturmasının izlenen politikalar nedeniyle mümkün görünmediğini, başta kömür ocakları olmak üzere fosil enerji yatırımlarının sürdüğünü belirtti. HES’lerin özelleştirilmesine ve tarım arazileri içinde Güneş Enerji Santralleri (GES) yapılmasına hükümetin göz yumduğunu söyleyen Çiftyürek, bunu Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde yaşadıklarını ifade etti.

“Toprak esastır”

Topraksız tarıma karşı olmadıklarını ancak bunun “tarımsız toprak” anlamına geldiğini belirten Çiftyürek, “Anadolu ve Kürdistan’ın dev ovaları –Konya’dan Amik Ovası’na, Edirne’ye kadar– tarım bakımından can çekişiyorken topraksız tarıma yatırım yapmak tehlikelidir” dedi. Köylerin boşaldığını, üreticiye destek sağlanmadığını vurgulayan Çiftyürek, “Toprak ve tarım, insan yaşamının, toplumsal yaşamın, uygarlığın ta kendisidir. Toprağa yatırımı, tarıma yatırımı esas alalım” diyerek sözlerini tamamladı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL