ANASAYFABİYOGRAFİÇerkes Ethem Olayı: "Kahramanlıktan" "Vatan Hainliğine"

Çerkes Ethem Olayı: “Kahramanlıktan” “Vatan Hainliğine”

Çerkes Ethem Olayı, Kurtuluş Savaşı’nda Kuva-yı Seyyare komutanının Meclis tarafından önce kurtarıcı ilan edilip ardından vatan haini olarak nitelendirilmesi sürecini ele alıyor.

Çerkes Ethem Olayı: “Kahramanlıktan” “Hainliğe”

Eyüp Yalur yazdı

Osmanlı toprakları, 19. yüzyıl boyunca Rusya’dan göçen, anavatanları ile olan ilişkileri kesilmemiş, eski topraklarına dönmek isteyen toplulukların diasporasına ev sahipliği yapıyordu.

Çerkes Ethem’in ailesi de Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına göç etmiş olan Çerkes Şapsığ kabilesinden gelen Pşevulardan Ali Bey’in oğludur. Aile, Bandırma yakınındaki Emre Köyü’ne yerleştirilmiş; Ethem bu köyde 1886 yılında doğmuştur.

Bu topluluklar arasında öncelikle Çerkesler, Osmanlı ordusunda yetenekli subaylar olarak Harp Okulu’ndan, Erkân-ı Harbiye Mektebi’nden mezun olduklarında Kafkasya’daki yerel dilleri bilen yüksek nitelikli kadrolardı.

Bu kadroların faaliyetleri, özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın çıkacağı belli olunca, Teşkilât-ı Mahsusa bünyesinde 1915’ten itibaren yoğunlaşmıştır.

Çerkes Ethem, Teşkilât-ı Mahsusa hesabına İran ve Irak’ta çalışmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nda Çerkesler, Kuvâ-yı Milliye’nin örgütlenmesinde, Meclis’in kurulmasında ve cephe savaşlarında aktif rol almışlardır.

Çerkes Ethem, Kuvâ-yı Seyyare’nin kurucusu olarak Yunan kuvvetlerine karşı önemli başarılar elde etmiş, Kuvâ-yı Milliye kuvvetlerine başkanlık yapmıştır.

Rauf Orbay: Türkiye’nin ilk Başvekili (Başbakan), diplomat, askerdir.

Bekir Sami Kunduk: Heyet-i Temsiliye üyesi, dışişleri bakanlığı yapmış diplomat.

İsmail Hakkı Berkok: Batı Cephesi’nde Yunanlara karşı savaşan komutan.

Ömer Mümtaz Tambi: Sivas Kongresi’ne katılan Heyet-i Temsiliye üyesi.

Deli Fuat Paşa: Sivas Kongresi kararlarının uygulanmasında ve Damat Ferit Hükûmeti’nin düşürülmesinde etkin komutan.

Kuşçubaşı Eşref: Teşkilât-ı Mahsusa’nın önemli liderlerinden biri ve direnişin örgütleyicilerindendir.

Bugün bile Millî İstihbarat Teşkilatı’nda Çerkeslerin etkili olduğu yazılıp çiziliyor.

Bu Çerkesler listesi uzadıkça uzar.

Bunların etnik yapılarına vurgu yapılmıyor da neden Ethem’in Çerkes olduğu özellikle vurgulanıyor?

Ankara Hükûmeti’ne karşı başlamış olan birçok isyan, Çerkes Ethem komutasındaki Kuvâ-yı Seyyare birlikleri tarafından bastırılmıştır:

I. Ahmet Anzavur İsyanı,

II. Ahmet Anzavur İsyanı,

I. Düzce Ayaklanması,

II. Düzce Ayaklanması,

Adapazarı, Bolu gibi batıdaki birçok ayaklanmayı bastırmıştır.

“Yozgat’taki ayaklanmayı bastırdı (Mayıs 1920). 50 kadar kişiyi astı. Burada bir askerî mahkeme kurup 12 kişiyi de idama mahkûm etti. Çapanoğulları’na yumuşak davrandığı gerekçesiyle Ankara Valisi Yahya Galib’i ve Refet Bele’yi muhakeme etmek istedi. Buna karşı çıkan Ankara ile münasebetleri gerginleşti. ‘Ankara’ya dönüşümde Meclis reisini Meclis önünde asacağım’ dediği rivayet edilir. Doğrusu, o zaman buna engel olabilecek bir şey yoktu.” (Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci)

Çerkes Ethem Olayı: TBMM’nin Kurtarıcısından Vatan Hainine Uzanan Yol

Ankara Hükûmeti adına kaydedilecek hiçbir başarının olmadığı bir dönemde, bu ilk zafer haberi Meclis’te alkışlar eşliğinde okunmuş; hatta Meclis, onu müncî-i millet (kurtarıcı) ilan etmiş; ama inkılap tarihi kitaplarına girmemiştir. O ise hükûmeti, meseleyi başından beri anlamayıp, tamimlerle, konferanslarla vakit geçirdiği için acizlikle suçladı. Meclis’in Ethemci olduğunu gören Ankara, bunu sineye çekti.

Bu yıllarda Çerkes Ethem, Mustafa Kemal ile ortak hareket etmiş, daha sonra görüş ayrılıklarından dolayı yolları ayrılmıştır.

Sorunun barışçı yollarla çözümü için yapılan girişimler sonuçsuz kaldı ve çeşitli çarpışmalar neticesinde Kuvâ-yı Milliye birlikleri dağıtılmıştır.

M. Kemal, Çerkes Ethem’e yakın olan Ali Fuat Paşa ile bu savaşın kazanılamayacağını düşünerek Ali Fuat Paşa’yı Moskova elçiliği ile görevlendirdi. Ali Fuat Paşa’ya, Çerkes Ethem ve kardeşlerini de birlikte götürüp orada uygun işlerde görevlendirebileceğini söyler; ancak Çerkes kardeşler bu teklifi kabul etmezler.

Çerkes Ethem, 26 Ocak 1921’de Yunanlılar’a sığınır.

Çerkes aydınlarına göre, Çerkes Ethem mücadelesi olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti diye bir devletin olamayacağı somut bir gerçek olarak ortadadır.

“İktidar mücadelesini kazanan taraf, Ethem Bey’le birlikte bütün Çerkesleri hain olarak kodlamıştır. Böylece okula giden her Çerkes genci, tarih derslerinde bu gerçekle yüz yüze gelmiş ve içinde bu haksızlığa karşı bir isyan duygusu belirmiştir. Ethem Bey’den Çerkeslere zerre kadar bir fayda gelmemiş, aksine çok büyük zararlar gelmiştir.” (Murat Özden)

İktidarı elinde bulunduran güç, kendisine muhalif, kendi dışındaki bütün yapıları, görüşleri, halkları vs. hep hain ilan etti.

Daha önce Çerkes Ethem’i coşkuyla karşılayan TBMM, daha sonra M. Kemal’den yana tavır aldı ve Çerkes Ethem’i vatan haini ilan etti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL