Yönetmenliğini Hemin Xalidi’nin üstlendiği “Singing Wings” (Kanatların Şarkısı – Awazî Balekan) adlı Kürt belgeseli, Amerika Birleşik Devletleri’nin prestijli film festivallerinden Full Frame’de “En İyi İlk Uzun Metrajlı Film” ödülünü aldı. 1100’den fazla yapım arasından sıyrılarak bu başarıya ulaşan Kanatların Şarkısı, daha önce “Asya’nın Oscarları” olarak bilinen Busan Uluslararası Film Festivali’nde de “En İyi Asya Belgeseli” ödülünü kazanmıştı.
Full Frame’de büyük başarı
Rudaw‘da yayınlanan habere göre. Full Frame Belgesel Film Festivali, ABD’nin en önemli belgesel festivallerinden biri olarak kabul ediliyor. Kanatların Şarkısı, bu yıl festivalin ana yarışma bölümünde 1100’ün üzerinde yapımı geride bırakarak “En İyi İlk Uzun Metrajlı Film” ödülüne layık görüldü. Festival jürisi, filmin doğa ile insan arasındaki bağı ele alış biçimini ve görsel anlatım gücünü ödül gerekçesi olarak açıkladı.
Daha önce Busan’da ödül kazanmıştı
Belgesel daha önce de Güney Kore’de düzenlenen ve “Asya’nın Oscarları” olarak anılan Busan Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Asya Belgeseli” ödülünü kazanmıştı. Bu iki uluslararası ödül, yönetmen Hemin Xalidi’nin ilk uzun metrajlı deneyimi olan Kanatların Şarkısı’nı dünya sinema çevrelerinin dikkatini çeken bir yapım haline getirdi.
Dört yıllık emeğin ürünü
Dört yıllık araştırma ve yapım sürecinin ürünü olan Kanatların Şarkısı, Rojhilat’ın Merivan şehrine bağlı Deretfê köyünde geçiyor. Film, köy halkının bölgede yoğun olarak yaşayan leyleklerle iç içe ve uyumlu yaşamını odağına alıyor. Belgeselin merkezinde ise 100 yaşındaki eşiyle 64 yıllık evli olan Xecê Teyze yer alıyor.
Xecê Teyze’nin hikayesi
Xecê Teyze, bir yandan kanadı kırık bir leyleği tedavi ederek onun diğer leyleklerle birlikte göç edebilmesini sağlamaya çalışırken, diğer yandan kendi ailesindeki göç sancısıyla mücadele ediyor. Kızının eşinin yanına Avrupa’ya göç etme kararı alması, Xecê Teyze için hem bir hüzün hem de büyük bir endişe kaynağı oluyor.
Göç meselesine insani bakış
Kanatların Şarkısı, göç meselesini herhangi bir ön yargı barındırmadan, tamamen insani bir perspektiften ve köy yaşamının sadeliği içinden ele alıyor. Film, “gitmek ve kalmak” arasındaki ince çizgiyi leyleklerin göçü ile insanların umut yolculuğu üzerinden izleyiciye sorgulatıyor. Belgesel, Kürt kültürünün estetik ve derinlikli bir dille tanıtılmasına katkı sağlayan yapımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
