ABD ile İran arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren iki haftalık ateşkesin süresi 22 Nisan’da doluyor. Taraflar arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması beklenen ikinci tur barış görüşmelerinin akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Tahran yönetimi henüz görüşmelere heyet göndereceğini doğrulamazken, ABD Başkanı Donald Trump ateşkesin yenilenmesi ihtimalinin düşük olduğunu açıkladı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, “tehdit gölgesinde müzakereyi kabul etmediklerini” söyleyerek, savaş alanında yeni kozlar göstermeye hazırlandıklarını duyurdu. Bu gelişmeler, ABD-İran geriliminde yeni bir çatışma dalgasının kapıda olduğuna işaret ediyor.
Taraflardan çelişkili açıklamalar
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in başkanlık edeceği Amerikan heyetinin İslamabad’a hareket ettiğine dair net bir bilgi bulunmuyor. Vance henüz Washington’dan ayrılmazken, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalarda heyetin “yakında” yola çıkacağı belirtiliyor. New York Times’ın aktardığına göre ise ABD heyetinin bugün ülkeden ayrılması bekleniyor.
İran cephesinde ise durum daha karmaşık. İran devlet televizyonu Salı günü yayınladığı bir uyarıda, “Şimdiye kadar İran’dan İslamabad’a herhangi bir heyet hareket etmedi” ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü 20 Nisan’da yaptığı açıklamada, Tahran’ın “şu ana kadar” görüşmelere katılma planı olmadığını söyledi.
Bu durum, ABD-İran geriliminde diplomasinin ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Taraflar birbirleriyle çelişen açıklamalar yaparken, Pakistanlı yetkililer ise günlerdir olası müzakereler için hazır bekliyor.
Kalibaf’tan sert çıkış: Tehdit altında müzakere yok
İran’ın baş müzakerecisi ve Meclis Başkanı Kalibaf, 22 Nisan sabahı X üzerinden yaptığı açıklamada çok net bir mesaj verdi: “Tehdit gölgesinde müzakereyi kabul etmiyoruz.” Kalibaf, İslam Cumhuriyeti’nin “savaş alanında yeni kozlarını açığa çıkarmaya hazırlandığını” ifade etti.
Kalibaf’ın bu çıkışı, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin doğrudan bir yansıması. İran Meclis Başkanı, Trump’ın sosyal medyadaki tehdit dolu paylaşımlarına da atıfta bulunarak, “Trump, kuşatma uygulayarak ve ateşkesi ihlal ederek, kendi hayalindeki bu müzakere masasını bir teslimiyet masasına dönüştürmeye çalışıyor” dedi.
Bu açıklamalar, ABD-İran geriliminde müzakerelerin yeniden başlamasının önündeki en büyük engelin güven eksikliği olduğunu ortaya koyuyor. İran tarafı, ABD’nin askeri baskısını sürdürürken aynı anda müzakere masasında “kazançlı çıkmaya” çalıştığını düşünüyor.
Hürmüz Boğazı’nda abluka krizi derinleşiyor
ABD ile İran arasındaki savaşın en kritik cephesi kuşkusuz Hürmüz Boğazı. İran, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in saldırısıyla başlayan savaşın hemen ardından Körfez’i açık denizlere bağlayan bu stratejik su yolunda trafiği kısıtlamaya başladı. ABD ise buna karşılık olarak İran limanlarına abluka uyguluyor.
Trump, Truth Social’da yaptığı açıklamada ablukanın devam edeceğini net biçimde ifade etti: “Bir ‘anlaşma’ olana kadar kaldırmayacağımız abluka İran’ı kesinlikle mahvediyor. Günde 500 milyon dolar kaybediyorlar.” ABD Başkanı ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “kurşun atmaya karar vererek” kapattığını ve bunun ateşkes anlaşmasının “tam bir ihlali” olduğunu söyledi.
İran ise bu suçlamaları reddediyor. Tahran yönetimi, ABD limanlarına uyguladığı ablukayı durdurana kadar boğazı kapalı tutacağını açıkladı. Hürmüz Boğazı, 18 Nisan’da kısa süreliğine açılmış ancak bir tankerin İran tarafından hedef alındığı haberlerinin ardından tekrar kapatılmıştı.
Bu durum, ABD-İran geriliminin sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik bir boyutu olduğunu gösteriyor. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, uluslararası enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Brent ham petrolü salı günü varil başına 95 doların biraz üzerinde işlem görürken, bu rakam ateşkes öncesindeki 120 dolara kıyasla düşük olsa da Şubat ayı başına göre yüzde 40’lık bir artış anlamına geliyor.
ABD’nin gemi müdahalesi ateşkesi zedeledi
Gerilimi tırmandıran bir diğer gelişme ise 19 Nisan’da yaşandı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran bayraklı bir kargo gemisine ablukayı kırmaya çalıştığı gerekçesiyle el koydu. CENTCOM’un paylaştığı videolarda, geminin uyarıldığı ve ardından Amerikan askerlerinin gemiye çıktığı anlar yer alıyor.
ABD, ablukanın başından bu yana 27 gemiye geri dönmeleri veya bir İran limanına yönelmeleri talimatı verdiğini açıkladı. İran ise bu müdahaleyi “korsanlık eylemi” ve ateşkesin ihlali olarak nitelendirdi.
Bu olay, ABD-İran geriliminde iki tarafın da ateşkese ne kadar bağlı olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. Her iki taraf da karşılıklı olarak ateşkesi ihlal etmekle suçlarken, sahadaki gerçeklik tarafların birbirine olan güveninin tamamen kaybolduğunu gösteriyor.
İran içinde müzakere tartışması neredeyse yok
Dikkat çekici bir gelişme de İran kamuoyunda müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik neredeyse hiçbir tartışma yaşanmaması. Gemi saldırısının ardından molla rejiminin sert çizgideki temsilcileri son günlerde müzakerelere açıkça karşı çıktı.
İnternet platformlarında, Ayetullah Mücteba Hamaney’den müzakereleri destekleyip desteklemediğini kamuoyu önünde açıklaması çağrısı yükseldi. Ancak yeni İran lideri, savaşta yaralandığının İsrailli ve Amerikalı yetkililerce dile getirilmesinin ardından ne herhangi bir açıklama yaptı ne de herhangi bir görüntüsü ortaya çıktı.
Bu tablonun, Devrim Muhafızları’nı İslam Cumhuriyeti’nin fiili yöneticisi konumuna taşıdığı belirtiliyor. Savaş sürecinde kritik rol oynayan Devrim Muhafızları, hedef seçiminde Tahran’daki siyasi liderliğin denetiminden büyük ölçüde bağımsız hareket etti.
İnsani bilanço ağırlaşıyor
Savaşın insani maliyeti de her geçen gün artıyor. Çatışmaların başından bu yana İran’da en az 3 bin 375, Lübnan’da 2 bin 290’dan fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail’de 23 kişi, Körfez devletlerinde ise 10’dan fazla insan yaşamını yitirdi. Lübnan’daki çatışmalarda 15 İsrail askeri ve bölgede 13 ABD askeri de öldü.
Bu bilanço, ABD-İran geriliminin bölgesel bir savaşa dönüştüğünü ve sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu’yu etkisi altına aldığını gösteriyor. Ateşkesin yarın sona ermesi ve yeni bir müzakere turunun gerçekleşmemesi halinde, bu rakamların daha da ağırlaşması kaçınılmız görünüyor.
Pakistan arabuluculuğunda son durum
Reuters’a konuşan Pakistan hükümetinden kıdemli bir yetkili, İran’ı görüşmelere katılmaya ikna edebileceklerinden emin olduklarını söyledi. İslamabad’da güvenlik önlemleri artırılırken, önceki turun yapıldığı Serena Oteli’ndeki misafirlerden toplantılar için oteli boşaltmaları istendi. Polis ise yabancı heyetlerin gelişi nedeniyle bazı ana yolların kapatılacağını duyurdu.
BBC kıdemli muhabiri Lyse Doucet, Tahran’dan yaptığı değerlendirmede, “Diplomaside tek bir kural vardır: Bir şeyin bozulmasından sorumlu tutulan taraf olmak istemezsiniz. Eğer JD Vance İslamabad’da olacaksa, İranlıların ortaya çıkmaması gerçekten çok zor olur” dedi.
Bu durum, ABD-İran geriliminde diplomasi kapılarının tamamen kapanmadığını, ancak son derece kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Ateşkesin süresinin dolmasına saatler kala, gözler İslamabad’a ve iki ülkenin atacağı adımlara çevrilmiş durumda.
