ANASAYFAORTADOĞUİran-ABD müzakereleri öncesi beş büyük engel: Lübnan, Hürmüz ve nükleer gerilim

İran-ABD müzakereleri öncesi beş büyük engel: Lübnan, Hürmüz ve nükleer gerilim

İran ile ABD arasında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılması planlanan kritik müzakereler öncesinde Lübnan ateşkesi, Hürmüz Boğazı ablukası ve nükleer program gibi beş büyük engel masada bekliyor.

İran-ABD müzakereleri öncesi beş büyük engel: Lübnan, Hürmüz ve nükleer gerilim

İran ile ABD arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması planlanan İran-ABD müzakereleri öncesinde taraflar birbirini uyarırken, Lübnan’daki ateşkes, Hürmüz Boğazı’ndaki abluka ve İran’ın dondurulmuş varlıkları gibi en az beş büyük engel masada bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a “Bugün hayatta kalmalarının tek nedeni müzakere etmek!” çıkışını yaparken, Tahran yönetimi ise müzakerelerin başlaması için iki koşul öne sürdü.

Pakistan’ın başkenti İslamabad, İran-ABD müzakerelerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ancak sağlanan iki haftalık ateşkesin kırılgan görüntüsü ve taraflar arasındaki derin görüş ayrılıkları, görüşmelerin başarı şansını sorgulatıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in başkanlık edeceği Amerikan heyeti Pakistan’a hareket etmişken, İran cephesinden gelen şartlı yaklaşım süreci baştan tıkama riski taşıyor.

İran’dan iki şart: Lübnan’da ateşkes ve dondurulmuş varlıklar

İran müzakere heyetine başkanlık edeceği belirtilen Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran-ABD müzakerelerinin başlayabilmesi için iki taahhüdün yerine getirilmesi gerektiğini duyurdu. Kalibaf, bunları “Lübnan’da ateşkes ve İran’ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılması” olarak sıraladı ve “Bu iki husus, müzakereler başlamadan önce yerine getirilmelidir” ifadelerini kullandı.

İran’ın, Lübnan’ın da ateşkes kapsamına alınması yönündeki beklentisi daha önce biliniyordu. Ancak Kalibaf bugünkü açıklamayla ilk kez kamuoyuna, İran’ın müzakereler için dondurulan varlıklarının da serbest bırakılmasını şart koştuğunu duyurmuş oldu. ABD’nin bugün bu yönde bir adım atacağı yönünde herhangi bir bilgi bulunmuyor.

İran, ABD’nin bankacılık ve enerji sektörlerine uyguladığı yaptırımlar nedeniyle, petrol ve doğalgaz ihracatından elde ettiği milyarlarca dolara, yabancı bankalardaki varlığına erişemiyor. Bu durum, İran ekonomisini doğrudan etkiliyor.

Trump’tan sert yanıt: “Hayatta kalmalarının tek nedeni müzakere”

İran’ın bu şartlarına yanıt ise ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İranlılar ellerinde, uluslararası su yollarını kullanarak dünyaya kısa ömürlü şantaj uygulamaktan başka koz olmadığını anlamıyor gibiler. Bugün hayatta kalmış olmalarının tek nedeni müzakere etmek!” uyarısını yaptı.

Trump ayrıca New York Post gazetesine yaptığı açıklamada, Amerikan savaş gemilerine, Pakistan’daki barış görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde İran’a saldırıları yeniden başlatmak için “en iyi mühimmatların yüklendiğini” söyledi. “Görüşmelerin başarılı olup olmayacağını yakında, yaklaşık 24 saat içinde göreceğiz” diyen Trump, tehdit ve diplomasiyi bir arada götüren bir strateji izliyor.

JD Vance ise uçağa binmeden önce yaptığı açıklamada daha ılımlı bir dil kullandı: “Müzakereleri sabırsızlıkla bekliyoruz. Bence olumlu geçecek. İranlılar iyi niyetle müzakere etmeye istekliyse, biz de kesinlikle elimizi uzatmaya hazırız.”

Beş büyük engel: İran-ABD müzakerelerini tıkayan başlıklar

Lübnan ateşkesi: İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Lübnan’ın ateşkes kapsamında olmadığı yönündeki ısrarını sürdürüyor. Pakistan ise ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıklamıştı. Bu çelişki, İran-ABD müzakerelerinin en başından itibaren tıkanma riskini taşıyor. İsrail’in bugünkü saldırılarında ondan fazla Lübnanlının hayatını kaybettiği açıklandı. Lübnan makamları, Hizbullah ile İsrail arasında 2 Mart’ta başlayan savaştan bu yana en az bin 830 kişinin öldüğü bilgisini paylaştı.

Hürmüz Boğazı ablukası: İran, ateşkese rağmen Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı ablukayı kaldırmış değil. Geçmek isteyen gemilere Devrim Muhafızları ile koordinasyona girme ve geçiş ücreti gibi yeni şartlar öne sürülüyor. Çok az sayıda gemi geçiş yapabiliyor ve yüzlerce gemiyle yaklaşık 20 bin denizci hâlâ Körfez’de mahsur durumda.

Nükleer program: Trump, İran’ın “asla bir nükleer silaha sahip olamamasını” hedeflediğini belirtiyor. İran ise sivil amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkında ısrar ediyor. 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (JCPOA) ulaşmak uluslararası müzakerecilerin yıllarını almıştı. Tarafların sıfırdan yeni bir anlaşma inşa etme iradesi ise henüz net değil.

Bölgesel müttefikler: İran’ın Lübnan’daki Hizbullah, Yemen’deki Husiler, Gazze’deki Hamas ve Irak’taki milislerden oluşan “Direniş Ekseni” ağı, Tahran’ın bölgesel nüfuzunun temelini oluşturuyor. İsrail ise bu yapının tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyor. İran’ın bu ağdan vazgeçmeye hazır olduğuna dair herhangi bir işaret bulunmuyor.

Yaptırımların kaldırılması: Kalibaf, yaklaşık 120 milyar dolar tutarındaki dondurulmuş İran varlığının müzakereler başlamadan önce serbest bırakılması gerektiğini söylüyor. Trump yönetiminin, görüşmeleri başlatmak için bu denli büyük bir tavizi vermeye istekli olması ise son derece düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Pakistan’ın arabuluculuk rolü ve güvenlik önlemleri

Pakistan, savaşta saldırıya uğrayan Katar gibi geleneksel arabulucuların devre dışı kalmasının ardından bu rolü üstlendi. Pakistan, bağımsızlığından bu yana ABD ile yakın askerî ve ekonomik ilişkilere sahip. Aynı zamanda Tahran ile düzenli olarak üst düzey temaslar sürdüren ülke, bu sayede iki aşamalı bir strateji üzerinde çalışabildi: önce ateşkes, sonra müzakereler.

İslamabad’da yüksek güvenlik önlemleri alındı. 10 binden fazla güvenlik görevlisi konuşlandırıldı, şehrin bazı bölgeleri abluka altına alındı. Okullar ve devlet dairelerinin iki gün kapalı kalması kararlaştırıldı.

Lübnan’daki durumun müzakerelere etkisi

İsrail’in Lübnan’a yönelik yoğun saldırıları, görüşmeler daha başlamadan önce sürece zarar veriyor. İsrail’i ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçlayan İran, misilleme tehdidinde bulunuyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’yi ateşkes ile İsrail’in devam ettirdiği savaş arasında bir seçim yapmaya çağırarak her ikisinin birden mümkün olmadığını belirtti.

Lübnan’ın ateşkes anlaşmasına dahil olup olmadığı konusunda taraflar anlaşamıyor: İsrail ve ABD’ye göre Lübnan sürecin parçası değil. JD Vance, İran’ın böyle düşünmesinin bir “yanlış anlaşılma” olduğunu söylerken, bu ifadesiyle Pakistan’ın açıklamasıyla da çelişiyor. Zira Pakistan, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıklamıştı.

Değerlendirme: Müzakerelerin başarı şansı nedir?

EDINA düşünce kuruluşundan siyaset bilimci Christian Mölling, ilk görüşmelerin gerçekten yapılıp yapılmayacağının bile net olmadığını belirtiyor. Mölling, “İranlılar, ABD’nin haftalarca süren bombardımanına dayanabilecek kapasitede olduklarını gösterdi. Ve temelde fiyatı daha da artırmayı deneyebilirler” dedi.

Bu durum, uluslararası diplomasinin geldiği noktayı gösteriyor. Savaş tehdidi altında yürütülen müzakereler, tarafların birbirine olan güvensizliğini daha da derinleştiriyor.

Trump’ın ise pek fazla seçeneği kalmadığını belirten Mölling, “(Savaşı) daha da tırmandırabilir ama bu bile Hürmüz Boğazı’nın açılacağı anlamına gelmek zorunda değil” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak, İran-ABD müzakereleri öncesinde masada dev bir engeller dağı duruyor. Lübnan’daki ateşkesten Hürmüz Boğazı’ndaki ablukaya, nükleer programdan yaptırımların kaldırılmasına kadar uzanan bu başlıklar, görüşmelerin başlamasını ve başarıya ulaşmasını zorlaştırıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL