ANASAYFASİYASETÖzel: “Hiçbir Yere Gitmiyorum” | CHP’de Mutlak Butlan Sonrası YSK’ya Başvuru Yapıldı

Özel: “Hiçbir Yere Gitmiyorum” | CHP’de Mutlak Butlan Sonrası YSK’ya Başvuru Yapıldı

CHP’de mutlak butlan kararı sonrası parti yönetimi YSK’ya başvurdu ve mazbataların geçerliliğinin tespitini talep etti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’de mutlak butlan kararının ardından Özgür Özel “Hiçbir yere gitmiyorum” açıklaması yaptı.

CHP’de mutlak butlan kararı sonrası parti yönetimi, 38’inci Olağan Kurultay’ı iptal eden mahkeme kararına karşı Yüksek Seçim Kurulu’na başvuruda bulundu. Seçimlerin YSK gözetiminde yapıldığı ve mazbataların geçerliliğinin tespiti talep edilirken Genel Başkan Özgür Özel, “Hiçbir yere gitmiyorum” açıklaması yaptı.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026’da CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38’inci Olağan Kurultayı’nı “mutlak butlan” gerekçesiyle hükümsüz saydı. Kararla birlikte mevcut Genel Başkan Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, kurultay öncesindeki yönetimin ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun karar kesinleşene kadar görevi devralmasına hükmedildi. Bu karar, Türkiye siyasi tarihinde bir ana muhalefet partisinin yönetiminin mahkeme kararıyla fiilen değiştirilmesi açısından emsal niteliği taşıyor.

Kararın tebliğ edilmesinin ardından CHP kanadından peş peşe açıklamalar geldi. Parti içinde şok etkisi yaratan karar, kamuoyunda “yargı müdahalesi” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Piyasalarda yaşanan sert dalgalanma ise kararın ekonomi üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.

CHP’den YSK’ya Anayasal Dayanaklı Başvuru

Kararın hemen ardından CHP, hukuki süreci Yüksek Seçim Kurulu’na taşıdı. Partiden yapılan başvuruda, mutlak butlan kararının icrasının imkansız olduğu belirtilerek 2025 yılında yapılan son kurultay ve kongrelerde seçilen yöneticilere verilen mazbataların geçerliliğinin tespiti istendi.

Başvuru dilekçesinde dikkat çeken ayrıntılar şöyle sıralandı:

21 Eylül 2025 tarihli CHP 22’nci Olağanüstü Kurultayı ile 24 Eylül 2025 tarihli İstanbul Olağanüstü İl Kongresi’nin YSK kararları doğrultusunda yapıldığı vurgulandı. Bu seçimlerin ilçe seçim kurulları gözetiminde gerçekleştirildiği ve seçilen kişilerin ilçe seçim kurullarınca düzenlenen mazbatalarla göreve başladığı ifade edildi.

Dilekçede Anayasa’nın 79’uncu maddesine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı, seçim yargısı gözetiminde yapılmış ve ilçe seçim kurullarınca kesinleştirilmiş seçimleri ve mazbataları yok saymaktadır. Ancak Anayasa’nın 79’uncu maddesi uyarınca, 22’nci Olağanüstü Kurultay, İstanbul Olağanüstü İl Kongresi, İstanbul 39’uncu Olağan İl Kongresi ve 39’uncu Olağan Kurultay’da yapılan seçimlerin iptali mümkün değildir; bu kurultay ve kongreler sonucunda verilen mazbatalar iptal edilemez.”

CHP’li hukukçular ayrıca, YSK’nın daha önceki süreçlerde bu kurultayları onayladığını ve seçilenlere mazbatalarını verdiğini hatırlatarak, istinaf mahkemesi kararı karşısında YSK’nın önceki kararlarına sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

Anayasa’nın 79’uncu Maddesi Ne Diyor?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yüksek Seçim Kurulu” başlıklı 79’uncu maddesi, seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda YSK’ya geniş yetkiler tanımaktadır. Madde metni şu şekildedir:

“Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.”

CHP’nin başvurusunun temel dayanağını bu madde oluşturuyor. Partiye göre, YSK denetiminde yapılan ve ilçe seçim kurullarınca kesinleştirilen seçimlerin bir mahkeme kararıyla yok sayılması anayasal düzenlemeyle doğrudan çelişiyor.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bize bu mazbataları veren YSK’dır. Bu kongreler, YSK’nın gözetim ve denetiminde yapılmıştır. Dolayısıyla YSK, eğer bundan sonra varlığına devam edecekse, kendi kararlarının devamı niteliğinde bir kararla bu hukuksuzluğa anayasal düzeyde bir son vermelidir” ifadelerini kullandı.

Özel: “Bu Binadayım, Odamdayım, Hiçbir Yere Gitmiyorum”

Kararın hemen ardından olağanüstü toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu, yaklaşık beş saat süren maraton toplantının ardından kamuoyuna açıklama yaptı. Toplantı saat 14.00’te başladı ve aralıksız olarak akşam saatlerine kadar devam etti. Toplantıda, kararın hukuki boyutu, YSK ve Yargıtay’a yapılacak başvuruların içeriği ve parti tabanına yönelik izlenecek strateji masaya yatırıldı.

Toplantının ardından CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalığa seslenen Genel Başkan Özgür Özel, karara karşı ikinci bir parti seçeneğini düşünmediklerini belirterek sözlerine başladı:

“Biz burada ev sahibiyiz, kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler.”

Özel, konuşmasının en dikkat çeken bölümünde şu ifadeleri kullandı:

“Şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden CHP’yi kimin yöneteceğine AK Parti’nin yargı kolları değil CHP’liler karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum.”

Bu sözler, partililer tarafından uzun süre alkışlandı ve “Burada kalacağız” sloganlarıyla karşılandı. Özel, konuşmasında kararın siyasi olduğunu savunarak, “Suçumuz 47 yıl sonra CHP’yi birinci parti yapmak, kurulduğu günden bu yana AK Parti’yi ilk kez yenmek! Bizim suçumuz, emeklinin, asgari ücretlinin umudu olmak” dedi.

CHP lideri ayrıca, “Erdoğan milleti adaysız, seçeneksiz bırakma niyetindedir. CHP tüm darbecilere, işbirlikçilere ve onların kariyer ihtiraslarına karşı dimdik ayaktadır” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan Kenetlenme Çağrısı ve Parti Avukatlarının Azli

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığı görevine geri getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, sessizliğini sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla bozdu. Kılıçdaroğlu, kenetlenme çağrısında bulunarak şu mesajları verdi:

“Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.”

Paylaşımında kurultay sinyali vermeyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı olmadığını savundu. Kararın “ayrışma vesilesi değil kenetlenme fırsatı olması gerektiğini” kaydetti.

Ortak akıl çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, süreci önceki dönem genel başkanlarla, Parti Meclisi üyeleriyle, milletvekilleriyle ve il-ilçe başkanlarıyla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceklerini belirtti. Paylaşımını, “Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz” cümleleriyle bitirdi.

Ancak Kılıçdaroğlu’nun ilk icraatı dikkat çekiciydi. İstinaf mahkemesi kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kılıçdaroğlu, genel merkezin üç avukatını noter kanalıyla azletti. Avukatlara gönderilen noter bildiriminde gerekçe olarak “güven kaybı” gösterildi. Azledilen avukatların, daha önce Özgür Özel yönetimine hukuki danışmanlık yapan isimler olduğu öğrenildi.

CHP’nin avukatları, istinaf mahkemesinin tedbirli olarak verdiği mutlak butlan kararının temyizi için 22 Mayıs 2026’da Yargıtay’a başvurdu. Aynı gün Özgür Özel yönetiminde gerçekleştirilen kongre kararlarına onay veren Yüksek Seçim Kurulu’na da başvuruda bulunuldu.

Yargıtay Süreci ve Temyiz Başvurusu

CHP’nin avukatları, Yargıtay’a yaptıkları temyiz başvurusunda, Özgür Özel yönetiminin görevden uzaklaştırılması yolunu açan “tedbir” kararının öncelikle görüşülüp karara bağlanmasını istedi. Hukuk çevrelerine göre bu talep, sürecin hızlandırılması ve oluşan hukuki belirsizliğin bir an önce giderilmesi amacını taşıyor.

Partinin hukukçu kaynakları, araya giren bayram tatili nedeniyle bu talebin bayram sonrasında görüşülme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade ettiler. Kaynaklar ayrıca, Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırması durumunda Özgür Özel yönetiminin yeniden göreve döneceğini, aksi takdirde sürecin uzayacağını belirttiler.

Ankara Barosu’na bağlı bir avukat olan ve CHP davasını yakından takip eden Avukat Selim Kaya, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Yargıtay’ın öncelikle tedbir kararını incelemesi gerekiyor. Eğer tedbir kararı kaldırılırsa, Özgür Özel ve yönetimi derhal göreve döner. Ancak tedbir kararının devamına hükmedilirse, süreç aylarca uzayabilir. Bu da CHP açısından büyük bir belirsizlik anlamına gelir.”

Piyasalarda Sert Dalgalanma ve Ekonomik Etkiler

Mahkeme kararının ardından Borsa İstanbul’da sert kayıplar yaşandı. BIST 100 endeksi, kararın verildiği gün yüzde 6,05 değer kaybıyla 13.163,88 puandan tamamladı. Bu düşüş, son bir yılın en büyük günlük kaybı olarak kayıtlara geçti.

Ertesi gün açılışta düşüş eğilimi görülse de ilerleyen saatlerde kayıpların bir bölümü telafi edildi. Endeks, günü yüzde 1,49’luk artışla 13.359 puandan kapattı. Ancak analistler, piyasalardaki kırılganlığın devam ettiğini ve yeni bir dalgalanma durumunda kayıpların yeniden artabileceği uyarısında yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararın ekonomik maliyetine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Kararı 16.30’dan yükletenlerin ülke ekonomisine yarım saat içinde verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Resmi rakamlar arkadaşlar. Yarın herkesin izleyeceği, piyasa oyuncularının, piyasadaki yetkili kuruluşların verdiği rakam yarım saatte borsadaki o yüzde 8,5’lik düşüşle birlikte yakılan rezerv 10 milyar dolardır. An itibarıyla vadeli işlemler piyasasında tüm hisse senetleri için en dipten satıcı vardır, alıcı yoktur. Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Bunun için yakılacak her rezerv, milletin gelecekte daha pahalıya et, daha pahalıya süt, daha pahalıya ekmek, çocuğunun ayağına daha pahalıya ayakkabı alması ve artık alamaması sonucunu doğuracaktır.”

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg, Türkiye’nin Türk Lirası’nı desteklemek amacıyla karar çıkmadan önce aynı gün yaklaşık 6 milyar dolarlık döviz satışı yaptığını yazdı. Bloomberg’den Beril Akman’ın haberine göre Türkiye, mart ayında ABD Hazine tahvili varlıklarının neredeyse tamamını sattı.

ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin ABD tahvili varlıkları 16 milyar dolardan 1,8 milyar dolara geriledi. Bloomberg, satışların piyasalarda artan dalgalanmaya karşı Türk Lirası’nı desteklemek amacıyla yapıldığını aktardı. Haberde, aynı dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da ekonomik dalgalanmaya karşı döviz ve altın rezervlerinden satış yaptığı hatırlatıldı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Finansal İstikrar Vurgusu

Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal İstikrar Komitesi, Bakan Mehmet Şimşek başkanlığında erken saatlerde toplandı. Bakanlığın açıklamasına göre toplantıda yurt içi ve yurt dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkileri ile alınabilecek tedbirler ele alındı.

Açıklamada, Türkiye ekonomisinin “sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli” olduğu belirtildi. Komite, makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz sürdürülmesi ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli adımların eşgüdüm içinde atılacağını bildirdi.

Bakanlık açıklamasında, gelişmelerin “anlık ve yakından” izlenmeye devam edileceği kaydedildi. Ancak piyasa uzmanları, bu tür açıklamaların yatırımcı güvenini tam anlamıyla tesis etmekte yetersiz kalabileceği yorumunda bulundu.

Ekonomist Ümit Akçay, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, ekonomi yönetiminin karara karşı “koordineli bir müdahale” sergilediğini belirterek şunları kaydetti:

“Şunu hatırlayalım: 19 Mart 2025’teki İBB operasyonu sırasında TCMB’nin dövize müdahale teknik sorunlarla karşılaşması, TL’nin gün içinde yüzde 5-6 hareket etmesine neden olmuştu. Ekranda bu şekilde yüksek bir hareket görülmesi, 2018’deki ve 2021’deki gelişmeleri hatırlatmış ve güçlü bir döviz talebi oluşturmuştu. Ancak 21 Mayıs’ta TL’de bu tip bir gelişme yaşanmadı. 22 Mayıs’ta ise halen kontrol ediliyor. Bu veri, bize ekonomi yönetimine haber verilmediği, ‘hazırlıksız yakalandığı’ tezini desteklemiyor. Aksine, iktidarın bir bütün olarak hareket ettiğini gösteriyor.”

Dünya Basınında Geniş Yer Buldu

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nı hükümsüz sayan karar, uluslararası basında geniş yankı buldu. Haberler, “muhalefete yargı baskısında yeni adım” ana ekseninde şekillenirken, birçok yayın organı kararı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ve piyasa tepkisiyle birlikte ele aldı.

Uluslararası basının öne çıkan başlıkları şöyle sıralandı:

Amerika Birleşik Devletleri merkezli Bloomberg: “Türkiye’de mahkeme muhalefet liderini görevden aldı, karar piyasaları çökertti”

Fransa merkezli Euronews: “Türk mahkemesi ana muhalefet partisi CHP’nin liderlik kararını iptal ederek kargaşa yarattı”

Birleşik Krallık merkezli Financial Times: “Erdoğan’ın ipleri sıktığı dönemde mahkeme muhalefet liderini görevden aldı”

Fransa merkezli Libération: “Türkiye’de demokrasi bir kez daha sarsıldı”

Katar merkezli Al Jazeera: “Türk mahkemesi ana muhalefet partisinin liderini görevden aldı”

Amerika Birleşik Devletleri merkezli The New York Times: “Türk mahkemesinin kararı Erdoğan muhalifleri için yeni sorun anlamına geldi”

Birleşik Krallık merkezli The Guardian: “Türk mahkemesinin kararıyla ana muhalefet partisinin lideri görevden alındı”

Almanya merkezli Deutsche Welle: “Türk mahkemesi Erdoğan’a destek olacak şekilde muhalefet liderini görevden aldı”

Birleşik Krallık merkezli Reuters: “Mahkeme muhalefet liderinin görevden alınmasına karar verdi; Erdoğan’ın rakiplerine vurulmuş son darbe”

Fransa merkezli France 24: “Türkiye’nin ana muhalefet partisinin yönetimini mahkeme görevden aldı”

Amerika Birleşik Devletleri merkezli Associated Press: “Türk mahkemesi ana muhalefet partisi liderinin görevden alınması kararıyla partiye yeni bir darbe indirdi”

The Guardian’da Ruth Michaelson imzalı haberde kararın, CHP’yi zayıflatma girişimi olarak yaygın biçimde eleştirildiği aktarıldı. Haberde mahkeme kararı, CHP’nin 2024 yerel seçimlerindeki başarısı ve Özel’in partiye kazandırdığı dinamizmle birlikte değerlendirildi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüşü ise CHP içinde muhalefetin enerjisini dağıtabilecek bir gelişme olarak çerçevelendi.

Middle East Eye ise kararı “ana muhalefet liderliğinin askıya alınması” olarak duyurdu. Alex MacDonald’ın haberinde, mahkemenin Özgür Özel’i görevden alarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun dönüşünün yolunu açtığı ve kararın CHP üyeleri arasında öfkeye neden olduğu belirtildi.

Associated Press muhabiri Andrew Wilks’in haberinde ise alt mahkemenin daha önce usulsüzlük iddialarını reddettiği, ancak temyiz kararının bu sonucu tersine çevirdiği vurgulandı. AP ayrıca CHP’nin Yargıtay’a başvurmaya hazırlandığını, hükümetin ise mahkemelerin bağımsız olduğu yönündeki savunusunu sürdürdüğünü aktardı.

Yerel Yönetimlerden Destek Mesajları

Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından adına yapılan açıklamada, “Erdoğan zihniyetinin yargı eliyle yürüttüğü siyasi darbelere karşı hep birlikte mücadelede kararlıyız” mesajı verildi.

İmamoğlu, mutlak butlan kararını “Türkiye’ye, demokrasiye, Cumhuriyet’e bir darbe” ve “Anayasal düzeni yok etme” şeklinde değerlendirdi. İmamoğlu açıklamasında şu ifadelere de yer verdi:

“Mesele ciddidir. Partiler üstüdür. Milletçe Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır. Hiç kimse bu milletin iradesine ipotek koyamaz. Bugün CHP’ye yapılan, yarın başka bir partiye, sonra da tüm muhalefete yapılacaktır. Bu nedenle sessiz kalmak, seyirci kalmak mümkün değildir.”

Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kararın amacının “Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmek” olduğunu söyledi.

Yavaş, CHP’yi “kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklamaya” çağırdı. Mansur Yavaş, isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kenetlenme” çağrısına da gönderme yaparak şunları söyledi:

“Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.”

Yavaş mesajında kararı “Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biri” olarak değerlendirdi. Mahkemenin “Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, fiilen ‘seçime hile karıştırıldığı’ yönünde bir kanaat ortaya koymasını” eleştirerek, “Hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez” dedi.

Genel Merkez Önünde Halkın Desteği

CHP’nin Ankara’daki genel merkezi önünde kararın hemen ardından binlerce destekçi toplandı. Kalabalık, gece boyunca genel merkez önünden ayrılmadı. Partililer, “Burada kalacağız”, “Direneceğiz, kazanacağız”, “CHP halkındır, halkın kalacak” sloganları attı.

CHP Gençlik Kolları, “19 Mart’ta korku duvarlarını yıkmıştık, şimdi özgürlük ve demokrasi için etten duvar olacağız” ifadesiyle gençleri genel merkeze çağırdı. Çağrıya Türkiye’nin dört bir yanından gençler yanıt verdi. İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Mersin gibi büyük şehirlerden otobüslerle Ankara’ya gelen partililer, genel merkez önünde büyük bir dayanışma örneği sergiledi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, bina önünde toplananlara “Buradayız” mesajı verdi. Kalabalıktan ara ara “Kemal Hain”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları duyuldu. Bu sloganlar, Kılıçdaroğlu’na yönelik tepkinin boyutunu da gözler önüne serdi.

CHP’nin önceki dönem genel başkanlarından Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın da yaptıkları açıklamalarla Özgür Özel yönetimine destek verdi. Öymen, “CHP’nin iradesi sandıkta belirlenir, mahkeme kararlarıyla değil. Tüm eski genel başkanlar olarak bu ilkeye sahip çıkıyoruz” dedi.

Bahçeli’den Uzlaşı Çağrısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in CHP menfaatlerini esas alan ortak bir yol bulmaları çağrısında bulundu.

CNN Türk yayını aracılığıyla mesajını paylaşan Bahçeli, “Kılıçdaroğlu, 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir” dedi.

Bahçeli ayrıca, “Yargı kararını tanımıyoruz gibi çıkışlar gereksizdir. Feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket edilmeli, bu aşamada tek yol uzlaşmak” ifadelerini kullandı.

Mutlak butlan kararıyla ilgili AK Parti yönetiminden henüz bir açıklama gelmezken Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Hangi parti söz konusu olursa olsun delegenin ve üyenin iradesinin menfaat, baskı ya da yönlendirmeyle sakatlanması kabul edilemez” dedi.

Kararı “vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştiren bir karar” olarak nitelendiren Gürlek, herkesin sürece saygı duyması gerektiğini söyledi. “İrade milletindir, delegenindir, üyelerindir, bu iradeye gölge düşüren her unsurun karşısında hukuk devleti dimdik durur” diyen Bakan, davanın CHP delegelerinin başvurularıyla başladığını hatırlatarak temyiz yolunun açık olduğunu söyledi.

CHP’de Mutlak Butlan Kararının Hukuki Anlamı ve Olası Sonuçları

Mutlak butlan, Türk Dil Kurumu’na göre Arapça kökenli bir sözcük olup geçersizlik anlamına gelmektedir. Hukukta, hukuki işlemlerdeki geçersizlik türlerinden biri olarak tanımlanan mutlak butlan, daha anlaşılır ifadeyle hukuken kesin hükümsüzlük demektir.

Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Umut Yeniocak, bu kavramı açıklarken bir hukuki işlemin amaçlanan hukuki sonuçları doğurması için geçerlilik şartlarını taşıması gerektiğini, geçerlilik şartlarından birinin eksik olması durumunda işlemin geçersiz olacağını belirtiyor.

CHP kurultayı ile ilgili davadaki mutlak butlan kararı, genel kurul yapılmış ve bir karar alınmış olsa da geçerlilik şartlarında eksiklik olduğu için bunun geçersiz olması anlamına gelmektedir. Peki bu kararın pratikte ne gibi sonuçları olabilir?

Öncelikle, mutlak butlan kararı doğrudan icra edilebilir bir karardır. Yani mahkemenin bu kararı vermesiyle birlikte, hukuken geçersiz sayılan kurultayın tüm işlemleri yok hükmündedir. Bu, Özgür Özel ve yönetiminin aldığı tüm kararların, yaptığı tüm atamaların ve parti içindeki tüm düzenlemelerin hukuken geçersiz olduğu anlamına geliyor.

Ancak hukukçular, bu kararın kesinleşmesi gerektiğini vurguluyor. Karar temyiz edildiği için henüz kesinleşmiş değil. Temyiz süreci devam ettiği sürece, kararın icrası geçici olarak durdurulabilir. Bu nedenle CHP’nin Yargıtay’a yaptığı temyiz başvurusu ve Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırıp kaldırmayacağı büyük önem taşıyor.

Hukukçular, mahkeme heyetinin mutlak butlan kararı doğrultusunda kayyum atamasının bir hukuki şart olmadığını, bu kararın tamamen heyete bağlı olduğunu belirtiyor. Böyle bir durumda atanacak kişi veya kişilerin CHP üyesi olmasının şart olduğu ifade ediliyor. Yani belediyelere atanan kayyum uygulamasından farklı olarak, partiye atanacak kayyumun mutlaka parti üyesi olması gerekiyor.

Mahkeme heyetinin Kılıçdaroğlu’nu kayyum olarak belirleyip belirleyemeyeceği sorusuna ise hukukçular “mümkün” yanıtını veriyor. Avukat Bektaşoğlu, “O kişi mesela Kemal Kılıçdaroğlu veya bir parti meclisi üyesi de olabilir ya da Murat Karayalçın veya Hikmet Çetin gibi bir isim de olabilir. Bu, mahkeme heyetinin takdiri. Mahkeme heyeti o sırada bunu avukatlara da sorabilir” dedi.

Önümüzdeki Süreçte Neler Bekleniyor?

Önümüzdeki günlerde CHP’nin izleyeceği yol haritası merak konusu. Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, strateji üç ana eksende şekillenecek:

Birincisi, Yargıtay nezdinde hukuki mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi. CHP’nin avukatları, tedbir kararının kaldırılması için ellerindeki tüm hukuki argümanları kullanacak.

İkincisi, YSK nezdinde mazbataların geçerliliğinin tescili için girişimlerin devam ettirilmesi. CHP yönetimi, YSK’nın daha önce verdiği onay kararlarının bağlayıcı olduğunu savunuyor.

Üçüncüsü ise sokak ve meydanlarda kamuoyu baskısının artırılması. Özgür Özel’in “teslim olmama” söylemi, parti tabanında karşılık bulmuş durumda. Önümüzdeki günlerde CHP’nin çeşitli illerde mitingler düzenlemesi bekleniyor.

Ancak sürecin nasıl ilerleyeceği büyük ölçüde Yargıtay’ın vereceği karara bağlı. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırması halinde, Özgür Özel ve yönetimi yeniden göreve dönecek. Aksi takdirde, süreç aylarca uzayabilir ve CHP’nin önünde yeni bir olağanüstü kurultay seçeneği belirebilir.

Mansur Yavaş’ın da işaret ettiği gibi, “kendi iradesiyle yapılacak yeni bir kongre”, partinin içindeki gerilimi azaltmak ve hukuki belirsizliği ortadan kaldırmak için bir çözüm olabilir. Ancak böyle bir kongrenin nasıl ve hangi koşullarda yapılacağı, partinin önümüzdeki günlerde en çok tartışacağı konuların başında gelecek.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, CHP Genel Merkezi önünde nöbet tutan partililer, kararlılıkla bekleyişlerini sürdürüyor. Özgür Özel’in odasında, perdesini indirmeden, ışıklarını yakarak geceyi geçirdiği öğrenildi. Sabah saatlerinde cama çıkan Özel, binanın önünde toplanan kalabalığı selamlayarak “Buradayız” mesajını yineledi.

CHP’de mutlak butlan

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL