Kerkük’te valilik değişimi: Kerkük İl Meclisi, 16 Nisan 2026 Perşembe günü saat 12.00’de acil toplantıya çağrıldı. Toplantının ana gündem maddesi, mevcut Vali Rebwar Taha’nın istifası ve yerine yeni bir valinin seçilmesi. Edinilen bilgilere göre, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Sözcüsü Muhammed Seman’ın yeni Kerkük Valisi olması bekleniyor. Bu gelişme, 2024 yerel seçimleri sonrasında Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Arap gruplar ve Türkmenler arasında varılan dönüşümlü yönetim mutabakatının ilk somut adımı olarak değerlendiriliyor.
Kerkük Valiliği Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, Rebwar Taha’nın şu an itibarıyla görevine devam ettiği ve yasal sorumluluklarını sürdürdüğü belirtildi. Açıklamada, “Vali Rebwar Taha, KYB yönetiminin makam değişimi konusundaki her türlü kararına bağlıdır. Ancak şu ana kadar İl Meclisi’ne sunulmuş resmi bir istifa dilekçesi bulunmamaktadır” ifadelerine yer verildi. Buna karşın Kürt siyasi kaynaklar, Taha’nın toplantıda istifasını sunacağını ve ardından Seman için oylama yapılacağını aktarıyor.
Anlaşmanın perde arkası: 2+2 formülü ve makam paylaşımı
Kerkük’teki idari kriz, aslında Ekim 2024’te Bağdat’taki Reşid Otel’de atılan temellere dayanıyor. O dönemde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Türkmenler ve bir kısım Arap grubun boykotuna rağmen valilik ve meclis başkanlığı seçimleri yapılmıştı. KYB’nin öncülük ettiği bu süreç, Kerkük’te “Reşid Otel Anlaşması” olarak bilinen bir uzlaşıyı doğurdu.
Bu anlaşmaya göre, Kerkük yönetimi dokuz il meclisi üyesinden oluşan bir koalisyon tarafından kuruldu: Beşi KYB’den, üçü Arap ve biri Hristiyan temsilci. Meclis başkanlığı Arap bloğuna verilirken, valilik Rebwar Taha aracılığıyla KYB’de kaldı. Şimdi, Taha’nın iki yıllık görev süresinin siyasi anlaşma uyarınca sona erdiği belirtiliyor. Yeni düzenlemeyle valilik makamının önce Türkmenlere, ardından da Sünni Araplara geçmesi planlanıyor.
Rûdaw muhabiri Herdi Muhammed’in aktardığı bilgilere göre, KYB’nin valilik görevinden çekilmesi karşılığında şu idari pozisyonlar KYB’ye verilecek: Merkez Kaymakamlığı, Dakuk Kaymakamlığı, Polis Müdürlüğü ve Vali Yardımcılığı. Görev değişiminin ardından, gelecek yılın başında valilik makamı Türkmenlerden alınarak Araplara devredilecek. Daha sonra ise Kürtler, İl Meclisi Başkanlığı görevini üstlenecek.
ITC Siyasi Büro Üyesi Emir İzzet, Rûdaw’a yaptığı açıklamada valilik makamının Türkmenlere verilmesi yönündeki taleplerinin devam ettiğini belirtti. İzzet, KYB ile yürütülen görüşmelerin yerel seçimlerin ardından başladığını ifade ederek, “Talebimiz açık; diğer bileşenler gibi Türkmenlere de bir fırsat verilmeli. KYB, valilik makamının verilmesi konusunda ilkesel olarak bir karşı duruş sergilemiyor ancak mekanizma üzerinde notları var. Şu an bir esneklik söz konusu” dedi.
KDP’den sert tepki: “Reşid Otel pazarlıkları gayrimeşru”
Kerkük’teki bu değişim sürecine KDP kanadından sert eleştiriler geldi. KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed, yaptığı yazılı açıklamada, “Partimizin tavrı net ve açıktır; Kerkük’ün direnişçi halkını temsil eden siyasi tarafların katılımı olmadan, iyi niyetten uzak bir şekilde Reşid Otel’de bu aziz şehre dayatılan pazarlıklara karşıydık. Bugün yaşanan bu durum da söz konusu pazarlıkların bir sonucu ve devamıdır” ifadelerini kullandı.
KDP, 16 Nisan’daki İl Meclisi toplantısına katılmayacağını açıkladı. Kerkük İl Meclisi KDP Grubu Başkanı Hasan Mecid, “KDP grubu olarak yarınki oturuma katılmayacağız. Konuya ilişkin resmi açıklamamızı yarın yapacağız” dedi. KDP Grup Başkanı Şaxewan Abdullah ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada süreci “gayrimeşru” olarak nitelendirerek, “Bugünkü Kerkük İl Meclisi toplantısı ve valinin belirlenmesi meselesi gayrimeşru bir süreçtir ve Kerküklülerin iradesi dışında gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.
KDP’nin bu tutumu, partinin Kerkük konusundaki uzun süredir devam eden hassasiyetini yansıtıyor. KDP, daha önce de Reşid Otel sürecini “gizli pazarlık” olarak nitelendirmiş ve Kerkük halkının iradesinin dışlandığı hiçbir formülü kabul etmeyeceklerini vurgulamıştı.
KYB’nin stratejisi: Cumhurbaşkanlığı ve Ankara yakınlaşması
Bu gelişmelerin hemen öncesinde, Irak’ta yeni Cumhurbaşkanı seçilen Nizar Amedi’nin KYB adayı olması dikkat çekiyor. Nizar Amedi’nin Irak Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından videolu mesaj yayınlayan KYB lideri Bafıl Talabani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a özel teşekkür etti. Bu jest, KYB ile Ankara arasında son dönemde yaşanan olumlu havanın bir yansıması olarak yorumlandı.
The Amargi’ye konuşan bir kaynağa göre, KYB lideri Bafıl Talabani’nin, yıllarca süren gergin ilişkilerin ardından Ankara ile bağları onarmak amacıyla valiliğin sonunda Türkmenlere verileceğine dair Cumhurbaşkanı Erdoğan’a söz verdiği ileri sürülüyor. K24’ün aktardığı bilgilere göre ise Irak Cumhurbaşkanlığı seçim süreci çerçevesinde Bafıl Talabani, Sünni Takaddüm Partisi lideri Muhammed Halbusi, Şii Asaib Ehlil Hak lideri Kays El Hazali ve Hristiyan lider Reyan Keldani arasında varılan siyasi anlaşma uyarınca Kerkük Valiliği makamının Türkmen ve Sünni bileşenler arasında dönüşümlü olarak değiştirilmesine karar verildi.
KYB’nin Irak Cumhurbaşkanlığı karşılığında Kerkük Valiliği’nden feragat ettiği iddiaları, parti yetkilileri tarafından doğrulanmış değil. KYB kaynakları, partinin bunun yerine Kerkük ve Bağdat’taki Arap ve Türkmen ortaklarıyla ittifakları korumayı amaçlayan daha eski bir güç paylaşımı taahhüdünü yerine getirdiğini belirtiyor. Ancak zamanlama, her iki gelişmenin iç içe geçtiğini gösteriyor.
İçişleri Bakanı Reber Ahmed: “Reşid Otel temelinde kurulan masaya oturmayacağız”
Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı Reber Ahmed de konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Ahmed, KDP dışlanarak Bağdat’taki Reşid Otel’de yapılan “gizli pazarlıklara” sert tepki göstererek, “Halkın iradesini yansıtmayan, meşruiyetten uzak hiçbir anlaşmayı kabul etmiyoruz. Reşid Otel temelinde kurulan hiçbir masaya oturmayacağız” dedi.
Kerkük Valiliği makamının Türkmenlere devredileceği yönündeki iddialara ilişkin de konuşan Ahmed, KDP’nin yaklaşımının makam kavgası değil, ilke kavgası olduğunu vurguladı: “Kimin vali olacağı bizim için ikinci plandadır. Önemli olan, kurulacak yönetimin Kerkük seçmeninin iradesini temsil edip etmediğidir. Biz, halkın iradesinin bir kenara itilip kapalı kapılar ardında ‘pazarlıklar’ üzerinden bir yönetim inşa edilmesine karşıyız.”
Başkan Mesud Barzani de daha önce yaptığı açıklamada, “Şüpheli Reşid Otel pazarlıklarını sürdürerek Kerkük seçmeninin iradesiyle ve Kerküklülerin kaderiyle oynanmasına hiçbir şekilde rıza göstermiyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Meclis aritmetiği ve yeni koalisyon
Kerkük İl Meclisi’ndeki sandalye dağılımı, yeni düzenlemenin boyutlarını ortaya koyuyor. ITC iki sandalyeye sahip. KYB beş sandalyeyi ve müttefik bir Hristiyan kontenjan sandalyesini kontrol ediyor. Çoğunlukla Halbusi ile aynı çizgide olan Arap temsilciler altı sandalyeye sahipken, KDP’nin iki sandalyesi bulunuyor.
Yeni anlaşmayla iktidar koalisyonunun 11 üyeye genişlemesi bekleniyor. Muhalefet bloğu ise KDP’nin iki meclis üyesi ve Rakan el-Caburi ile aynı çizgide olan üç Araptan oluşacak. Bu aritmetik, KDP’nin süreç dışında bırakılmasına rağmen, yeni koalisyonun rahat bir çoğunluğa sahip olacağını gösteriyor.
Kerkük’ün tarihi ve demografik arka planı
Kerkük, yaklaşık 1,77 milyon nüfusu ve zengin petrol yataklarıyla Irak’ın en kritik vilayetlerinden biri. 1957 nüfus sayımında Kürtler nüfusun yüzde 48,3’ünü, Araplar yüzde 22,5’ini ve Türkmenler yüzde 21,4’ünü oluşturuyordu. Ancak Baas dönemi Araplaştırma politikaları, ardından gelen yerinden edilme ve geri dönüş göçü, vilayetin demografik yapısını derinden değiştirdi.
Irak’ta etnik kökeni belirten yakın tarihli bir nüfus sayımı bulunmuyor. Seçim sonuçları genellikle demografik değişime dair kaba bir gösterge olarak kullanılıyor. Kerkük’te Kürtlerin desteği 2014’te yüzde 54 iken 2023’te yüzde 43’e geriledi. Arapların desteği aynı dönemde yüzde 28’den yüzde 38’e, Türkmenlerin desteği ise yüzde 17’den yüzde 18’e yükseldi.
Anayasa’nın 140. maddesi, Araplaştırmayı tersine çevirmek ve Kerkük ile diğer ihtilaflı bölgelerin Kürdistan Bölgesi’ne katılıp katılmayacağına dair bir referandum düzenlemeyi öngörüyordu. Bu oylamanın 2007’de yapılması planlanmıştı ancak hiçbir zaman gerçekleşmedi. Kerkük’ün statüsüne ilişkin bu çözümsüz sorun, Irak’ın en hassas konularından biri olmaya devam ediyor.
Bölgesel yansımalar ve enerji boyutu
Kerkük’teki bu yönetim değişikliği, yalnızca yerel bir idari düzenleme olmanın ötesinde bölgesel yankılar da taşıyor. Baba Gurgur petrol kuyusunun 1927’de ilk kez patlamasından neredeyse bir asır sonra, BP, üretimi artırmayı, doğalgazı çıkarmayı ve elektrik üretimini genişletmeyi amaçlayan milyarlarca dolarlık bir anlaşmayla Kerkük’e geri döndü. Bu anlaşma, merkezi hükümetin vilayetteki yenilenen otoritesinin altını çiziyor.
Türkiye, Kerkük’ü tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle “Türkmen şehri” olarak tanımlıyor. İran ise bu vilayeti batıya doğru uzanan daha geniş stratejik koridorunun bir parçası olarak görüyor. Kürt partileri de dış destek konusunda bölünmüş durumda: KDP Türkiye ile yakın bağlarını sürdürürken, KYB geleneksel olarak İran ile daha güçlü bağlara sahipti. Ancak son dönemde KYB’nin Ankara ile yakınlaşma çabaları, bu geleneksel dengenin de değişmekte olduğunu gösteriyor.
Bu durum şunu gösteriyor: Kerkük’teki valilik değişimi, aynı zamanda bölgesel güçlerin Irak’taki nüfuz mücadelesinin bir parçası. KYB’nin Ankara ile yakınlaşması, İran’ın Süleymaniye üzerindeki etkisini sorgulatırken, KDP’nin süreç dışında bırakılması Erbil-Bağdat hattında yeni gerilimler yaratma potansiyeli taşıyor.
